DERİN DEVLET DOSYASI : ABD’nin derin devleti kaos planını açık etti


ABD’nin derin devleti kaos planını açık etti

07 Ocak 01:00

ABD Dış İlişkiler Konseyi’nin yayın organı Foreign Affairs’te yayınlanan ‘Erdoğan için oyunun sonu’ başlıklı makalede genel seçimlerde Millet İttifakı’nın kazanacağı iddia edildi.

İktidarı devretmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a af teklif edilmesi önerildi. HDP’nin de gayriresmî olarak içinde olduğu belirtilen Millet İttifakı’nın adayı olarak İmamoğlu, Yavaş ve Akşener öne çıkarıldı. Makale, TSK içinde de kışkırtıcılık hedefliyor.

ABD’deki Dış İlişkiler Konseyi’nin yayın organı Foreign Affairs’da 4 Ocak 2022’de yayınlanan makalede, 2023’te ülkemizde yapılacak genel seçimlerden bahsediliyor. Soner Çağaptay’ın kaleme aldığı makale, Biden muhalefetinin hedeflerini dile getiriyor. Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde kıdemli uzman olan Çağaptay, gelecek genel seçimlerde Millet İttifakı’nın seçimleri kazanacağını iddia ediyor. Yazıda, seçimlerin ardından olası senaryolar ele alınıyor.

‘ERDOĞAN ÇARESİZ GÖRÜNÜYOR’

Çağaptay makalesinde Erdoğan’ın çaresiz göründüğünü belirterek, “Kasım ayında casusluk suçlamasıyla tutuklanan, muhalefetteki Demokrasi ve İlerleme Partisi’nin (DEVA) kurucu üyesi Metin Gürcan da dahil olmak üzere eleştirmenlere ve siyasi muhaliflere yönelik baskısını artırdı. ABD’den ve Türkiye’nin bazı NATO müttefiklerinden diplomatları sınır dışı etmekle tehdit etti.” ifadelerini kullanıyor.

“Ülkedeki popülaritesi azaldıkça, ülkeyi ekonomik kargaşaya sürükleyen bir politika olan, zaten yüksek olan enflasyonun ortasında, faiz oranlarını düşürmek için pervasız bir deneye girişti.” ifadelerini kullanan Çağaptay, son dönemde ekonomik olarak atılan adımları eleştiriyor.

ERDOĞAN KARŞITLIĞINDA BİRLEŞME!

Erdoğan’ın egemenliğine ilk kez doğrudan bir tehdit oluşturan, cesaretlendirilmiş ve giderek daha birleşik bir muhalefetle karşı karşıya olduğunu ileri süren Çağaptay, Erdoğan’ın belirli bir süreye kadar yenilmez olarak gözüktüğünü fakat giderek popülaritesini kaybettiğini belirtiyor. Erdoğan’ın daha önce rakiplerine karşı birçok seçimi kazandığını hatırlatan Çağaptay, artık muhalefetin bölünmüş değil birleşik şekilde kendisine muhalefet ettiğini vurguluyor. Makalede, CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’na HDP’nin gayriresmî olarak destek verdiği ifade ediliyor.

Çağaptay, Erdoğan karşıtlığı etrafında muhalefetin birleştiğini vurgulayarak, “Mevcut muhalefet bloku, iki kilit grup arasındaki ittifaka bağlı: Laik, solcu CHP ve merkez sağdaki milliyetçi İyi Parti. HDP ve Saadet Partisi de bu ittifakı gayriresmî olarak destekledi. Siyasi olarak, bu partiler birçok konuda birbirlerinden çok uzaktalar, ancak Erdoğan’ı yenme arzusunda giderek daha fazla birleşiyorlar.” diyor.

‘KAZANMASI PEK MÜMKÜN GÖZÜKMÜYOR’

Darbe girişiminden bu yana hükümetin giderek daha fazla ‘paranoyaklaştığını’ iddia eden yazar, KHK ile devletten uzaklaştırılan FETÖ ve PKK bağlantılı kişileri kastederek, “Yalnızca darbeci olduğundan şüphelenilenleri değil, aynı zamanda demokratik muhalefet üyelerini de takip etti ve ardından on binlerce insanı tutukladı ve 150 binden fazla akademisyeni, gazeteciyi ve diğerlerini işlerinden etmeye zorladı.” ifadelerini kullanıyor.

