YENİ DÜNYA DÜZENİ DOSYASI /// HALİS ÖZDEMİR : Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor (BÖLÜM 1-2-3 -4-5)


HALİS ÖZDEMİR : Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor (1)

23 Aralık 2021 by Halis Özdemir

Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam Dünyası Birliğine Doğru Kızılelma Yolculuğumuz Türkiye ve AB-1

Türk Devletleri Teşkilatı İslam dünyası ve İslam ülkeleri ile entegrasyonunun sağlanması ve iki milyara yakın nüfusa sahip İSLAM ÜLKELERİ İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI olması İSLAM DÜNYASI ve MÜSLÜMAN TÜRK DÜNYASI için hayati öneme haizdir. Bunun için çok süratle sadece ekonomik işbirliği ile kalmamalı savunma ve kültürel işbirlikleri de kurulmalıdır.

Türk Devletleri Teşkilatı nın kurulmasını katiyen hafife almayın. AB kendi aralarında birliği altı ülke ile başlayarak yapmıştır.

§ 2.ci yazı ABD ve AB ülkeleri

§ 3.cü yazı Rusya

§ 4.cü yazı Dünyanın başı büyük belada! Çin Kasırgası!

§ 5.ci yazı ise, Uyuyan Dev!.. Pakistan, Malezya, Endenozya bir bakıma D8 ülkeleri hakkında olacaktır.

Bunu ifade ettikten sonra gelelim Türk Devletleri Teşkilatı kuruluşunun önemine;

Son zamanlarda yaşadığımız dünyayı kasıp kavuran virüs de dahil gelişen sağlık gıda tedarik ve buna benzer olaylara ve Çin ABD ilişkileri gibi pek çok olaya rağmen Türkiye kaderin sürüklediği yere doğru gitmektedir. Öncelikle İktidar sonra muhalefet Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere fırsat vermemeli sorumlulukla hareket etmeli birlik ve beraberliğimize katkı vermelidirler. Türk Devletleri Teşkilatının önemini anlamak için AB nin kuruluş tarihine ve genişleyerek büyümesine bakmakta yarar var.

AB (Avrupa Birliği)’nin temelini, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak 18 Nisan 1951’de Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya arasında imzalanan Paris Antlaşması (1951) ile kurulmuştur. Yine bu ülkelerin imzaladığı 25 Mart 1957 tarihli Roma Antlaşması ile bir başka topluluk daha, Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom) eklendi ve bu anlaşmayla, aynı tarihte Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulmuş oldu. 1958’de yürürlüğe giren Roma Antlaşması ile de üyeler arasında gümrük birliği anlaşması imzalanmış Bu yapının oluşturulmasının öncülüğünü Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman yapmıştır.

Ancak Roma Antlaşması’nda nihai hedef sadece ekonomik değildir. Birçok alanda ortak politikalar oluşturmaktır. Netice itibarıyla, Maastricht Antlaşması (1992) (Avrupa Birliği’ni kuran antlaşma sayılmaktadır), Amsterdam Antlaşması (1999) ve Nice Antlaşması (2003) sonrasında Avrupa Birliği, bazı üyeler dışında parasal birliğe girmiş (Euro), Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikasını benimsemiş, Adalet ve İçişlerinde, suça ilişkin konularda Polis ve Hukuk iş birliğine karar vermiştir.

1951 yılında yola çıkan Avrupa birliği oluşumuna, Türkiye ile Avrupa Birliği’nin ilişkileri 31 Temmuz 1959’da Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yaptığı ortaklık başvurusu ile başlar. Günümüze kadarda üyelik süreci devam eder. Avrupa topluluk üyeleri bu güne hedeflerini ve üyelerini genişleterek gelmişler AB olarak yollarına devam etmektedirler.

Türkiye AB kapısında bekletilmekte , beklemektedir!

AB müzakereleri adı altında Türkiye’ye pek çok konu dayatılmakta Türkiye’nin dayatılan konuların ve bazılarını kabul etmiş bazılarını ise kabul etmemiştir. Mesela müzakere maddelerinden birisi dünyada örneği olmayan “sınır aşan sularımızın uluslar arası yönetime devri” böyle bir dayatmayı Türkiye’nin kabul etmesi mümkün değildir. AB Kıbrıs Rum kesimini üye olarak almış her fırsatta Türkiye karşıtı davranış sergilemektedir.

Merhum Necmettin Erbakan yıllarca AB nin bir Hristiyan Kulübü olduğunu anlatmaya çalışmış ancak anlatamamıştı. (Çünkü bunlarda ne anlayacak idrak ne de gelecek vizyonu var.) Taki AB yetkililerinin bizzat AB nin Hristiyan topluluğu olduğunu açıklamalarına kadar.

