İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ DOSYASI /// Serkan Yıldız : İstihbarat/Örtülü Operasyonlarda Güven lik Önlemleri


Serkan Yıldız : İstihbarat/Örtülü Operasyonlarda Güvenlik Önlemleri

İstihbarat / Örtülü Operasyonlarda “Güvenlik” tüm operasyonun en temelinde, en önemli yerdedir. Güvenlik denildiğinde birçok alanı kapsar, birçok güvenlik türü işin içine girer. Tek bir başlık altında toplanamaz. Ancak önem sırasına göre bir öncelik listesi yapılacak olursa;

1. Personel Güvenliği

2. Bilgi / Envanter / Doküman Güvenliği

3. Muhabere (Telli ya da telsiz tüm iletişim araçları) Güvenliği

4. Kimlik Güvenliği

5. Dijital Güvenlik

6. Mühimmat ve Mühimmat Atığı (Boş Kovan, Patlayıcı Marka vs) Güvenliği

7. İz ve Delil Güvenliği

8. Ulaştırma ve İkmal Güvenliği

*(Sadece Kriz Anlarında) Güvenli Barınma, Gizlenme ve Saklanma Teknikleri / Güvenliği

Bir operatif harekât yürürken “Security Check-List” inde yazanlar ve dikkat etmeniz gereken Güvenlik Tedbirleri belli başlı olarak bunlardır. Ancak; attığınız her adımın, temasa geçtiğiniz her kişinin – nesnenin “bireysel güvenlik” sorumluluğu yine operasyon görevlilerinin üzerindedir. Ve bu durumdan da mesul memur kendileridir.

Personel Güvenliği; Operasyon icra edilirken ilk sırada ve en önemli madde budur. Yürüyen ve işleyen bir planda ilk önce “Operasyonda Görevli Uzmanların” güvenliklerini, tek parça kalmaları ve vücut bütünlüğünün bozulmamasına karşı önlemler alırsınız. Birçok açıdan incelemeniz gereken bir durumdur bu. Arazi şekilleri, iklim, hava muhalefeti, trafik ve diğer oluşabilecek muhtelif toplumsal olayları önceden kestiremeseniz bile bu tip durumlar her zaman varmış gibi düşünüp planlama yapılır. Yürüyüş kolu, pusu ihtimalleri ve taciz ateşlerine karşı çevrenin ve arazinin tabii mevzilerini görmezden gelemez hatta ona göre yürüyüş kolu oluşturursunuz. Düşman, düşman birimlerinin mevcudu, envanteri ve potansiyel ateş güçleri hakkında bir istihbarat olmazsa elinizde büyük ihtimal ciddi sorunlar çıkacaktır. Ve bu sorun, personel kaybı ile hanenize yazılır. Bu sebeple ilk dikkat etmeniz gereken mahiyetinizin güvenliği yani “Personel Güvenliğidir.” Faturası ağır olur. Maddi manevi üzücü sonuçlar çıkar.

Bilgi / Envanter / Doküman Güvenliği; Diğer önemli maddemizdir. Operasyonel bir faaliyet içinde dikkatsizlik sonucu düşüreceğiniz, kaybedeceğiniz ya da otel çekmecesinde unutacağınız küçücük bir doküman, bilgi notu, kartvizit hatta sigara paketi bile önce çalıştığınız müşteriye (devletinize) sonra da size çok ağır zararları olur. Sigara paketi sizi ele verir ama kaybedeceğiniz bir harita bambaşka “bilgilerin düşman eline geçmesine” sebep olur. Diğer doküman kayıplarında ya da zarar görmelerinde uğranacak “zarar” kelimelerle bile ifade edilemez. Evrakı ya da dokümanı yaksanız, üzerine bina göçertseniz hatta önce uzaya ardından aya yollasanız bile artık o bilgi “düşman eline geçmiş bir bilgi” olarak sayılır. Tüm bu sorunlarla uğraşmamak için dikkat etmeniz gereken nokta “Bilgi / Envanter / Doküman Güvenliğidir”