“18 ay sonra Türkiye, Erdoğan’ın kazanmasının pek mümkün olmadığı bir cumhurbaşkanlığı seçimi yapacak.” diyen Çağaptay, Erdoğan’ın, uzun süredir devam eden yozlaşma ve yetkiyi kötüye kullanma mirası nedeniyle görevden alınırsa yargılanabileceğini söylüyor. Bu bağlamda yazar bir kaos planı çizerek, Erdoğan hakkında, “Adil bir oylamayı baltalamak, sonucu göz ardı etmek ve hatta 6 Ocak (ABD kongre baskını) benzeri bir ayaklanmayı körüklemek de dahil olmak üzere görevde kalmak için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışacak.” iddiasında bulunuyor.

‘AÇILIMCI ERDOĞAN İYİYDİ’

Erdoğan’ın 2003 yılında iktidara geldiğinde, ülkenin demokratik kurumlarını inşa edecek ve güçlendirecek bir reformcu olarak karşılandığını yazan Çağaptay, şöyle devam ediyor: “İlk başta, o ve AKP bu vaatleri yerine getiriyor gibiydi. Sağlık hizmetleri gibi hizmetlere erişimi iyileştirdi ve on yıl boyunca düşük işsizlik ve güçlü ekonomik büyüme sağladı. Erdoğan döneminde Türkiye’de çoğunluk, ilk kez orta sınıf bir toplum haline geldi. Ayrıca bazı özgürlükleri genişletti, özellikle Türkiye’deki Kürtlere bazı azınlık dil hakları verdi.”

Bu politikaların bir süre Erdoğan’ı hem yurt içinde hem de yurt dışında popüler hale getirdiğini aktaran yazar, o dönem bu politikaların Avrupa Birliği (AB) ve ABD tarafından tutulduğunu da belirtiyor. Fakat Erdoğan’ın belirli bir dönem sonra, Avrupa ve ABD ile uzun süredir devam eden bağlarından uzaklaşmaya başladığına ve Rusya ile yakınlaştığına dikkat çekiyor. Yazar, bunun temellendirmesini S-400 füze anlaşması üzerinden yapıyor.

ÇATIŞMA İDDİASI

Makalede en dikkat çekici nokta ise 2023’te yapılacak seçimlerde Erdoğan’ın “kesinlikle kaybedeceği” ve bu yenilginin sonucunun nasıl olacağı. Yazar “Mevcut kamuoyu yoklamalarına göre hem CHP’li belediye başkanları hem de milliyetçi İyi Parti’nin lideri Meral Akşener, Erdoğan’ı iki yönlü bir cumhurbaşkanlığı yarışında yenecek. Üçü de muhalefetin genel liderliği için yarışıyor, ancak yakın zamanda Türkiye’ye yaptığım bir gezide, her birinin ikinci turda Erdoğan’a karşı önde gideni destekleyeceğini öğrendim.” ifadelerini kullanarak, kesin bir ifadeyle muhalefetin kazanacağını iddia ediyor.

Erdoğan’ın seçimi kaybettikten sonra yargılanacağını öne süren yazar, yenilgi sonrası iki plan çiziyor. İlk olarak bir kaos planı kuran yazar, Erdoğan’ın silahlı güçleri devreye sokacağını iddia ediyor. Seçimi kaybetmesi halinde Erdoğan’ın sertleşeceğini ve polis kuvvetini kullanacağını, bir çatışma ortamının çıkabileceğini savunan Çağaptay, şöyle sürdürüyor: “Doğrudan kendisine rapor veren modern, iyi silahlanmış 300 binden fazla bir güç olan ulusal polisi konuşlandırabilir ve bir baskıyı hızlandırabilir. Tüm gösterileri derhal yasaklayacak, önemli protesto organizatörlerini tutuklayacak, sosyal medyayı kapatacak ve muhtemelen sokağa çıkma yasağı ilan edecek ve ardından 2016 darbesinden sonra dayattığı gibi olası bir olağanüstü hâl ilan edecek.”

