SURİYE DOSYASI /// Bel Trew : BAE-Esad görüşmesi, Ortadoğu’nun değişen güç dinamiklerinde ne anlama geliyor ????


Bel Trew : BAE-Esad görüşmesi, Ortadoğu’nun değişen güç dinamiklerinde ne anlama geliyor ????

Ulusal çıkarları söz konusu olduğunda son derece pratik yaklaşan BAE, ilişkileri uzun süredir normalleştirmek istiyor

Salı 16 Kasım 2021 6:00

BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüştü (AP)

Sanırım Suriye‘nin başarısızlığa mahkum devrim umudunun miadını doldurduğuna ve Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kazandığına pek fazla karşı çıkan olmaz.

Bu, sefil ve kanlı bir zafer. Savaşın harap ettiği ülkenin nüfusunun yarısı yerinden oldu, 300 binden fazla kişi öldü ve emsalsiz mali kriz aileleri akla hayale sığmaz bir yoksulluğa itti ki bunun rekor düzeydeki kuraklık ve kirlilikle de birleşmesi kıtlık endişesi yaratıyor.

Ülkenin kendisi de yabancı devletlerin etki alanlarına ayrılmış durumda: Türkiye, ABD, Rusya ve İran kendi köşelerini savunuyor. Ama yine de Esad kazandı.

Geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) dışişleri bakanı, 2011’de kanlı iç savaşın başlamasından bu yana ilk kez Şam’ı ziyaret ederek bunu vurguladı. Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan’ın (BAE’nin fiili hükümdarı Muhammed Bin Zayed’in, yani MBZ’nin kardeşi) ziyareti, Arap dünyasının Esad’la ilişki kurmaya istekli olduğunun belki de en yüksek sesli ve en açık sinyaliydi. Esad’ın gerçekten galip olduğunun da.

Esad’ın yakın müttefiki, Lübnanlı militan örgüt Hizbullah’ın başı Hasan Nasrallah da bunu neşeyle dile getirirken Esad’ın isyancılar karşısındaki "zaferinin" tasdiki olduğunu söyledi. Fakat duyuru şaşırtıcı olsa da hamle öyle değil.

Ulusal çıkarları söz konusu olduğunda son derece pratik yaklaşan BAE, Esad rejimiyle ilişkilerini uzun süredir normalleştirmek istiyordu. Ziyaretten önce Suriye devlet medyası, MBZ’nin Suriye Devlet Başkanı’ndan ilişkileri ve işbirliğini güçlendirmek için az rastlanır türden bir telefon aldığını bildirdi.

2018’de BAE, savaşın başlamasından bu yana ilk kez Şam’daki büyükelçiliğini tamamen yeniden açmış, bu Bahreyn’i de aynısını yapmaya sevk etmişti. Aslında büyükelçilik hiçbir zaman tam olarak kapanmamışsa da (görünüşe göre Emirlik diplomatları hep orada görev başındaydı) bu hamle yine de bir mesaj niteliğindeydi. Uzmanlar da Esad ailesiyle Emirlik yöneticileri arasındaki temasın son 10 yıldır kesintiye uğramadığını iddia ediyor.

Şüphesiz ki küçük ama hırslı Körfez devleti, kendisini Suriye için alenen başvurulacak arabulucu olarak konumlandırması gerektiğini düşünüyor çünkü bölgede kendini bir siyaset simsarı olarak şekillendirme çabalarını devam ettiriyor. Geçen yıl İsrail’i tanıyan ilk Körfez ülkesi oldular ve Libya’dan Yemen’e kadar birçok çatışmaya bulaştılar.

Arap Birliği’nde Suriye’yi tekrar aralarına almaları gerektiğine dair fikir birliği oluştuğuna inanan BAE’li analist Abdülhalik Abdullah, "Birinin bu işi yapması gerekiyordu ve BAE yaptı" dedi. Abdullah, bölgedeki birçok ülke özellikle de pandemi döneminde iç sorunlarla boğuşurken BAE’nin arabulucu görevini üstlenmek için benzersiz bir konumda olduğunu belirtti.

BAE’nin ‘Yeter artık, yeni bir sayfa açalım’ diyen bir duruşu var. İlk olarak Esad hiçbir yere gitmiyor… kimse kişi olarak onu ya da yaptıklarını sevmese de o birçok açıdan kazandı.

Suriye muhalefeti darmadağın durumda… Sahadaki gerçekleri görmek Suriye halkının da işine yarayacaktır.

Abu Dabi için Esad’ı yeniden bir bütün haline getiren tek devlet olmak finansal ve ticari fırsatlar yaratabilir, ki söylentilere göre imrenilen bir Akdeniz limanı da bunlar arasında. Ama ayrıca bazı kişisel hedeflerin yanı sıra küresel düzeyde de önemli bir siyasi sermaye kazanabilirler.