Muhabere Güvenliği; Kanımca dikkat edilmeyen ve en çok açık verilen güvenliktir. Neredeyse dijital bir dünyada yaşıyoruz ve tüm bu veri akışı mutlaka ama mutlaka birileri tarafından izleniyor. “Siber Savaş ve Siber İstihbarattan” defalarca bahsettik. Ve siz örtülü bir operasyondayken kız arkadaşınıza göndereceğiniz Eiffel Kulesi manzaralı bir fotoğraf sizi tamamen ele verecek ve tüm operasyonu, yapılan masrafı, harcanan emeği ve o kadar insanın çabasını boşa çıkartacaktır. Siz orada turistik bir gezide değilsiniz ve kimse sizin nerede olduğunuzla ilgilenmiyor. Sizden beklenen tek bir şey var ve onu başarmanız isteniyor. Ülkenizde ki kız arkadaşınız emin olun ülkenizin çıkarlarından çok daha önemli değil. Ya da arkadaşlarınızın sizi gıpta ederek izlemesi, bununda bir önemi yok. Ve o ya da onlar sizi Bayburt’ta bir şantiyede bilirse bu herkes için çok daha güvenli olacaktır. Diğer yandan, kriptolu konuşmalarınız, mesajlarınız hatta mevcut olarak kullanılan birçok iletişim araçlarını kullanırken de çok ama çok dikkatli olmalı, size verilen brifingi çok iyi dinlemeli ve orada size anlatılanların asla “önemsiz” şeyler olmadığının da bilinciyle hareket etmelisiniz. Operasyon anında aynı takım içindeki uzmanların bile birbirleri ile kuracakları radyo temelli muhabere bile maksimum güvenlik önlemlerinde olmalıdır. Bir anda ensenizde “Vitali Hanzo” nun çeliğini hissetmek istemiyorsanız bu çok çok önemlidir.

Kimlik Güvenliği; Bu biraz tecrübe ve “teatral yetenekle” de ilgilidir aslında. Ancak yine sorumluluk operasyon görevlilerindedir. Londra’da bir İngiliz gibi konuşamayacak, yaşayamayacak ve davranamayacağınız için oluşturduğunuz kimliğiniz tüm koşullar ve baskı altında ucu açıkta olmamalı ve asla ispat edilir doneler üzerine oturmamalıdır. Otelin barında tanıştığınız kişiye; “İş için buradayım” demek farklıdır “Procter & Gamble Firmasına süpervizör olarak geldim” demek çok farklı kavramlardır. Havaalanı görevlisine vereceğiniz cevap bile emin olun sadece bahis kuponu dolduran, İngiliz işçi sınıfına mensup, Jamaika kökenli bir havaalanı güvenliği tarafından izlenmediği ihtimali ile davranmalısınız. Resepsiyoniste “İtalyan Pasaportu” verip otel çıkışında “Hint Restoranlarının nerede olduğunu” sorarsanız bu bile bir “Kimlik Güvenliği” ihlaline girebilir. Çünkü bir İtalyan asla bir Hint Restoranında yemek yemez.

Dijital Güvenlik; Aslında bu birazda sizin dışınızda alınması gereken bir parametredir ancak sizin de muhakkak ve mutlaka sorumluluklarınız vardır. Örtülü operasyonu icra edeceğiniz bölgede ki ATM’ler, AVM kapıları, banka ya da kurumsal firma girişleri, gözlem direkleri hatta trafik lambaları, tik-tok videosu çeken gençler, sosyal medya paylaşımlarının yoğun yapıldığı yerler, havaalanı, istasyon hatta toplu taşıma durakları hatta balkonunda laptopu açık, porno izleyen bir genç ve hatta bu istikametlerde oluşabilecek her türlü dijital takip sistemine karşı dikkatli olmak sizin görevinizdir. Çünkü buraların hepsinde kamera vardır ve 7/24 kayıttadır. Merkez Karargâhta ki dijital uzman her ne kadar tüm bu noktaları körletse bile “gözden kaçırma” ihtimalini düşünmek sizin görevinizdir. Ancak yüksek ihtimal Dijital Uzmana güvenmemekte fayda vardır. Onun yeteneksiz olduğundan değil onun sıcacık ofisinde sizin ise orada, alanda olduğunuzdan dolayıdır.

