FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Erdem Atay : 15 Temmuz sonrasında yapılan en kritik tanıklığı hatırlat ayım size.


23 Şubat 2022

Erdem Atay : 15 Temmuz sonrasında yapılan en kritik tanıklığı hatırlatayım size…

Kimsenin dikkate almadığı ancak anlatımlardan ve yaşanan olaylardan doğruluğu oldukça mümkün olan bir tanıklık anlatacağız… Parça parça yazılsa da, bir bütünü görmenin zamanı artık…

***

1999 yılının Ocak ayının başları… Akşam saatleri…

Türkiye’nin önemli iş adamlarından Alarko Holding kurucusu İshak Alaton’un o zamanlar ortağı Cem Fadıl Bozkurt anlatıyor.

Alaton’un ofisinde iş toplantısındalar.

Telefon çalıyor, arayan dönemin Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan.

Telefonun sesi dışa açık, konuşmaya Bozkurt birebir şahit oluyor.

Önce karşılıklı hal hatır soruluyor ve sonra Özkan konuya giriyor.

Konu Fetullah Gülen

Özkan, Fetullah Gülen’in Türkiye’de kalması konusunda sıkıntıların olduğunu, askerlerin sorun çıkardığını, Gülen’e çok yüklendiklerini ve hakkında soruşturma başlatacaklarını bu nedenle ivedi bir şekilde yurtdışına çıkması gerektiğini söylüyor ve talebini iletiyor:

“Gideceği ülkede uzun dönem kalmasının sağlanması gerekiyor. Bu konuda ne yapabiliriz?” diyor.

İshak Alaton, ‘ilgileneceğini’ söylüyor ve telefonu kapatıyor.

***

Bakın burada bir not düşmek istiyorum. Bu ifadelerin alındığı tarih Eylül 2016. İfade FETÖ Çatı Dava dosyasında bulunuyor. O tarihten bu yana Özkan’ın bu konuda tek bir yalanlama yapmadığı söyleniyor. Tek bir savcı da harekete geçmemiş anlaşılan! Tabii isim önemli olunca günahların sevap yazıldığı bir ülkede yaşıyoruz ya, ondan!

Devam edelim…

***

Çözüm bulunuyor: Kalp kapakçığı değişecek! Zira o dönemler kalp anjiyosu Türkiye’de yapılmıyor ve eğer bu bahane edilerek yurtdışına çıkarılır ve orada bu tedavi yapılırsa ameliyatı olduğu ülkede kalması için rapor almak çok daha kolaylaşıyor.

Planı uygulamaya geçiyorlar.

Amerika’dan Türkiye’ye yeni dönmüş doktor Mustafa Öz’ü arıyor Alaton. Mustafa Öz bunu talimat bilip hemen Gülen’i İstanbul Haseki Hastanesi’ne gönderiyor. Buradan Gülen için bir rapor çıkartılıyor.

‘Türkiye’de tedavi edilemez raporu’.

Evraklar hazırlanıyor…

Ama bir pasaport sıkıntısı var.

Amerika’daki irtibatlarla konuşuluyor ve hastane ayarlanıyor ancak pasaport işlemleri için sıkıntılar mevcut.

Çözüm Hüsamettin Özkan’dan geliyor:

Fetullah Gülen’in pasaport işlerini biz Ankara’da halledeceğiz, siz yurtdışına çıkışı ve gideceği ülkedeki ikametini sağlamaya çalışın.”

Pasaport halloluyor ve Gülen Şikago’ya gönderiliyor. Onu orada bir doktor karşılıyor. Bu kişi o dönemlerde Niyork’ta çalışıyor ama her ay Şikago’ya da ders vermeye gidiyor.

Gülen’i hastaneye yatırıyor ve orada bazı işlemler yapıldıktan 10 gün sonra taburcu ediyor.

Aynı doktor Amerika’da bir rapor hazırlıyor.

Fetullah Gülen ülkesinde tedavisi edilemez bir hastadır, burada (ABD) kalması uygundur.”

Sıra ikametgah iznine geliyor.

İşte devreye o zaman Türk milletinin çok yakından tanıdığı Graham Fuller ve Henri Barkey giriyor.

Gülen için oturma izni alınmış oluyor.

***

Peki Amerika’da Gülen’i karşılayan, onu hastaneye yatıran, ona ABD’de kalması için hastaneden rapor düzenleyen ve arkasından Gülen’i CIA ve FBI’ya teslim eden doktor kim dersiniz?

Mustafa Öz’ün oğlu meşhur kalp cerrahı Mehmet Öz.

Hani Türk milletinin onunla gurur duyması için televizyon ekranlarında öve öve bitirilemeyen şahsiyet.

FETÖ’ye yaptığı bu ‘sevabı’ da karşılıksız kalmadı tabii ki…

Mehmet Öz, o süreçten sonra eşi üzerinden birçok televizyon kanalı sahibi oldu. Bu kanalın finansmanını, bağlantılarını kim sağladı dersiniz!

Bu kişinin Türkiye’de 1999’dan sonra ünlenmesine, parlatılmasına ve gururumuz gibi tanıtılmasına kimler ön ayak oldu dersiniz?