Türkiye’de Necmettin Erbakan’ın ifadesi ile “gavur aşığı” birtakım siyasetçi birtakım akademisyen kendilerine “aydın, sağcı solcu milliyetçi Atatürkçü” pozları takınarak; “Türkiye yönünü doğuya Araplara değil batıya çevirmiştir!” gibi hezeyanlar da bulunmaktadırlar. Oysa peşinden koştukları AB Türkiye’yi oyalamakta kesinlikle alamayacaklarını da zaman zaman ifade etmektedirler. Türkiye yönünü ne doğu ne Batıya çevirmek zorunda değildir.

TÜRKİYE KENDİSİ YÖNDÜR!
TÜRKİYE LİDER BİR ÜLKEDİR!

Ama ne hikmetse Atatürkçü pozlarındaki sağcısı solcusu Türkiye’ye uygun aydın(!)’ı düşünememektedir. Ağızlarından Necmettin Erbakan dışında LİDER ÜLKE TÜRKİYE sözü çıktığını gördünüz mü!? Göremezsiniz onun için ufuk lazım kendi milletini ve gücünü bilmek ve milletine inanmak gerektiği gibi gücü üstünlük ve hak sebebi sayan batı kafasını ve inancını bilmek lazım. Yoksa üst perdeden hamaset ile olmaz!

Dünyanın parlayan yıldızı Türkiye’nin önlenemeyen yükselişi ile başlayan Kızılelma’ya yolculuğunun hikayesi başlamıştır.!

Yeter ki onarılmaz önü alınamaz hatalar yapılmasın. Türk Devletleri Teşkilatı; şimdiki haliyle daha başlangıç sayılmakla birlikte Türkiye ve bölge ülkeleri içinde çok önemlidir.

Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayevin destekleri ile birliği oluşturan ülkelerin devlet başkanlarının katılımları sonucunda 3 Ekim 2009’da Nahçıvan’da imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye arasında kurulmuş olan uluslararası örgüttür. Önceleri Türk Konseyi olan örgüt adı 2018’de Türk Keneşi adını almış ve son olarak 12 Kasım 2021 tarihinde adının Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirilmiştir.

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan dan oluşmaktadır. Bundan böyle diğer bazı devletlerde bu birliğe katılacaklar. Başta Ekonomik ilişkiler savunma sanayi savunma işbirliği anlaşmaları kültürel anlaşmalar arkası gelecektir. Müslüman Türk devletleri varlığını her alanda hissettirecek ve başta Doğu Türkistan ve diğer yerlerdeki zulümler son bulacak Müslüman Türk devletleri bağımsızlıklarına kavuşacaklardır.

Türk Devletleri Teşkilatı’nı oluşturan devletlerin hemen tamamında sadece petrol değil, Tarıma elverişli alanlar ve madenler bakımından da özellikle altın madeni bakımından da oldukça zengin ülkelerdir. Teşkilat üyelerinin toplam nüfusu 150 milyona yakındır. Birliktelik maddi ve manevi olarak çok değerlidir.

Türk Devletleri adeta kendilerini keşfetmekte ve gerekli çalışmaları başlatmış görünmekteler.

Bu birliktelikte Türkiye gelişmişlik ve birikim bakımından kardeş ülkelere önderlik ve kılavuzluk yapmak durumundadır.

Komünist Rusya’nın Çerkes, Tatar ve diğer unsurlara yaptığı gibi Müslüman Türk topluluklarına yaptığı asimilasyon ve soykırımdan geriye kalan Müslüman Türkler bağımsızlıklarına daha yeni yeni kavuşmuş olduklarını unutmamalıyız. Boyunduruğu altında yıllarca baskı ile yönettiği diğer Müslüman Türk özerk bölgeleri de bağımsızlıklarına kavuşacaktır.

Burada Türkiye’ye çok iş düşmektedir.

Yeni dünya düzeni kurulacaktır.

Vesselam (Devam edecek)

Halis ÖZDEMİR

HALİS ÖZDEMİR : Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor (2)

28 Aralık 2021 by Halis Özdemir

Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam Dünyası Birliğine Doğru Kızıl Elma yolculuğumuz ABD ve AB ülkeleri

Türk devletler teşkilatı ticaret sanayi savunma sanayi tarım enerji ve pek çok konuda geliştirecekleri ortaklıklar sayesinde her bakımdan bağımsızlığın ve dayanışmanın temelleriniTürkiyenin önderliğinde atmışlardır.

