İSTİHBARAT DOSYASI /// Serkan Yıldız : İstihbarat Dünyasının “Akademisyenleri” ve “Uzmanla rı”


Serkan Yıldız : İstihbarat Dünyasının “Akademisyenleri” ve “Uzmanları”

24 Aralık 2021

“İstihbarat” konularında çok kıymetli akademisyenleri zevkle okuyorum. Çok değerli – eşsiz bilgiler paylaşıyorlar, çalışmalar yapıyorlar. Hatta demem o ki; sosyal medya hesabımda çoğunlukla bu konuda tezler hazırlayan, kitaplar yazan ve çok ciddi çalışma yapanları özellikle takip ediyorum. Farklı ya da bambaşka bilgilere sahip olduğumdan ya da öğrendiğimden değil ancak “bilinenleri” daha doğrusu bu işle uğraşan insanların “bildiklerini” çok güzel bir terminoloji kullanarak, inci taneleri gibi yazıyorlar. Roman okuyor hatta Fenerbahçe – Galatasaray maçına gitmiş gibi oluyorum o yazılanları okurken. O kadar güzel yani. Fenerbahçe yendiği sürece tabii…

Diğer yandan “istihbarat uzmanları da” sosyal medya da takip ettiklerim arasında. Ve aralarında çok ciddi farklar görülüyor akademisyenlerimizle. Aynı olayı bir istihbarat uzmanı değerlendirirken çok farklı bir dil kullanırken yine aynı olayı bu konuda uzman bir akademisyen izah ederken bambaşka bir dil kullanıyor.

“Çok okuyan mı çok gezen mi bilir” paradoksuna çevirmek istemiyorum konuyu ama Fatih Altaylı’nın dediği gibi; “Eğer çok gezen bilseydi Acun Ilıcalı’nın (eski) eşi İlber Ortaylı’dan daha çok şey bilirdi.” diyerek bu paradoksa bir virgül koyuyorum.

Bizim akademisyenlerimizin ve istihbarat uzmanlarımızın arasındaki durum pek buna benzemese bile sanırım yaklaşır hatta bir nebze yarışır. Ancak hiçbiri bir İlber Ortaylı ve diğerleri de medyatik bir fenomen değil.

Çok basit bir “Ukrayna – Rusya arasındaki İstihbarat Savaşlarını” değerlendirirken bir akademisyen bu konuda sayfalarca yazabilirken istihbarat uzmanlarımız oldukça kısa ve öz bir paylaşımda bulunabiliyorlar. Sanırım bu biraz “cüretle” alakalı. “Sır Bilgisi” ve “Cesaret” bile etken olabilir. Akademik ve entelektüel donanım olarak kendini geliştirmiş- harflere hâkim bir istihbarat uzmanı muhakkak ki, seçtiği kelimelerden, noktalama işaretlerini kullanmasından hatta cümle kurgusundan kendini belli ediyor ve öne çıkıyor. “Rasyonel – Realist Çözümleri” çok net görülebiliyor ve hemen diğerlerinden ayırıyor.

Ama her istihbarat uzmanımız ne yazık ki böyle değil. Kendilerini “İstihbarat Uzmanı” olarak tanıtan hatta dizilerden- sinemalardan nemalanmaya çalışan, “İstihbarat Dünyasını” oraya endeksleyen birçok orta sınıf insan kendini yine hemen belli ediyor. Ve bu canlı türlerinin “istihbarat” dünyası ile tek bağlarının, haftada bir yayınlanmış TV şovuyla eşdeğer olduğu ortaya çıkıyor. Verdikleri bilgiler de ancak o kadar kıymet görüyor. Kurgu ile gerçeği görmüyor, sembollere – davranış şekillerine hatta isimlere akıl dışı anlamlar yüklüyor ve buradan da birçok takipçisine “yanlış” bilgiler iletiyor. Amaçları nedir anlamıyorum doğrusu? Bu tip kirlilikte ne yazık ki çok fazla ülkemizde. Ancak bu noktada; uzman akademisyenlerimiz bu konulara çok septik – seçici ve ciddi yaklaştıkları için kendilerini pek de ciddiye almıyorlar. Bu güzel bir haber.

Akademisyenlerimiz ile Uzmanlarımız arasında bir fark var ama. Bu ortada. Ve bu fark ne yazık ki; ciddi bir fark. “Çok gezenle çok okuyan” arasındaki farkla açıklanamayacak bir durum ne yazık ki. Belli vukuu bulmuş bir olayda, bir istihbarat operasyonunda bir akademisyenimiz o konuyla ilgili tüm operasyonun doğma – büyüme – gelişme ve sonuç kısmını “inci tanesi” gibi yazabilirken o operasyonda karşılan zorlukları – engelleri – muhtelif tesadüfleri ne yazık ki yazamaz. Çünkü bilmez, bilemez. Bilmesi de gerekmez. Bilmiyor diye ayıplanmaz, hor görülmez.