Yanıtını belli.. FETÖ, ülke içindeki küreselciler ve malum medyamız…

***

Bu kişi geçen hafta yeniden gündeme geldi. Zira kendisi Pensilvanya’dan Senatör adayı oldu. Washington Post hemen kendisiyle bir söyleşi yaptı.

FETÖ’ye açıktan destek verdi, Gülen’in 15 Temmuz darbe girişimiyle bir ilgisi olduğuna dair inandırıcı bir suçlama olmadığını ileri sürdü. Gülen’e asla dokunulmayacakmış, o kişi Pensilvanya’da kalmaya devam edecekmiş!

E tabii yandaş medya çok ağır olmasa da Mehmet Öz’ün bu sözlerine tepki gösterdi. Muhalefet medyasında çok öne çıkartılmasa da haberleri yapıldı.

***

Peki bu alenen Türk ve Türkiye düşmanlığı yapan, Gülen’i omuzlayan Mehmet Öz’e o muhalefet medyamız neden bu kişinin AKP ile ilişkisine değinmedi?

***

Bakın, yukarıya yazdığım tanık ifadesi somut delillere dayanıyor ve şimdi siz bunu hiçbir devlet büyüğü görmedi mi diyorsunuz!

Hakkında ortaya atılan iddiaları ispatlaması kolay olan ve FETÖ’nün parlattığı gün gibi karşımızda duran bu kişi 15 Temmuz sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile çok samimi.

Hatta Mehmet Öz Sağlık Bakanlığı’nın kamu spotu yüzü…

Bakanlığın isteğiyle Türk milletine aşı olmaları için çağrı yapan Öz, Koca ile sürekli görüşüp fotoğraf veriyor.

Şimdi yazacağım bilgiyi Odatv’den Mert Taşçılar geçen yıl kaleme almıştı.

Ama şimdi daha fazla anlam kazanıyor…

***

Hatırlatalım.

Malum, koronavirüs Türkiye’yi ilk kasıp kavurmaya başladığında bizlere Sağlık Bakanlığımız çerçevesinde bir ilaç veriliyordu.

Adı ‘Favipiravir’.

Her covid olan kişiden ilk gün 8 saat arayla 8’er adet olmak üzere 16 adet içmeleri isteniyordu.

İşte bu ilacı Sağlık Bakanlığı zorunlu tuttu. Milyonlarca hastaya ne kadar bu ilaçtan içirildi bilinmez ama yurtdışında yapılan tetkiklere göre ilacın koronavirüse karşı bir etkisinin olmadığı açıklandı. Bu raporlardan sonra da ilaç hasta olanlara zorunlu tutulmadı.

Bu müthiş yerli formül ilacının sahiplerini, Fahrettin Koca’nın sahibi olduğu Medipol Üniversitesinin internet sitesinden öğrendik.

Aynen şöyle yazıyordu:

“Favipiravir isimli ilacın yerli sentezi; Sağlık Bakanlığı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, İstanbul Medipol Üniversitesi ve Atabay İlaç işbirliği ile üretildi.”

Atabay, bu haberin ardından açıklama gönderdi ve ilacı üreten olmadığını söyledi ve Sağlık Bakanlığını alenen yalanladı. İlacın ruhsatının da sadece kendilerinde olmadığını söyledi.

Ama koca bakanlık yalan mı söyleyecek!

***

Peki kimdir bu Atabay İlaç’ın sahipleri…

Bunlar üç kardeş. Bülent Atabay, Suna Atabay ve Nur Atabay.

Şirketin başında Bülent Atabay var. Her biri bir hisse sahibi.

Suna Atabay, Mehmet Öz’ün annesi. Yani meşhur kalp hekimimiz Atabaylar’ın yeğeni…

Sonra karşımıza, Atabay Kimya Sanayi’nin paylaşımı çıkıyor.

2018 Ekim’ine ait paylaşımda şunlar yazıyor:

“Sağlık Bakanımız Dr.Fahrettin Koca, şirketimiz Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Atabay’ın yeğeni ve ünlü Tıp Profesörü Prof. Dr. Mehmet Öz ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüştü. Toplantıya Atabay Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Atabay ve Yönetim Kurulu Üyemiz Zeynep Atabay katıldılar.”

Tüm bunlara rağmen, şirket, akrabalığı kabul etse de Mehmet Öz’ün şirketle ilgisi olmadığını ileri sürüyor.

Evet, evet, ilgisi yok! Bakanla özel toplantılarınıza alacak kadar ilgisi yok!

***

Şimdi soruları soralım…

Türkiye’ye yapılmış en büyük operasyonlardan biri olan Gülen’in Amerika’ya gönderilmesi hikayesinde adı geçen bu kişiyle ilgili açıklamaları görmediniz mi Sayın Koca, Sayın Erdoğan?

Söyler misiniz, bu ‘Favipiravir’ adlı ilaçtan ne kadar kazanç elde edildi?

Hüsamettin Özkan’ı, İshak Alaton’un faaliyetlerini, Alarko’nun FETÖ’ye olan desteğini hiç araştırmadınız mı?

Sanıyorum siz kandırılmıyorsunuz, çocuk kandırıyorsunuz!

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s