MEDYA DOSYASI : Siyasi linç kampanyaları


Siyasi linç kampanyaları

Son zamanlarda organize siyasi linç kampanyaları hızlandı.

Önce biri hedef seçiliyor. Seçilen kişi bir politikacı ya da gazeteci olabiliyor.

Seçilen kişinin bir konuşmasından ya da yazısından bir cümle alıyorlar. Biri çıkıp bu kişi bu sözleriyle cumhurbaşkanına hakaret etti, terör örgütünü övdü, milli ve ahlaki değerlerimize hakaret etti, dinimize küfretti vb. suçlamalarda bulunuyor. Bu işaret fişeğinden sonra basındaki iktidar tetikçileri harekete geçiyor. Suçlama kampanyası başlatıyor. Aynı zamanda iki yüz bin kişi olduğu söylenen trol ordusu harekete geçiyor. Bold hesaplar ve paralı troller sosyal medya kampanyası yapıyor. Ve sıra yargıya geliyor. Eskiden İstanbul’a tayin olması için en az yirmi sene gereken ama şimdi altı ay sonra İstanbul’un en büyük adliyesine atanabilen genç bir savcı hedef kişiyi gece yarısı evinden alarak iki gün de karakolda bekleterek ifadesini alıyor ve basında yazılanları derleyip iddianame yapıyor. Yine, genç ve yeni dönemde atanmış bir hakim de günah keçisini tutukluyor.

Bu tezgahın son kurbanı Ayşenur Arslan idi.

Arslan’ın suçu neydi?

Geçenlerde bir suikast sonucu öldürülen Halil Falyalı, bir konuşmasında biz çok eskiden beri TMT’ciyiz gibi bir şey söylemiş. Arslan da bu konuyu programında anlatırken bilmeyenler için, genç izleyiciler için “TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) illegal bir suikast örgütü idi” demiş.

Suç ve suçlu tespit edildi, düğmeye basıldı. Harekete geçildi.

“Vay, sen TMT’ye nasıl illegal dersin, nasıl suikast örgütü dersin?” diye kampanya başlatıldı. Arslan ilk günlerde kendini savunmaya çalıştı ama Halk TV’yi destekleyen ulusalcılardan da tepkiler gelmeye başlayınca özür dilemek zorunda kaldı.

Suçlamaların dayanağı var mıydı? TMT legal bir örgüt müydü? 1960 Kıbrıs Anayasası’na göre kurulmuş bir siyasi parti, dernek, sendika, vakıf vb. mi idi? Elbette hayır. Gizli bir örgüttü. Bu örgüte girenler gözleri bağlı olarak bir masanın üzerinde bulunan tabanca ve Kur’an’a el basarak ölmeye ve öldürmeye yemin ediyor, ihanet ederse öldürülmeyi kabul ediyordu. Bu yemin töreni, İttihat ve Terakki Cemiyetinin ve onun selefi örgütlerin de yemin töreni idi. Nereden mi biliyoruz? Kıbrıslı bazı kişilerin anılarında anlattıklarından, yine bazı kişilerin TMT’nin yaptıklarıyla övünürken anlattıklarından ve Kıbrıs/Türkiye’de yayımlanan kitaplardan, gazete yazılarından. Şimdiye kadar bu anlatımlara kimse itiraz etmedi ve bu nedenle daha önce kimse linç edilmedi.

Peki, TMT suikast yapmadı mı? Bir barış örgütü müydü? Adayı yeşillendirme ve ağaçları koruma cemiyeti miydi? İnşaatların mukavemet hesaplarını mı yapıyordu?

Öyle olmadığını yukarıda saydığımız belgelerden anlıyoruz. EOKA tarafından öldürülen Kıbrıslı Türklerin kanının yerde kalmadığını, intikamlarının alındığını övünerek anlatıyorlar. Öldürülen Kıbrıslıların intikamı elbette Kıbrıs (Rum/Türk ortak) Mahkemelerinde açılan davalarla alınmadı herhalde? Ayşenur Arslan’ı linç edenler aynı günlerde aynı tarafta oldukları bir televizyondaki Kıbrıs hakkındaki diziyi de izlemiyorlar herhalde?

Öncesini bir tarafa bırakırsak; Kıbrıs 1960’a kadar Birleşik Krallık toprağı sayılıyordu. Hâlâ orada askeri üsleri vardır. Kırklı yılların sonlarına doğru Kıbrıslı Türk ve Rum sosyalistlerin öncülük ettiği bir bağımsızlık mücadelesi başladı. Türkler ve Rumlar işçi sendikalarında ve Komünist Partide birlikte mücadele ediyorlardı. İngilizler Ada’daki bağımsızlık mücadelesini dağıtmak için Türkleri bağımsızlık hedefinden koparmaya çalıştı. Onlardan destek almaya çalıştı. Türkiye, Kıbrıs bağımsız olursa Rumların ezici çoğunluğu nedeniyle Ada bir süre sonra Yunanistan’ a bağlanır diye korktu. Yunanistan Kıbrıs bağımsız olursa Ada’daki Rumlar üzerinde etkimiz azalır diye korktu. ABD ve müttefikleri Kıbrıs bağımsız olursa, önderlik komünistlerde Ada SSCB’nin bir üssü haline gelir diye korktu. Ellili yılların başında Türkiye’nin desteği ile TMT, Yunanistan’ın desteği ile EOKA kuruldu. Bunların (TMT) Seferberlik Tetkik Kurulu ve (EOKA) Koyun Postu ismi ile bilinen Yunanistan kontrgerillası ile doğrudan ilişiği vardı.

Kıbrıs sendikalarında ve Komünist Partisinde Rumlarla ortak mücadele eden sosyalist Kıbrıslı Türklerin önderleri öldürüldü. Türk kesiminin büyük çoğunluğu bağımsızlık mücadelesinin karşısına geçirildi. Birleşik Krallık, Yunanistan ve Türkiye’nin garantör olduğu ve kağıt üzerinde bağımsız bir devlet kuran 1960 Anayasası bu örgütler tarafından asla kabul edilmedi. EOKA Ada’yı Yunanistan’a bağlamak, TMT Türkiye’ye bağlamak için mücadelesini sertleştirdi. Türkiye’de gençler “Ya taksim ya ölüm” sloganıyla mitingler düzenledi. 6-7 Eylül Pogromu düzenlendi. Kıbrıs üzerinde uçaklar uçuruldu. Gerisini biliyorsunuz.

Türkiye’de Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel harp dairesi, Ergenekon, kontrgerilla diye anılan ya da bilinen örgüt neyse Kıbrıs’ta TMT odur. Yunanistan’da kontrgerilla, Koyun Postu diye bilinen örgüt neyse Ada’da EOKA (daha sonra EOKA-B) odur. Onlar ne yaptıysa, nasıl çalıştıysa, diğerleri de öyle çalışmıştır, onların yaptığına benzer işler yapmıştır.

Avam bir dille özetlersek; siyasi lincin konusu bahane, linç şahane.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s