Türk Devletleri enerji ve madenler konusunda dünyanın lokomotifidir. Birliklerini siyasal alanda dahil geliştirmeleri sayesinde İstilacı işgalci ÇİN, sömürgeci ABD, AB nin boyunduruğuna girmeyecek ölümlerden ÖLÜM beğenmeyeceğiz.

Yeni adil dünya’yı yeniden biz kuracağız.

§ Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! O halde nasıl olacak?

§ ABD, AB, NATO, ÇİN ve RUSYA hatta Hindistan’da neler olabilir, dünyaya etkileri neler olabilir?

Önce ABD üzerinde duralım…

ABD eyalet sistemi ile yönetilmektedir. Eyaletler arasında zenginlik ve kalkınmışlık tartışılır haldedir. Eyaletler durumlarını “Sağlık malzemeleri bizim eyaletimize şu kadar falan eyalete şu kadar” daha öncesinde ise ABD zenginliğini paylaşmayı tartışıyorlar, ABD’de bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

ABD’nin dünya liderliğini sürdürebilmesini biraz da ABD MERKEZ BANKASININ SAHİPLERİ OLAN SİYONİSTLERİN KARARI BELİRLEYECEKTİR.

Rockefeller, Goldman Sachs, Lehman Brothers, Kuhn Loebs bu dört aile ABD’de yaşayan aileler olup, ABD dışında yaşayan Rothschild (Fransa ve İngiltere) de, Warburg (Almanya) da, Lazard (Fransa) da, Mısra Seifs (İtalya) da yaşamaktalar. Dünyanın finans merkezinin neresi olacağına bu aileler karar vermektedir.

Görünen o ki Siyonistler finans ve üretim merkezlerini Çin’e kaydırmışlardır.

IMF’nin de Dünya Bankasının da birkaç aile iştiraki ile sahipleri SİYONİSTLERDİR.
Onun için ülkemizde ekonomik çözüm önerisi olarak IMF ve Dünya Bankasını gösterenlere lütfen dikkat ediniz!

Kimler, kimlerin sözcülüğünü yapmaktadırlar?

Ekonomik önerileri Faiz ve Döviz döngüsünden ibaret olan kalkınma ve istihdamı gözardı ederek vatandaşın insan gibi yaşaması ihtiyaçlarını gidermesini satın alma gücünün artmasını ise; Enflasyonu artırmak olarak ezber yapanlar insan odaklı düşünmeyenler bundan başka çözüm öneremeyen, bildikleri bundan ibaret olarak alayı vâlâ ile takdim edilen EKONOMİST ünvanlı görüşlerinden dolayı bazı mihrakların övgüsüne mazhar olmuş ezberci ekonomistlerden midir?

Milletimiz tecrübe ile görmüştür ki bu nevi önerilerin milletimize kârdan çok zararı olmuştur. IMF ve Dünya Bankası SARMAL kapısını BİR DAHA açmamak üzere kapattığımız yetkililer tarafından ilan edilmiştir. Umarız BİR DAHA da açmayacağız inşallah kendimize, öz kaynaklarımıza döneceğiz.

Tasarruf tedbirlerine müracaat edeceğiz, etmeliyiz. Üretimi artırmalı ve istihdamı artırmalıyız.

Ayrıca israf ve lüks harcamaları hayatımızdan çıkaracak onların kapısını çalmayacağız.
Tekrar konumuza dönecek olursak; bu süreçte AB ülkeleri ise birbirlerinin maskelerine el koymak sureti ile MASKELERİ DÜŞMÜŞ olduğunu ibretle gördük. Aralarına “virüs” girmiş dağılmanın arefesindeler. Birliktelikleri topyekun yok olmamak içindir denilse yeridir. Yeraltı kaynakları bitmiş sömürdükleri ülkeler uyanmaya başlamışlardır.

Önder ülke olmak için çırpınan Almanya zaten “Siyonist” kontrollü ekonomisi ve koca bedeni ile AB’nin dağılması ile kendisi hakkında verilecek kararı beklemekten öte bir durumu olamayacaktır. Daha önce yazmıştım 1945 yılında Yalta konferansında bir araya gelen. ( ABD SSCB İNGİLTERE) Churchill, Roosevelt ve Stalin Türkistanı ve İslam coğrafyasını paylaşmışlar Doğu Türkistan Çin’e Batı Türkistan Rusya’ya. Ortadoğu ise İngiliz ve ABD hakimiyetine bırakılmışlar, Almanya’yı ise Fransa ve İngiltere arasında pay kararı almışlardı. Yani aslında Almanya İngiltere ve Fransa açısından olması gereken bir devlet değil!