ORDU İLE ARAYA NİFAK SOKMA PLANI

İkinci bir plan olarak, TSK’nın araya girebileceğini, Erdoğan ve ailesinin yargılanmaması şartıyla anlaşma sağlanabileceğini ileri süren yazar, ordu ile hükümet arasına nifak sokma planlarını açık ediyor. TSK’nın diğer kuvvetlerden farklı olduğunu belirten yazar, birinci ihtimal olarak görülen kaos planına karşı bu planın muhalefet için daha iyi bir alternatif olduğunu söylüyor. Yazar TSK için, “Erdoğan yanlısı ve karşıtı Türklerin bir araya geldiği, ülkenin geriye kalan tek kurumlarından biridir. Son yıllarda, askeri liderlik, ülkenin iç siyasetiyle ilgili tarafsızlık politikasını benimsedi ve bu da orduyu, büyük ölçüde partizan olmayan bir kimliği korumak için kalan birkaç devlet kolundan biri haline getirdi.” diyor.

Nifak planını “Türkiye demokrasisinde daha geniş ve daha hızlı bir çöküşü önlemek için mevcut en iyi seçenek olabilir.” ifadeleriyle dile getiren yazar, bu hızlı geçiş sürecinin AB ve ABD tarafından da destekleneceğini belirtiyor.

‘İKTİDAR OLMA ŞANSLARI YOK’

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, salı günü Ulusal Kanal’da yayınlanan Çıkış Yolu programında, ABD’nin kaos planına dikkat çekmişti. İçeriden ve dışarıdan yönelen tehditleri anlatan Perinçek planın başarıya ulaşamayacağını vurgulamıştı:

“Türkiye’nin önünde 2 seçenek var. Bir Amerika seçeneği, bir de Türkiye seçeneği. Amerika seçeneği Türkiye’ye kaos vadediyor. Bu seçeneğin temsilcileri CHP yönetimi, İyi Parti yönetimi, onlarla beraber olan HDP-PKK, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, FETÖ. Bunların hepsi bir blok. Adları Millet İttifakı ama gayri-milleti temsil ediyorlar. Doğrudan doğruya ABD planları içerisindeler. Bunlar Türkiye’ye ne vadediyor? Bunların programı, vaatleri; Kaos. CHP sürekli vurguluyor, ‘Ben mağdurlarla iktidara geleceğim.’ Mağdur olan bir FETÖ var, hapislere tıkıldı, bir kısmı öldürüldü 15-16 Temmuz darbe kalkışmasında. Bir de PKK’yı hapisten çıkaracak. Yani iki tane mağdur var. Diyorlar ki, ‘Biz Selahattin Demirtaş’ı dışarı çıkartacağız.’ Selahattin Demirtaş kim? Bugün hapishanede kaç bin PKK’lı var bilmiyorum ama içinden hangisi en ağır suçlu derseniz, Selahattin Demirtaş. Çünkü PKK örgütünün yasal kolunun lideri. Yalnız onu kurtaracağım demiyor. ‘Bütün hapishanelerin kapısını açacağız’ diyor.

Mağdurları, yani Türk Devletinin, Türk Ordusunun, Türk Polisinin, Türk Yargısının içinden temizlenmiş kişileri tekrar alacağız diyor. Hatta CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı ‘hüküm giymiş olsalar bile’ diyor. Yani ne yargı bırakıyor, ne kanun bırakıyor, ne anayasa bırakıyor. Türkiye buna katlanır mı? Türkiye’ye kaos vadeden programı sandıktan çıkartabilir misiniz? Türkiye’nin refleksleri var, Türkiye’nin savunma güdüleri, geleneği var. Verdiği 10 binlerce şehit var. Bunun gerçekleşme şansı sıfır. Onun için CHP’nin merkezinde bulunduğu iktidar planı, bir iktidar planı değil, buradan bir hükümet çıkmaz. Böyle bir çözümü sandıktan da kimse çıkartamaz, başka yerden de. Ama buradan ne çıkar, bir kaos çıkar. Bugün ekonomik durum nedeniyle haklı olarak hoşnutsuzluğu artan bir halkımız var. Bundan yararlanarak kaos planını uygulamanın peşinde olanlar, aynı zamanda bir de sokak unsurunu katarak bu planı derinleştirmeye çalışıyorlar.”

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s