Mühimmat ve Mühimmat Atığı Güvenliği; Düşman ya da hedef lokasyon da girdiğiniz bir Operasyonel Faaliyet sırasında arkanız da bırakacağınız ya da unutacağınız küçücük bir mermi kovanı sizin başınıza öyle dertler açar ki inanın bana hayal gücünüz bile o kadarını düşünemez. Nasıl ki? Şöyle örnek vereyim; A ülkesinde ki bir operasyonda, çıkan silahlı çatışma sonucunda bir masum sivil hayatını kaybeder. Olay yeri incelemesinde sizin ülkenizdeki bir firmaya ait olan bir mermi kovanı bulunur. Hayatını kaybeden sivilin sıkı araştırmacı olan ailesi, kovanın izini sürer ve belli tarihler arasında kendi ülkelerine, sizin ülkenizden giriş yapan insanların eşkâllerini çıkartırlar. Küçük bir görsel araştırma sonucunda 2000 kişilik ülkeye giriş yapan liste 50 kişiye düşer. İşler artık onlar için daha kolaylaşmıştır. Biraz daha araştırma kapsamlaşır ve bir akşam tamamen güvenlikli olan sitenize girmek üzereyken beyninizde bir kurşun deliği ile komşularınız tarafından ölü halde bulunabilirsiniz. Şanslısınızdır ve şanslı olduğunuz tek şey; artık yaşayan hiç kimsenin tecrübe etmedikleri bilgiye sahip oluşunuzdur. Ölmüşsünüzdür ve neler olduğunu sadece siz biliyorsunuzdur. Eğer daha da şanslıysanız bu krizden çok daha önce haberiniz olur ve topukları yağlamak için fırsat yaratırsınız kendinize. İşte bu kadar önemli bir noktadır.

İz ve Delil Güvenliği; Bu konuda birçok defa eğitime – kursa – uygulamaya tabii tutulsanız bile mutlaka ama mutlaka “güvenlik açığı” vereceğiniz yer tam olarak burasıdır. Bu sebeple bu maddede geçerli olmak üzere, bitirilen bir operasyonda sizin kendi ekibinizden birileri gelip olay yerindeki delil ve izleri temizlemekle görevlendirirsiniz. Kendisi de bu konuda size ve diğer takım arkadaşlarınıza göre daha uzman ve daha eğitimlidir. Tamamen steril, maske – bone – eldiven ve önlük ile bir operasyona giremeyeceğinizden dolayı birilerinin sizin arkanızı toplaması çok normal ve bir o kadarda önemlidir. Özellikle günümüz gelişen ve önü alınamayan teknoloji dünyasında arkanızda bırakacağınız nefes kokunuzdan bile sizin tespit edilme ihtimaliniz varken ve üzerinizde bu kadar baskı, stres ve önlem alma sorumluluğu varken burada açık verme ihtimaliniz çok çok fazladır. Ve birilerini bu konuda görevlendirmeniz kimse tarafından ayıplanmayacak, hor görülmeyecek ya da hoş karşılanmama gibi bir durumla yüz yüze gelmez, gelemezsiniz. Ancak bunu mutlaka yapmalısınız. Unutamaz, yok sayamaz hatta gerekirse operasyon yaptığınız binayı komple havaya uçurmak pahasına da olsa (ki asla çözüm değildir) yine de önlemlerinizi almak zorundasınızdır.