NATO’ya gelince…

Salgın adeta turnusol görevi gördü, müttefiklerini canı pahasına savunma iddiasından “Birbirlerinin MASKELERİNE El koyma” durumunda olmaları gerçeği ile yüzleştiler. Meğer “Köpekler sürü halinde her yere saldırırlar” ittifakları ve yiğitlikleri mazlum ve silahsız islam ülkelerini yağmalamak, evlerini başlarına havadan bombardıman ile yıkmaktan ibaretmiş! Bırakın birbirleri için can vermeyi maske tercihinde bile bulunamadılar. Hindistan’da durum farklı değildir Pakistan ve Bengladeş için önemli tehdittir. Nüfus, açlık ve yoksullukları ile tehdit oluşturmaktadır.

Pekala ABD, AB ve diğerlerinin aralarındaki fark nedir?

“GÜCÜ, ÜSTÜNLÜK VE HAK SEBEBİ” saymaktalar. Aralarındaki fark yöntem farkıdır. ABD girdiği yerleri yerle yeksan eder elinizde ne varsa alır, boçlandırır geleceğinizi de alır ve gider! AB ülkeleri ekonomik olarak nerede ne elde ederiz kimi nasıl sömürürüzün derdindedirler. Kültürleri budur.

Tarihleri SOYKIRIM’la doludur.

Vesselam.

(Devam edecek)

HALİS ÖZDEMİR : Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor (3)

1 Ocak 2022 by Halis Özdemir

Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor…
Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam Dünyası Birliğine Doğru Kızıl Elma yolculuğumuz ve Rusya

Dünyanın parlayan yıldızı Türkiye’nin önlenemeyen yükselişi ile başlayan Kızıl Elma’ya yolculuğunun hikâyesi devam ediyor…

İbn-i Haldun, “Coğrafya Kaderdir” diyor. Kader ağını örmekte mazlum milletlerin hamisi milletimizin ve ülkemizin layık olduğu yere yolculuğunu başlatmıştır diyebiliriz.

RUSYA ile TÜRKİYE’NİN COĞRAFYA KADER BİRLİĞİ vardır.

Rusya, Türk Cumhuriyetleri ve Asya Ülkeleri Rusya’nın içinde MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ VAR ve Rusya’nın topraklarının büyük bölümü özerk yapı içinde Müslüman Türklerin yurdudur.

Pek çok kıymetli maden ve petrol Türk bölgelerinden çıkmaktadır. Rusya ile ticaretin artması Rusya içinde yaşayan Müslümanların da lehine olacaktır.

Rusya’dan bağımsızlığını elde etmiş Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Azerbaycan Türk devletleri ile birlikte düşünüldüğünde dağılmadan önceki SSCB’ye ait toprakların nerede ise yarıdan fazlası Türklere aittir ve nüfus ise yarıya yakındır. Onun için diyoruz ki her iki tarafında lehine olacaktır.

ABD ve AB ülkeleri ile ilişkilerimizi bakıldığında da bütün dünyayı sömürdükleri gibi Türkiye’ye de ikiyüzlü hiç de dostane tavır göstermediklerini yazmıştım. Çin konusunda ise yaptığım uyarılarımı diğer ülkeler içinde yapıyorum. İlişkilerimizde karşılıklı dostane olarak, “ÜLKE MENFAATLERİ VE EŞİTLİK İLKESİ” ne sadık kalmak esas olmalıdır.

Ne aldatılan ne de aldatan olmayacağız.

Bu ülkelerle ilişkilerimizde yaşanılan tecrübelerden ders çıkarmalıyız. Ne ABD ne AB ve Rusya ne de ÇİN ve diğerlerinin emperyal heveslerine ve ülkemizi sömürmelerine fırsat vermemeliyiz. Türkiye’nin Rusya ile yakın ilişkisi ÇİN, Türkiye İPEK YOLU projesi çıyanla çuvala girmektir. Karşılıklı fayda ve eşitlik ilkesi ile yapılabileceği söylenebilir. Ancak bu konuda hataya yer yoktur! Türkiye dünyada önemli bir yere ve konuma sahiptir. ABD, AB ve NATO için ne kadar önemli ise bundan böyle Rusya ve Çin için çok önemlidir.

Aynı şekilde Türkiye için de Rusya ve Çin bir o kadar önemlidir.

