SURİYE DOSYASI /// Necdet Özçelik /// İş birliğinin itici gücü : Ortak tehditler


Necdet Özçelik /// İş birliğinin itici gücü : Ortak tehditler

Necdet Özçelik / Yazar

12.02.2022

Suriye’nin Malikiye Bölgesi ile Irak’ın Sinjar bölgesindeki PKK-PYD geçişkenliği ve bunların Asaib al-Hak ve Ketaib Hizbullah örgütleriyle olan ittifakları daha geniş spektrumlu tehdit algısını müşterek hale getirebilecektir.

2019 yılından bu yana DEAŞ ve PKK’ya karşı yürütülen terörle mücadele kapsamında önemli gelişmelerin yaşandığı görüldü. Öyle ki DEAŞ’ın lider kadrolarının Suriye’de ABD’nin nokta operasyonları ile PKK’nın değişik seviyedeki lider kadrosunun da Türkiye’nin SİHA ve hava akınlarıyla etkisiz hale getirildiğine şahit olduk.

İstihbarat üstünlüğü ve İdlib

Bu operasyonların arkasında ise işbirliğine dayalı etkili bir istihbarat çalışması olduğu söylenebilir. Sanılanın aksine Türkiye İdlib karasalında mutlak bir askeri hakimiyet anlayışıyla bulunmamaktadır. Öyle olsaydı, tıpkı diğer harekat alanlarında olduğu gibi belirlenen tehdide karşı önce taarruzi bir harekat gerçekleştirilir, sonrasında da bunu güvenlik ve sosyal hizmetlerin birbirini tamamladığı istikrar harekatı izlerdi. Oysa, Türkiye’nin İdlib’ teki askeri varlığı Soçi Mutabakatı kapsamında gerginliği azaltma vazifesiyle gelişmiş, müteakibinde radikallerin ayrıştırılması, dönüştürülmesi ve ılımlıların birleştirilmesi misyonuna dönüşmüştü. Bu iki misyon bölgedeki gerginliği tam olarak önleyememekle birlikte, büyük çaplı çatışmaları geciktirmiş ve Türkiye’nin yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalma riskini de azaltmıştı. Ancak, Rus/Rejim saldırılarının özellikle 2019 yılı sonlarından itibaren artmasıyla birlikte, Türkiye’nin İdlib’ teki askeri varlığı da bu saldırganlıkları ileride önleyici savunma misyonuna dönüştü.

Halihazırda Türkiye’nin İdlib’ teki yerel yönetimler üzerinde doğrudan bir etkisi bulunduğunu ve İdlib’ i kontrol ettiğini iddia etmek doğru değildir. Türkiye’nin İdlib’teki askeri varlığının insani yardım çerçevesinde geldiği nokta, İdlib’in Türkiye tarafından kontrol edildiği anlamına da gelmez. Dolayısıyla, DEAŞ liderinin Atme göçmen kampı yakınlarında ABD’lilerce etkisiz hale getirilmesi, DEAŞ liderinin Türkiye’nin hakimiyet alanında saklandığı iddiaları Türkiye’ye karşı yapılan büyük bir haksızlıktır. Tıpkı diğer yabancı ülkeler gibi, İdlib Türkiye için aynı zamanda terörle mücadelenin bir uygulama alanıdır. O halde Türkiye’yi İdlib’te başat aktör yapan şey çoklu tehdit karşısındaki askeri harekat üstünlüğü değil, istihbarat üstünlüğüdür. Bu bakımdan, birçok dünya ülkesi Türkiye ile Suriye’deki DEAŞ faaliyetlerine yönelik istihbari işbirliği içinde bulunmaktadır. Birçok üçüncü ülke vatandaşının Suriye’de DEAŞ’tan kurtarılarak kendi ülkelerine getirilmeleri de işbirliğine dayalı istihbaratla ilgilidir. Öte yandan, Türkiye ve Irak arasındaki istihbarat işbirliğinin Türkiye’nin diğer ülkelerle olan işbirliğinden pozitif anlamda ayrışarak daha operasyonel seviyede bir güvenlik işbirliğine evirildiğini söyleyebiliriz.

