TEKNİK TAKİP DOSYASI : Kılıçdaroğlu’nun telefonlarını kim dinliyor ??


Kılıçdaroğlu’nun telefonlarını kim dinliyor ??

03 Ocak Pazartesi

Feramuz Erdin yazdı…

Kemal Kılıçdaroğlu, herhangi bir batılı ülkede siyaset yapıyor olsa, hatta o ülkelerin birinin ana muhalefet lideri olsaydı, 2021’in son günlerinde gazetecilerin karşısında yaptığı konuşma “infial” yaratır, gündemi belirlerdi.

“Telefonlarımız dinleniyor, CHP’li belediye başkanları için ‘masalar’ kuruldu, her adımları eylemleri takip ediliyor, izleniyor.”

Bu sözleri onlarca gazetecinin ortasında söyledi, tüm Türkiye dinledi.

Çıt çıkmadı…

Türkiye, yasa dışı telefon dinlemelerine şerbetliydi. Artık o kadar çok kanıksanmıştı ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri uğultuda kaynayıp gitti.

MESAJ VERDİ

Oysa ki,

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir şeyler bildiği ortadaydı ve muhataplarına medya üzerinden mesajlar veriyordu.

Hele ki, “Bir polis baskınında neler yapılacağına dair listeyi güncelleyip, teşkilata dağıtacağız” sözleri partinin geneline yayılmış bir endişenin ötesinde bilgilerin derinliğine de işaret ediyordu.

Son günlerin her kesim tarafından sıklıkça kullanılan çok popüler bir sözü kulaklarımızda çınladı: “Geliyor gelmekte olan.”

FETÖ ZAMANINDA İŞLER BÖYLE YÜRÜYORDU

"Her istediklerini alan" FETÖ’cüler devlet kadrolarına hakimken de işler tam böyle yürüyordu!

Toplumsal travma geri mi geliyordu. Devlete “yeni çeteler” ve “kuralsızlıklar” mı hakim oluyordu?

Biraz geriye dönüp hafızamızı tazeleyelim.

Özellikle yasa dışı telefon dinleme ve izlemede muktedir FETÖ’cü kadrolar, özellikle 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sürecinden sonra güvenlik kurumlarından büyük ölçüde tasfiye edildi.

YA ŞİMDİ…

İş başına gelen kamu personelini ise çok daha zor günler bekliyordu.

Bir kez akıllara yerleşen suiistimal endişesi herkesi ve her birimi çok daha dikkatli davranmaya sevk etti.

İdare açısından tehlike şuydu: Kontrolsüz bırakılan birimler ve yöneticiler fırsatını bulunca kendi ajandalarını yürütebiliyordu.

Personel açısından tehlikeyse, yapacakları herhangi usulsüz bir işlemin ardından, daha öncekiler gibi adli ve idari takibe uğramaları ve kendilerini cezaevinde bulmalarıydı!

15 Temmuz’dan sonra iç kontrol mekanizmaları normale dönmeye başlamıştı. Dijital sistemlere çeşitli kontrol ve usulsüz işlem ihbar yazılımları yüklendi. Memurların usulsüz işlem yapmalarının önüne geçmek için her türlü fiziki, dijital ve idari tedbirler alındı.

Yeni dönemin kuralları artık bunlar. Şimdi özellikle kolluk ve istihbarat bürokrasisinde herkes yoğurdu adeta üfleyerek yemeye çalışıyor.

DİJİTAL AYAK İZİ DE TAKİPTE

Bu arada şunu da hatırlamakta fayda var, iletişimin izlenmesi sadece telefon görüşmelerini kapsamıyor. Dijital imkanlarla yapılan her türlü iletişim ve dijital “ayak izi” de takip ediliyor.

KİMLER DİNLİYOR VE İZLİYOR

O halde Kılıçdaroğlu ve ekibini kim dinliyor olabilir?

1. Kolluk ve istihbarat birimleri:

Bu kurumlar istihbari ve adli olmak üzere iki çeşit dinleme yapabilirler. Her ikisinin uygulanması için de hâkim kararı gerekiyor. Ana muhalefet partisi genel başkanının ve ekibinin çok istisnai bir durum olan istihbari yani suçu önlemek amacıyla yapılan dinlemeye alındığının ortaya çıkması skandal üstü skandal bir durum yaratır. Buna en iyi örnek ABD’nde yaşanan Watergate Skandalıdır -ki hükümeti götürmüştür. ABD siyasi tarihinde ilk kez bir başkan görevi bırakmış, Nixon istifa etmiştir.