Ancak ne yazık ki bunlar da var olan birer gerçektir. Otoyolun kapanması, ilgili hedefe ulaşmanız için farklı bir rota oluşturmanız, rotanızın zaman sapması, yolda karşılaşacağınız sorunlar, ekibinizden birinizin hastalanması, akşamdan kalması, regl günü, bileğini burkması, cüzdanınızı kaybetmeniz, telefonunuzun arızası, mevcut ülkedeki resmi tatil, kutlamalar ve şenlikler, ruhsal endikasyonlar, trafik, idari sorunlar, giriş sorunları, muhabere sorunları hatta birçok sorun hiçbir akademisyenin “İstihbarat” ile ilgili konusu üzerinde çalışırken / yazarken başına gelmez. Gelse de sorun olmaz. Ama bir “istihbarat uzmanının” başına bunlar geldi mi ciddi sıkıntılar yaşanır.

(İstihbarat uzmanının tecrübe etmesi gereken nokta da; hiçbir operasyon “İstihbarat / Ajan Konulu” filmlerde ki gibi olmaz, ilerlemez. İzlerken şaşıp kalıyorum. “Yahu” diyorum “Neden hiç mermi sekmez, silah tutukluk yapmaz, adam çatıdan atlarken hevesi kursağında kalmaz, paraşütü açılmaz, paçası takılmaz, düğmesi kopmaz” diye. Her şey o kadar güzel ve olması gerektiği gibi ilerler ki, hatta tüm dünyanın olası şansları filmin başrol oyuncusu etrafında döner, şansla kazanır, talihle yaşar ki bir de kalkar en güzel insanla egzotik bir adada tatile başlar operasyon sonunda. Pes diyorum! )

Gerçekler ne yazık ki bu kadar eğlenceli değildir. Zevkli değildir ve mutlu sonla bitmez. Acı vardır, en bolundan ve bonköründen. Canınızın yanması vardır, işkence vardır. Sonu gelmeyen küfürler vardır kendi ettiğiniz ya da size edilen! Kayıplar vardır, şehitler vardır, yakın arkadaşlarınızın parçalarını toplamak zorunluluğu vardır. Kefenine kum doldurmak vardır! Ve ailesine diyecekleriniz! Size verilmiştir bu görev ve mecbursunuzdur! Buyurun ne diyeceksiniz? Başarısızlıklar vardır hatta tüm emeğinize rağmen yediğiniz ağır “fırçalar” vardır. Ve bu “fırçalar” asla sadece bir “fırça” değildir. Başarı da mutlaka işin içindedir tabi. Takdir görmeseniz de bu da vardır.

Konuyu daha fazla duygusala bağlamadan gelelim en can alıcı yere;

Bir akademisyenle uzman arasında tek fark; “Alan Tecrübesidir.” “Alan Tecrübesi” bambaşka bir konudur. Çok farklıdır. “Teorik” değil “Uygulamadır” bu. Yaşanmışlıktır. Tecrübedir. Yaşadıklarınızın toplam bileşkesidir. Hiçbir yerde okuyup, öğrenebileceğiniz ve karşınızdakine anlatabileceğiniz bir şey değildir. Rusya’daysanız Rusya’nın soğuğunu bilirsiniz. Hissedersiniz ve hatta yaşarsınız. Bunu oraya gitmeden tecrübe edemezsiniz. Rusya’nın çok soğuk olduğunu bilirsiniz, okumuşsunuzdur ama Shchyolkovo bölgesindeki hissedilen soğuğu bilemezsiniz. Ve o soğuk hava da silahınızın ateşleme mekanizması, barut gazı, şarjör yayının nemlenme ile donma ihtimali gibi konular bir akademisyenin asla bilemeyeceği noktalardır. Bunu oraya gitmeden, orada yaşamadan kolay kolay elde edemez, elde edilse de “elma şekeri” gibi çıkarıp gösterilmezsiniz. Bir akademisyenin alan tecrübesinin olmamasından kaynaklı bu kadar “cesur” soruları ve cevapları olması ne kadar normalse bir uzmanında bu konularda “ketum” olması / kalması o kadar normaldir. Hatta Rusya’nın soğuğu, Mallorca’nın sıcağı kadar normaldir.