Nasıl Çin ile “İPEK YOLU ”nu konuşuyorsak kardeş Asya ülkeleri, Malezya otuz milyon nüfusu ile Endonezya ise üç yüz milyona yakın çoğunluğu Müslüman nüfusu ile gelişmekte olan dünyanın önemli ekonomileri arasına girmiştir ve her iki ülke ile de tarihi “BAHARAT YOLU ”nu hayata geçirebiliriz. Ticaretimizi ise dövize bağlı olmadan bartır / mal takası ile sürdürebiliriz.

Ayrıca D-8 hedefine uygunluğu bakımından da çok önemlidir.

Türk milleti gerçek gücünü, değerini ve interlandını bilmek zorundadır!
Ümmet şuuru ve bilinci oluşturularak İslam ülkeleri ile birlikler oluşturmak çok önemlidir, eninde sonunda kurulmalıdır/kurulacaktır.

Ancak yakın gelecekte İslam ülkeleri diye ifade edilen ülkelerle işbirlikçi yöneticileri iş başında iken birlik kurmak hayaldir diye düşünülebilir ancak her şey hayalle hedef seçmekle başlar.

Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ve halkı Müslüman ülkeler ile bir araya gelmeli, Rusya ile de ilişkilerini geliştirmelidir. Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi her iki ülkeyi de DÖVİZ ihtiyacı olmadan ticaretlerini sürdürmelerini sağlayacak diğer ülkelere de örnek olacaktır. Bütün bu hizmetlerin daha teknik ve daha planlanmış olarak yürütülebilmesi için, “DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI” (tekrar) KURULMALIDIR.

Ülkemizin liderlik, önderlik yapmasının yanında, bundan böyle Ekonomik, Sosyal, Ticari Sına-i kalkınmasını sağlıklı ve KOORDİNELİ VE PLANLI yapabilmesine büyük katkı sağlayacaktır. Türkiye’nin ekonomik işbirliği FAİZ VE DÖVİZ SARMALINDAN kurtulacak organizasyon ve tatbikatlar ile velhasıl günün şartlarının gereği ittifakları yapması çok önemlidir. Türkiye’nin döviz ihtiyacının en önemli kalemi “enerji” olduğu düşünüldüğünde Türkiye için Rusya ile ilişkilerinin ehemmiyeti daha da anlaşılacaktır.

Maddi kalkınma ve manevi kalkınma birlikte sürdürülmelidir.

Yüksek ahlakı ve MANEVİYATI öncelemeyenler MEDENİYET inşa edemezler. ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT diyeceğiz! ADİL DÜZEN yüksek ahlak ve maneviyat sahiplerince kurulabilecektir. Yeni Adil Dünyayı Kuracağız. Kurmak zorundayız.

Ancak Türkiye’nin silkinmesi gücünün farkına varması ve SATRANÇ tahtasında ÖNGÖRÜLEMEYECEK hamleleri yapması ile mümkün olacaktır, olmalıdır. Gücü, kerameti kendinde vehmeden devletin gücünü kendi gücü sanan mirasyedi bürokratlarla ve hamasetle olmaz.

İhlaslı samimi vatanperver milletin malında gözü olmayan, emaneti gözü gibi koruyan, gözü ve gönlü tok serdengeçti; İMAN, AHLAK, HİDAYET, FERAGAT, FERASET sahibi insanlarla olacaktır. Hakkın gücü, haklının gücü, hakka dayananın gücü, hak için çalışanın gücü bütün güçlerin üzerindedir. Türkiye bölgesinin ve Dünyanın parlayan, yükselen yıldızı olmaması için hiçbir neden yoktur. Buna inanmak ve buna uygun davranmak ve gereği için çalışmak kaydıyla.

Libya ile Türkiye bundan sonrası için çok derin ve anlamlı ittifaklar kurabilir diğerleri onu takip edebilir.

Artık ayrılıklara bir son verelim diyebilirler aramızdaki ayrılıkların Yemen‘i, Suriye‘yi, Irak‘ı, Libya‘yı perişan etmiş olduğunu oralarda yaşayan halk gördü ve idrak etti. Birlikten güç doğduğunu ve Türkiye’nin şemsiyesi altında bulunmanın ne kadar değerli olduğunu yaşayarak gördüler. Daha yakın birliktelikler pek çok ülke halklarının rüyasıdır. Neden olmasın.

Bu hedef ve sorumluluklar düşünülürken, akıldan çıkarılmaması gereken önemli konuda: Ülkelerin zenginliğinin yegâne ölçüsü “para-banknot” olmadığıdır. Türkiye Dünyanın zengin devletlerindendir. Yeter ki bize biçilen rolü değil “rol biçen, kendi hikâyesini yazan” olduğumuzu hatırlayalım ve değerlerimizin farkında olalım.