Bu işleme onay verecek hâkim ile uygulayıcılar, olay ortaya çıktığında değilse bile ilk iktidar değişikliğinde yargılanacaklarını çok iyi bilirler. Büyük cesaret ve adanmışlık gerektirir. Bir de bu dinlemelerin işine yarayacak olduğu kişiler var ki, onlar da bu yargılama sürecinden kaçamaz. Hükümetin uluslar arası platformlarda düşeceği durumu da bu hesaba katmak gerekir.

Adli dinleme süreci ise farklıdır. Bir suçun ortaya çıkarılması için yapılan adli dinlemeyle hâkim kararı olmak şartıyla herkes dinlenebilir. Belediye başkanları ve parti genel başkanı aynı organizasyonun içindeyse hepsi adli dinlemenin hedefi olabilirler. Bu kişilerden bazılarının milletvekili olması durumunda kovuşturma ile yetkili makam Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’dır. İstisnai hallerde suç yeri savcılığı soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile koordine halinde yürütür. CHP gibi köklü siyasi kültüre sahip bir partide genel başkanın ve belediye başkanlarının içinde olduğu bir suç örgütünün varlığını düşünmek çok zor. Eğer gerçekten böyle bir şey varsa bile kamuoyunu inandırıcı delillerin ortaya konması gerekir. Ama bu bile çıkacak bir siyasi kaosu engelleyemez.

Adli dinleme sonunda bir suç varsa iddianame hazırlanır, suç unsuruna rastlanmazsa kanun gereği bu durum dinlenen kişiye yazılı olarak bildirilir.

Her hâlükârda ana muhalefet liderini de kapsayan bir soruşturmanın siyasi sonuçlar doğurmaması mümkün değildir. O yüzden kimden icazet alırsa alsın, soruşturmayı yürüten adli makamlar ve kolluk personelinin kılı kırk yararak işlem yapması gerekir. Hele ki sonradan siyasi saik ile böyle bir işe kalkışıldığı ortaya çıkarsa, burada da karar veren ve uygulayanlar ile kendilerine yasa dışı olarak aktarılan bu bilgileri siyasi amaçla kullananlar yargılamadan kaçamaz.

Daha önce örgütsel aidiyet motivasyonu ile gözünü karartarak bu işe yeltenenler olduğundan yukarıda bahsetmiştik. Şimdi onların çoğu Paralel Devlet Yapılanması çatısı altında işledikleri suçlar nedeniyle cezaevinde. Ama bu defa böyle bir işe cesaret edecek bir grup bir araya gelebilir mi, bunu zaman gösterir?

2. Kurum içi espiyonaj

Burada sadece CHP’yi kastetmiyoruz, aynı risk tüm kurum ve hatta işletmeler için de mevcuttur. Kurum içi rekabet tüm organizasyonlarda yaşanan bir gerçektir. Kurum içi çekişme ve rekabet motivasyonuna sahip gruplar, kurum içinde yasadışı olarak istihbarat toplama eylemine girişebilirler. Bunun için bir bütçe ve işten anlayan bir ekip yeterlidir. Hele ki kurumun iletişim biriminin yeterli güvenlik prosedürlerine sahip olmaması veya kötü niyetli kişilerce ele geçirilmesi tüm kurumsal iletişimin takip edilmesine imkân verebilir.

Kaldı ki kurum ve şirketlerin kendi temin ettikleri telefon, e posta, yazılım ve bilgisayarlar üzerinden iç iletişimi kontrol etme yetkisi vardır. Orada toplanan bilginin nasıl işlendiği çok ciddi bir güvenlik sorunudur.

Böyle bir durumun ortaya çıkarılması halinde başta eylemi yapanlar ile elde edilen bilgileri kullananlar hakkında yargılama kaçınılmazdır.

3. Rakipler

Burada uygulanan yöntemlerin sanayi veya ticaret casusluğundan bir farkı yoktur. Mevcut teknolojik imkanlar ve içerden devşirilecek birkaç kişi ile hedef kişi ve kurumların bir kısmının veya tamamının takibe alınması ve iletişiminin izlenmesi mümkündür. Bilgisayar sistemlerine ve cep telefonlarına yüklenecek kötü amaçlı yazılımlar bu iş için yeterlidir.

*Feramuz Erdin

Odatv.com

Feramuz Erdin: 1992’de Polis Akademisinden mezun oldu. 2007 yılına kadar Emniyet Genel Müdürlüğü kadrosunda yönetici olarak çalıştı.

2011-2017 arasında Pronet Güvenlikte Shell Türkiye Güvenlik sorumlusu, 2017-2020 arasında ise Emaar Türkiye Güvenlik Kıdemli Müdürlüğü görevini yürüttü.

2015-2019 yılları arasında TFF’de temsilci olarak görev yaptı. Halen Türkiye Amatör Spor Konfederasyonunda Yönetim Kurulu danışmanıdır.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s