SİHA angajmanları

Türkiye ve Irak arasındaki istihbarat ve güvenlik işbirliğinin Temmuz 2019’da Iraklı bir heyetin Türkiye ziyaretiyle birlikte geliştiğini söylemek mümkün. Dönemin Irak Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve İstihbarat Teşkilatının Başkanı Türkiye’de bir dizi temaslarda bulunmuşlar, bundan birkaç gün sonra Türkiye’nin Irak’taki Pençe Harekatlarının kapsamı gelişmiş ve aynı yılın Ekim ayında DEAŞ Lideri Ebubekir el-Bağdadi ABD’liler tarafından İdlib’te düzenlenen bir harekatla etkisiz hale getirilmişti. Bununla birlikte Türkiye’nin özellikle Irak’ta Sinjar ve Mahmur çevrelerindeki PKK’nın stratejik lider kadrolarına dönük SİHA angajmanlarının sıklığında ve etkinliğinde de artış görüldü. 2019’daki Türkiye ziyareti sırasında Irak İstihbarat Başkanı olan Mustafa el-Kazımi’nin başbakan olmasıyla birlikte, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin kapsamıyla birlikte etkinliğinin de arttığı görülmüştür. Öyle ki, PKK Türkiye, Irak ve Bölgesel Yönetim için ortak bir tehdit haline dönüştükçe, PKK ile konjonktürel ittifak geliştiren Haşd al-Şabi bileşenlerinden Asaib al-Hak ve Ketaib Hizbullah gibi unsurlar Musul’daki TSK Üssüne, Erbil’de Bölgesel Yönetim ve ABD hedeflerine, Bağdat’taki Merkezi Hükümet binaları ve ABD Büyükelçiliğine eş zamanlı veya münferit saldırılar düzenlediler. Hatta Başbakan Kazımi’ye de bu gruplar tarafından Kasım 2021’de suikast girişiminde bulunulduğu bilinmektedir. Aynı grupların bu yılın başlarında Suriye’nin Deyr-i Zur bölgesinde ABD üssüne de roketli saldıralar düzenlediği görüldü. Bütün bunlar olurken, 2 Şubat’ta hem DEAŞ hem de PKK özelinde iki önemli gelişme oldu. Şüphesiz DEAŞ’ın Bağdadi’den sonraki lideri Kureyşi’nin 2019’daki operasyona benzer bir yöntemle öldürülmesi istihbarat işbirliğinin operasyonel bir göstergesidir. Irak’ın sınır ötesinde özel operasyon gerçekleştirme kapasitesinin olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu operasyonu ABD’nin gerçekleştirmiş olması ABD’yi de istihbarat/güvenlik işbirliğinin ortağı haline getirmektedir. Aynı gün Türkiye’nin çok sayıda hava aracıyla, ABD’nin yerel ortağı (!) olan PKK/PYD kontrolündeki Suriye’nin Derik Bölgesinde bulunan haberleşme tesislerine ile Irak’ın Sincar ve Mahmur yakınlarındaki PKK hedeflerine düzenlediği hava harekatı (Kış Pençesi) aynı istihbarat işbirliğin başka bir operasyonel göstergesidir. Halen, Suriye’nin Derbesiye ve Amude bölgesindeki PKK/PYD’nin operatif lider kadrosuna dönük SİHA angajmanlarının arkasında da Türkiye-Irak-ABD ekseninde gelişen istihbarat işbirliğinden söz edilebilir.

Yeni iş birliği alanları

Türkiye’nin İdlib’teki istihbarat üstünlüğü ile Irak’ın Mahmur ve Sincar’daki istihbarat üstünlüğü durumsal bir denklik yaratmakta ve yeni işbirliği alanları açmaktadır. Türkiye ile Irak arasındaki güvenlik işbirliği Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin terörle mücadele üzerinden yumuşamasına da yardımcı olmaktadır. Bu anlamda, Suriye’nin Malikiye Bölgesi ile Irak’ın Sinjar bölgesindeki PKK-PYD geçişkenliği ve bunların Asaib al-Hak ve Ketaib Hizbullah örgütleriyle olan ittifakları daha geniş spektrumlu tehdit algısını müşterek hale getirebilecektir. Bu kapsamda, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki PKK/PYD hedeflerine yönelik düzenlediği sınırlı hava akını ile Derbesiye ve Amude hattındaki SİHA angajmanlarına karşı ABD’nin sessiz tutumu ümit vericidir.

@necdet4059

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s