Ulaştırma ve İkmal Güvenliği; Operasyonu tamamlamışsınız, görevlendirdiğiniz ekip arkanızda iz ve delilleri kaldırmış, tüm dijital gözlerden saklanmış, tüm muhabere önlemlerine uymuş hatta sıfır kayıpla, tereyağından kıl çeker gibi işinizi yapmışsınız. İndiğiniz binanın önünden hemen bir taksi çevirip havaalanını gitmesini söylerseniz yine sınıfta kalır, yine başarısız olur hatta muhtemelen uçağa binmeden yakalanır ve tutuklanırsınız. Yapmanız gereken “Ulaştırma Güvenlik Kurallarına” uymanızdır. Koşarak olay yerinden uzaklaşmak, hızlı bir araba ile kaçmak hatta binanın çatısından (filmlerde görürüz ve her gördüğümde çok gülerim) paraşütle atlamak sizi asla kurtarmaz. Siz bir Tom Cruise değilsiniz. Ve Tom Cruise’u ineceği yerde asla birileri (parmağı tetikte düşman birimleri) beklemez. Paraşütle bir caddeye iner, paraşütü toplar, çöp kovasına atar ve sakince yürümeye devam eder. Ve mucize eseri olarak o caddedeki kimse, tepelerine paraşütle inen bir adamı fark etmez. Kendinizin o caddede olduğunu bir düşünür müsünüz? Bu ise sadece filmlerde olur. Filmlerde, dizilerde olabilecek birçok fantastik olay gibi bu da öyledir. Ve asla hiçbiri gerçek değildir. Polat Alemdar’ın Kurtlar Vadisi ’nde, Kanal D’de yayınlanan komik ve absürt Aras Dağlı kurgusu ile “Sağır Oda” hatta TRT’deki Teşkilat dizisi de. Bunlara inanmayın, ciddiye almayın çünkü hepsi son derece komik ve fantastik yapımlardır. Eğlendirici olması açısından iyidir ama gerçek değildir. Örümcek Adam, Süpermen hatta Batman gibi kurgulardır. Oysa dünya öyle bir dünya, orada ki gibi bir dünya değildir. Nasıl ki; En basit örneği ile herkesin ömründe birkaç kere zor göreceği bir manzarayı gördüğünüzde diğer tüm sivil insanlar nasıl panik yaparsa sizin de öyle paniklemeniz gerekir. Ama bunu ne Tom Cruise’da, ne Mr. Bond’da ne de Polat Alemdar’da göremeyiz. Birileri ölmüştür, vurulmuştur, bir yer patlamıştır hatta havaya uçmuş artık yıldız tozu olmuştur. Sakin ve soğukkanlılıkla olay yerinden uzaklaşırsanız bırakın düşman istihbarat uzmanlarını orta derece eğitim almış bir polis memuru bile sizi fark edecektir. Ama film ve dizilerde bu bir türlü bu fark edilmez, gözden kaçar hep. Neredeyse pelerinleriyle uçup kaçmadıkları kalır sahneden. Oysa ben orada görevli memur olsam, ilk buna bakarım. Diğer yandan bu manzarayla karşılaşan her sivil ne yaparsa sizde öyle yapmalısınız. Panik yaparsınız, ne yapacağınızı bilmez, sağa sola koşturur, elinizde telefon öylece şapşallaşırsınız. Kameralar sizi çekmiyor rahat olun, gerekirse ağlayabilirsiniz bile. Sizden beklenende tam olarak budur. Panik ortamı sakinleşince dilediğinizi yapmakta özgürsünüz ama hala daha uçağa binip sevgilinize dönmek için acele etmemeniz naçizane tavsiyemdir. Çünkü havaalanı giriş ve çıkışlarında sıkı bir takip söz konusu olacaktır. Yüz mimikleriniz bile sizi ele verir ve siz bir profesyonelsiniz. Çok fazla kaçamazsınız. Trafikte en çok kaza yapan kamyon şoförleridir çünkü kendilerine en fazla güvenen onlardır. Durum da tam olarak budur. Diğer yandan yüzerek Marsilya’dan Datça ya da Karaburun limanına gelebiliyorsanız diyecek bir şeyim yok. Yolunuz açık olsun.

Örtülü bir operasyonda sizi ele verecek tek şey; yine sizsinizdir. Almadığınız “Güvenlik Önlemleri”, unutkanlıklarınız, özensiz ve dikkatsiz attığınız adımlar hatta “yaşadığınız ruhsal travmalar.” Ancak tüm bu saydıklarım arasında ki “Güvenlik Önlemleri” çok ama çok mühimdir. Yaşamla ölüm arasındaki incecik çizgidir, kazanmak ve kaybetmek, zafer ya da mağlubiyet, sevinç ya da gözyaşı… Bu kadar ince bir çizgide yürümeniz gerekiyorsa ve sorumluluk tamamen size aitse, alınacak kararların yükü omuzlarınızdaysa fazla bir tercih hakkınız yok gibi durmamaktadır.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s