Yukarı da dediğimiz gibi akademisyenlerimizin bildiği “teorik” bilgiler ne yazık ki istihbarat uzmanlarımız için “teorik” değil “uygulamalı / yaşamsal” bilgilerdir. Bu yüzden istihbarat uzmanlarımız bir olay hakkında yorum yaparken iki – üç kere düşünürler. Ama akademisyenlerimiz öyle değildir, pervasızdır. Uzmanlarımız ise; İhtimallerden çok tesadüfleri işin içine katarlar. Tecrübelidir. Bir düşman Paris’te ölü geçirilmiştir ama o iş olana kadar nelerin olduğunu, nasıl zorluklarla karşılaşıldığını, nelerin engel – nelerin destek yarattığını anlar. Paris sokaklarını bilir. Hangi caddenin trafik yönünün ne olduğunu, hangi sokağın nereye çıkacağını, arabayı nereye park etme gerekliliğini, neden o sokakta durması gerektiğini, o binayı, o binanın kaçış noktalarını hatta o binanın güvenlik görevlisinin zaaflarını, o bina da oturanları, hangi zilin çalışıp / çalışmadığını dahi bilir. Ve der ki; “Evet, operasyon yapılmıştır.” Ama diğer yandan “İstihbarat” konusunda uzman bir akademisyenimiz bunların hiçbirini bilmez ve iş yazmaya geldiğinde son derece acımasız olur. Kaldı ki kimse bu akademisyenimize “Neden bunları düşünmüyorsun? Neden bunları yazmıyorsun?” demez, demesi de akla aykırıdır. Bilmek zorunda değil nitekim. Ama konu o alanda olan bir “uzmansa” bunları bilmek zorunda! Ve birileri bunları bilmediği için o uzmanın başına ciddi belalar açabilir.

Bir akademisyen o operasyonla ilgili tüm bu bilgileri bilmez çünkü yukarıda dediğimiz gibi alan tecrübesi yoktur ve hiç olmamıştır. Hiç 7 kat merdiven çıkmamış ve nefesinin kesilmemesi için nefes kontrolü yapmamıştır. “Nefes kontrolü nedir” onu dahi bilmez. Kilitli bir kapıyı açmamıştır. Kilitli bir kapıyı açmak zorunda kalmamıştır. Ve içeri girip bir insana ateş etmemiştir. İnsanı geçelim canlı bir omurgalıya hatta nefes alan bir canlıya bile ateş etmemiştir. “Canlı Ete Ateş Etmek” ne demektir onu dahi bilmez. Ama bu operasyonla ilgili öyle cüretkâr şeyler yazar ki, o operasyonu siz yapsanız ve sonra o yazılanları okusanız dersiniz ki; “Vay be. Adam ne güzel yazmış.”

Oysa o operasyon gerçekleşene kadar yaşanan tüm aksilikleri siz biliyorsunuz. Yukarı da saydıklarım bir operasyonda başınıza gelmesi muhtelif aksiliklerin sadece %1’ini teşkil ediyor. Topu balkondan düşmüş küçücük bir çocuk bile koca operasyonu ziyan edebilir. Hesaba katmadığınız bir posta – kargo görevlisi, bir sarhoş hatta ceviz kadar düşen göktaşları dahi vardır bir operasyonda başınıza gelebilecek aksilikler listesinde. Abartılmış bir örnek olsa da buna yakın seyredenleri vardır. Ve hiçbirini bilemez, öngöremez hatta düşünemez- hesap edemezsiniz. Ama mutlaka bu milyon ihtimalden birçoğu başınıza gelir.

Sonrasında bir akademisyen bu operasyonla ilgili “övgü / yergi dolu” bir makale yazdığında siz ise sadece okursunuz ve olağan tüm mütevazılığınızla tebessüm edersiniz. Ve eve döndüğünüzde; üst kat komşunuzun çıkardığı gürültü ile kredi ödemelerinizle hatta partnerinizle davet edildiğiniz bir baloda onun hangi renk kıyafet giyeceği ile ilgilenmeye başlarsınız. Ellerinizi çok çok iyi yıkadıktan sonra tabii ki. Ve bunlar emin olun diğer sorunlara göre çok daha sert ve acımasızdır. Çünkü operasyonlarda çözüm vardır ama bu sorunlarda çözüm sizden çok uzaktır. Ve yetenekleriniz dâhilinde değildir. Herkes sizden keman çalmanızı istiyor ama siz iyi bir keman virtüözü değilsiniz! Sizden herkes keman çalmanızı istemenize rağmen… Kemanı bırakın ve yerinize dönün… Siz keman çalmayı bilmiyorsunuz bu kadar basit!

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s