Mazlum milletlerin umudu aziz milletimiz, aziz devletimizdir. İslam ümmeti Türk milletinin cihan şümul davası emrolunduğu Hakkın hâkimiyetini tesis etmektir. Umutları boşa çıkarmayacağız.

KIZIL ELMAYA yolculuğumuz başlamıştır. Karanlıklar aydınlığın habercisidir. Gök gürlemekte, şimşekler çakmaktadır.

Kadir’i mutlak ALLAH (cc)tır. Hükmüne razı olmalıyız.

Vira Bismillah.

Vesselam

Halis ÖZDEMİR

HALİS ÖZDEMİR : Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor (4)

4 Ocak 2022 by Halis Özdemir

Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor…

Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam Dünyası Birliğine Doğru Kızılelma Yolculuğumuz ve Çin Kasırgası !!

Türkiye ve Çin ilişkilerinin olmazsa olmaz şartı; Çin’in Doğu Türkistan’da kardeşlerimize yaptığı ve halen devam eden soykırım ve zulmü durdurması olmalıdır. ABD ve Avrupa ülkelerinin telaşından da anlaşılacağı gibi dünyanın başı beladadır. Çin, bir buçuk milyarlık nüfusu ve ekonomik gelişimi ile önce ekonomik sonra fiili olarak dünyayı işgale doğru gitmektedir. Gelişmelere bakınca Yecüc Mecüç bunlar mı diye sormadan geçemiyoruz!

Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması Türkiye’ye yeni hedef ve sorumluluklar yüklemektedir.

Şu anda dünyada en önemli aktör olma yolunda Çin’e gelince;
Çin konusu hiç de yabana atılacak bir vakıa değildir. Dünya Çin kasırgasına hazırlıklı olmalıdır. Çin’i bundan böyle ABD gibi daha yoğun emperyal hesaplar ve yayılmalar içinde göreceğiz ve diğer emperyalistler gibi dünyanın “kara belalısı“, “başının belası” olanların arasına hatta önüne katılmış olacaktır. Çin devleti içinde bulunan başta ABD ve diğer ülkelerin yatırımları ve fabrikalarını parayı basıp alacaktır, almaya başladığı haberleri de gelmektedir.

Avrupa ülkeleri ve ABD, Çin tehlikesini farketmişlerdir. Ancak geç kaldıkları görülmektedir.

Afrika devletlerinin hemen hepsinin, Asya ülkelerinin de bazılarını milli hasılaları ÇİN’in kontrolü altındadır ve Afrika ülkelerinde Çin kredisi ile yapılan fabrikalar ödeme güçlüğü sebebi ile veya satın alma yoluyla Çinlilerin eline geçmiş olduğu, ÇİNLİLERE AİT FABRİKALARDA zor şartlarda köle düzeni ile çalıştırılmakta oldukları ifade edilmektedir.

Çin Kasırgası ve…

Çin’in de diğerlerinden farkının olmadığını, zalimlikte sınır tanımamakta olan bir millet olduğunu salgın öncesi ÖZERK DOĞU TÜRKİSTAN UYGUR MÜSLÜMAN halkına yapmakta oldukları zulümlerden, SOYKIRIMdan anlaşılmış ve bunu kimseden çekinmeden yapmaya devam etmektedirler. Türk Devletleri Teşkilatı olarak, Uygur Türklerine yapılan soykırım ve akıl almaz zulümlere dur denilmelidir. Çin devleti ile bu konuda gerekli etkin diplomatik girişimler yanında, uluslararası kuruluşlar da harekete geçirilmelidir.

Bu hususta sadece hükümetlerden görev beklemek çözüm için yeterli değildir.

İçinden geçtiğimiz sürecin özellikle Türkiye’nin yeni cephe açmaması ve cepheyi genişletmemek gibi bir nazik durumu vardır. Onun için mücadele sadece devletimizden beklenmemeli, sivil toplum kuruluşlarımız ve aydınlarımız ayrıca basınımız durumdan vazife çıkarmalı, bilgi kirliliğinin önüne geçmelidir.

Yalanlarla gerçeği karartmak, hakikatin düşmanıdır.

Dolayısı ile doğru bilgilerle dünya kamuoyunun bilgilendirilmesi ve aktif bir şekilde zulmü durdurmak için elden gelen gayretin gösterilmesi ihtiyari değil, vicdani zorunluluktur. ABD ve diğer batılı ülkelerden farkı ise; “Zalimlikte birbirlerinden farkları yoktur.” Ancak Çin diğerleri gibi acımasız bir şekilde almak istediklerini alıp gitmez HEM ALACAĞINI ALIR HEM DE YERLEŞİR BİR DAHA ÇIKMAZ!