Şarkul Avsat gazetesi için ülkenin iç işlerini takip eden Londra merkezli Suriyeli gazeteci İbrahim Hamidi, "Türk etkisine ve İslami [politik İslam kastediliyor -ed.n.] etkiye karşı koymak BAE’nin bölge genelindeki yaklaşımının parçası" dedi.

Hamidi, BAE’nin Suriye ziyaretinin Şam’dan çok Ankara, Tahran, Moskova ve Tel Aviv’e odaklandığını söyledi.

Tahran ve Ankara’nın Suriye üzerindeki etkisini azaltmak ve Şam’la Tel Aviv arasında bazı kanallar açmaya çalışmak istiyor… Jeopolitik hedefleri var ve başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek.

BAE, bölgede Esad’la müzakere masasının başına oturmak için yarışan tek arabulucu değil. Muhtemelen en uygun ülke Ürdün: Suriye’yle sınır paylaşıyor ve 1 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Dikkat çekecek bir şekilde, Şam’daki büyükelçiliğinin kapılarını da hiçbir zaman kapamadı ve 2011’de çatışmanın patlak vermesiyle büyükelçisini geri çağırmış olsa da Amman, diplomatik ilişkileri geliştirmek için 2018’de bir maslahatgüzar atadı.

Kral II. Abdullah, ekimde Esad’dan "işbirliğini geliştirmenin yollarını görüşmek için" bir telefon da almıştı. Bundan bir ay önceyse Suriye’nin genel kurmay başkanı, yeniden tamamen açılan sınırla ilgili görüşmek üzere Amman’ı ziyaret etmişti.

Hamidi bu hafta, Şam’la ilişkileri normalleştirmek için bir plan ortaya koyan ve hem ABD birliklerinin ülkeden ayrılmasından hem de ülkedeki "İran etkisini frenleme" çabasından bahseden, Ürdün’ün desteğiyle hazırlanmış gizli bir belgeye ulaştığını söyledi. Belgenin, Suriye’de "rejim değişikliği" politikalarının başarısız olduğunu, bunun yerine insani krizle mülteci krizinin yanı sıra bölgesel istikrarsızlığın daha önemli olduğunu iddia ettiğini söylüyor.

Hamas’la İsrail arasındaki barış anlaşmalarına aracılık ettiği için büyük övgüler toplayan Mısır’ın da gözü arabuluculuk rolünde. Yakın zamanda Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü, Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu esnasında Suriyeli mevkidaşıyla görüşmesinden birkaç ay sonra Suriye’nin Arap Birliği’ne döneceğini söyledi.

Hamidi, bunun arkasında belki de ABD’deki yönetim değişikliğinin olabileceğine inanıyor. Donald Trump’ın kararsız ve bazen hararetli müdahalelerinden sonra (bkz. 2020’de İranlı üst düzey komutan Kasım Süleymani’ye düzenlenen suikast) Joe Biden, Ortadoğu’nun da dünyanın diğer bölgelerinin de Amerika’nın ileriye dönük gündeminin başını çekmediğini açıkça belirtti.

Hamidi, "Kritik biçimde Amerikalılar, Arap normalleşmesini engellemek için nüfuzlarını kullanmadı. Bu, BAE’yle görülebiliyor" dedi.

Üst düzey BAE ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ABD’nin toplantıyla ve gönderilen sinyallerle ilgili "endişeli olduğunu" belirttiyse de daha ileri gitmeyerek Washington’un "Suriye’ye yönelik tutumlarını şekillendirmeyi [onların] müttefiklerine bırakacağını" söyledi.

Hamidi, aslında bazı durumlarda Amerikalıların insani meseleler için belirli türden bir normalleşmeyi teşvik ettiğini belirtti. Örnek olarak da ABD’nin yaptırım muafiyetleri yoluyla kolaylaştıracağını söylediği Mısır, Ürdün, Suriye ve iflas etmiş Lübnan arasında önerilen gaz boru hattını verdi.

Daha sonra bu haftaysa ABD Hazinesi, internet sitesinden "istikrar ve erken toparlanmayla ilgili faaliyetleri ve Suriye’yi içeren işlemleri" yürütmelerine imkan sağlamak için BM ve ABD yönetimi için yaptırım muafiyetleri getirileceğini söyledi.

Hamidi, "En büyük değişiklik bölgede artık Amerikan gücünün olmaması. Bu, bölgesel güçlerin işlerini kendi başına görmeleri için alan yaratıyor" dedi.

LİNK : https://www.independent.co.uk/independentpremium/voices

Independent Türkçe için çeviren: Ata Türkoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s