Çin konusunda İDEOLOJİK yaklaşımla olumlu düşünenlere de hatırlatmak isterim ki, maalesef tarih “İdeolojik hayalleri sadece nostalji olarak hatırlar.” Çin bizleri “Cengiz Han’ın Müslüman Türk Torunları” olarak hatırlamaktadır. Çin’e karşı sempati besleyenlerin kendilerini KOMÜNİST tanımlaması da onlar için fark etmez. Sizler onlar için sadece Müslüman Türksünüz.

Onun için önemle ifade ediyorum:
ÇİN Devleti ve Çinlilerle iş yaparken, boçlanırken çok dikkatli olunmalıdır. Afrika ülkelerindeki uygulamalarından ders çıkarmalıyız. Çin Tarihi İpekyolu’nu KUŞAK YOL PROJESİ OLARAK hayata geçirmek üzeredir. Kuşak yolun en önemli ayağı ise Türkiye’dir. Türkiye Çin’in emellerini ve hedeflerini göz ardı edemez. Şayet Çini ve hedeflerini göz ardı eder meseleyi hafife alırsa Allah korusun bunun bedelini Türkiye çok pahalı ödemek durumunda kalır!

Türkiye’nin önünde TARİHİ BAHARAT YOLU olarak bilinen ticaret yolu ve ilgili devletlerle yapılacak ticarette D 8 ülkeleri tam da bunu yapmanın en önemli ayağı olacaktır. D 8 ülkeleri çoğaltılmalıdır. Merhum Erbakan’ın D 8’in kuruluşu sırasında D 60 ve D 160’ı hedef göstererek insanlığı Siyonizmin sömürüsünden kurtarmayı hedeflemiştir.

Kardeşlerimiz Müslüman ve Türk devletleri ilişkileri dışındaki devletlerle ilişkilerimizde ne dost ne de düşman olarak değil, devletler arası ilişkiler ötesine geçilmemelidir. Yabancılara, özellikle Arz-ı Mev’ud hedefi olanlara ve emperyal hedefi olanlara vatandaşlık verilmemeli ve toprak satışı yapılmamalıdır.

Bu konu BEKA meselesidir.

Vesselam.

Halis ÖZDEMİR

HALİS ÖZDEMİR : Yeni Dünya Düzeni Kuruluyor (5)

9 Ocak 2022 by Halis Özdemir

İslam Birliği Teşkilatı kurulma yolundadır/zorundadır!

Pakistan, Malezya, Endonezya bir bakıma D8 ülkeleri Asya Müslüman Toplulukları ve Müslüman Türk Devletleri
Türkiye Azerbaycan dayanışmasının sonuçları kendi hinterlandımız için çok açık derstir. Türkiye’nin önderliğinin fevkalade sonuçlar doğuracağı dostlarımız ve rakiplerimiz tarafından da anlaşılmıştır.

Elimizi çabuk tutmalıyız.

Gücümüzü, potansiyelimizi bilmemiz kurda kuşa yem olmamızın önündeki önemli engellerdendir.
Turan hayali merkezine İslam inancı ve İslam milletlerini alarak Kızılelma Yolculuğumuz başlamıştır.
Umutsuz olmayınız.

Türk milleti dünyada tarih yazan bir millettir.

Asırlarca medeniyet inşa etmişiz. Şimdi neden olmasın? Asya’da ve Rusya’da Müslüman Türklerin yönetimde etkinliği giderek artmaktadır. DÜNYANIN DİĞER YARISI Türkiye’nin hinterlandı olmaktadır. Türkiye’nin önünde ASYA, AFRİKA ÜLKELERİ ve içinde özerk Türk devletleri olan RUSYA seçeneği var! BU DA DÜNYANIN DİĞER YARISI DEMEKTİR.

Önemine binaen ifade ediyorum; Afrika ve Asya ülkeleri yatırım ve kredi manivelası ile maalesef ÇİN’in yayılmacı işgalci politikalarının inanılmaz tesiri ve etkisi altına girmişlerdir. Ülkeler bu durumu sürdüremezler! Çin için KUŞAK YOL ve İPEK YOLU PROJESİ işgalci yayılmacı politikasını uygulaması için çok önemlidir. Onun için elimizi çabuk tutmalıyız.

Asya ülkeleri için de BAHARAT YOLU çok önemli alternatif ticaret yoludur. D8 Üyesi MALEZYA gibi ENDONEZYA da çok önemli ülkelerdir. Türkiye gücünü ve hinterlandını değerlendirmek zorundadır!

Dünyada ise yaklaşık dört yüz milyon Türk yaşamakta ve dünya dilleri arasında yaygınlık bakımından Türkçe dördüncü sıralardadır. Bir başka gerçek de dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Türklerin yüzde doksan dokuz mertebesinde Müslüman olmalarıdır. Az miktarda Hristiyan ve Musevi Türk nüfusu vardır. Macarlar, Bulgarlar Hristiyan Türktürler.

Yeter ki kendi gücümüzün farkında olalım ve birlik beraberliğimizin önemini idrak edelim.

Rusya’da ve özerk bölgelerde yaşayan Müslüman Türk nüfusu hiç de yabana atılacak oranda değildir.
Rusya’nın geleceği, komşusu Müslüman Türk Devletleri ve Özerk Müslüman Türkler üzerine egemenlik kurmasında değil, iş birliği ve ortaklık tesis etmesinde olduğunu anlaması ve buna göre stratejisini tekrar oluşturmasından geçtiğini Rus yöneticiler ve Rus halkı asla unutmamalı ve anlamalıdırlar.

Yüzyıl önce Türk devletinin şemsiyesi altında olan Suriye, Irak, Yemen, Libya ve diğerleri can mal emniyeti, huzuru içinde yaşamaktaydılar. Bugün Türkiye’nin şemsiyesi altında yaşamış milletlerin tercihlerine bırakılsın emin olunuz hemen tamamı tekrar Türk devletinin hamiyetperver ve adil şemsiyesi altına girmeye dünden razılar ancak satılmış iş birlikçi yöneticiler bu durumu asla istemezler.

Bizim iftihar etmemiz gereken, göğsümüzü gererek anlatmamız gereken tarihimiz var. Batılı tarihçiler; “Türkler olmasaydı dünya tarihi yazılamazdı” diye ifade etmekteler.

Türk Milleti; Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Gürcü ve diğer milletlerden oluşmaktadır.

Bundan böyle çağdaş normlarda ekonomik gelişmenin sanayi ve kalkınmanın sağlanması ile de tarihi yeniden Türkler yazacak ve 21. yy Müslüman Türklerin yüzyılı olacaktır. Türk Devletleri Teşkilatı Türkiye’nin önderliğinde gerçekleştiği gibi Müslüman Topluluklar ve Müslüman Türk birliğinin kurulması Türkiye’nin önderliği ile gerçekleşecektir.

D8 Teşkilatı devletleri bir an önce ilişkilerini her alana yaymalı, güç birliği yapmalıdırlar. Burada gene Türkiye’nin önderliğinde ihtiyaç vardır. D8’i Merhum Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın kısa koalisyon hükümeti (Refah-Yol) sırasında kurduğunu ve maksadını unutmamalıyız. D8 ülkeleri sadece savunma amaçlı batılı ülkelere beş yüz milyar doların üzerinde para ödemektedirler. Buna son verilmeli, bu ülkelerin savunma sanayi ile hem sömürülmelerinin hem de bağımsızlıklarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Türkiye’nin tarihi birikim ve tecrübesi bu beklentiyi doğurmaktadır. Onun için her fırsatta ifade etmekteyiz, dünya mazlumlarının kurtuluşu ve içinde bulundukları sıkıntılarından kurtuluş umutları Türkiye’dir. Mazlum milletlerin beklentileri Türkiye’ye sorumluluk yüklemektedir.

Türk Devletleri Teşkilatı İslam dünyası ve İslam ülkeleri ile entegrasyonunun sağlanması ve iki milyara yakın nüfusa sahip İSLAM ÜLKELERİ İŞ BİRLİĞİ TEŞKİLATI olması İSLAM DÜNYASI ve MÜSLÜMAN TÜRK DÜNYASI için hayati öneme haizdir. Bunun için çok süratle sadece ekonomik işbirliği ile kalmamalı savunma ve kültürel işbirlikleri de kurulmalıdır.

Aralarında ticaret aracı olarak dövizi çıkarmaları kendi paraları ile ya da takas yoluyla yapmaları dövize olan bağımlılığı kaldıracaktır.

Ve inşallah mazlum milletlerin ve Müslüman topluluklar ve halkı Müslüman Türk Devletlerinin birlik ve beraberliğini Türkiye ve aziz Türk milleti sağlayacaktır. Bu şerefli görev milletimize nasip olacaktır.

Yeter ki kendi gücümüzün ve sorumluluklarımızın farkına varalım.

Vesselam…

Halis ÖZDEMİR

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s