RUSYA VE UKRAYNA SAVAŞI DOSYASI : Ukrayna ve Gibridnaya Voyna (H ibrit Savaş)


Ukrayna ve Gibridnaya Voyna (Hibrit Savaş)


Merve Seren

Soner Çelik

25 Mart 2022

Ukrayna’da nasıl bir yeraltı savaşı ve siber savaş devam ediyor? Hangi şiddette? Kim ne yapıyor, buna nasıl hazırlanıldı? Bunlar nasıl devam eder, nereye varır? Kim hangisinde güçlü? Nasıl bir hibrit savaş sürüyor? Merve Seren ve Soner Çelik yazdı.

Ukrayna’da süregiden savaşı nitelemek için birçok farklı terim ve izahat dile getiriliyor. Örneğin İngiltere Başbakanı Johnson’ın Rusya’nın Ukrayna’da İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların uyguladığı, düşmana ani ve hızlı bir biçimde saldırarak savunma hattı kurmasını engelleme üzerine kurulu savaş doktrini “Yıldırım Harbi” namıdiğer “Blitzkrieg” icra edeceğini söylemesi gibi…

Her ne kadar Rusya’nın Yıldırım Harbi’ni çağrıştıran bir harekât tarzından bahsetmek mümkün olsa da bunu Almanlar gibi aynı taarruz düzeniyle uygulamadıkları anlaşılıyor.

Almanların askerî hedefleri öncelerken; Rusların ilk safhada Kara Kuvvetleri üs bölgeleri ve hava savunma üslerini hedef alsalar da müteakip süre zarfında ekonomik ve siyasi hedefleri önceledikleri görülüyor.

Yine Almanlardan farklı olarak, Rusların kara yollarına bağlı kalarak ilerledikleri görülüyor. Zaten gelinen aşamada Rusların yaşadıkları temel sorunsallardan birisi; kara yollarına bağlı kalınmasından dolayı Ukrayna’nın düzenlediği sabotajlara binaen verilen zayiat ve buna paralel olarak ilerlemenin yavaşlaması ve savaşın uzamasından kaynaklı yaşanıyor.

Rusların komuta kademe ve lojistik zorlukları

Buna ilaveten, Yıldırım Harbi’nde süratle ve çok yoğun bir güçle ilerlerken “komuta ve kontrol” ile “lojistiğin” eş zamanlı hareket etme prensibi vardır. Oysa Rusya’nın Ukrayna’da sadece ‘komuta ve kontrol’ bağlamında sorunlar yaşamadığı; aynı zamanda ‘komuta ve kontrol’ ile ardından gelen ‘lojistik’ unsurların birbirinden kopuk olduğu, dolayısıyla Rusya’nın Yıldırım Harbi’ne yönelik bir planlaması olmadığını ileri sürmek mümkün.

Bunun nedeni ise, Rusya’nın Almanlardan farklı olarak yönetime bizatihi Moskova’nın el koyma gayesi gütmemesi. Zira muhtemelen Ruslar, kendilerinin değil; diğer müdahale ve ilhaklarda olduğu gibi, Rus birliklerinin ilerlemesiyle devreye girecek Kiev’deki iş birlikçilerinin yönetime el koyacağı düşüncesiyle hareket ettiler.

Ancak Zelenski’nin, muhtemel iş birlikçilere karşı önceden gerekli tedbirleri aldığını söylemek yanlış olmaz. Bunun en bariz göstergesi, 2018 yılı itibarıyla İngilizlerin ve Amerikalıların Ukrayna’ya hafif silah tedarik etmesi ve piyade eğitim faaliyetlerinde bulunması. Muhtemel bir Rus işgali üzerine kurgulanan harp oyunları göz önünde bulundurulduğunda; Ukrayna’ya hava ve füze savunma sistemleri gibi stratejik platformların değil, stratejik bir tercih olarak ‘ayaklanma/direniş’ yürütebilmek için hafif silah ve piyade eğitimi verildiği düşünülebilir.

Bu anlamda nasıl ki sahada Rusların paralı asker Wagner/League’inden bahsediliyorsa, eski PIRA/IRA militanlarının da söz konusu kırsal direnişi öğretmek ve örgütlemek (urban resistance) üzere uzunca bir süredir Ukrayna’da bulunduğuna dair iddialar dillendiriliyor.

Halk direnişi uzun süredir planlanıyordu

Buna mukabil, Yıldırım Harbi ile benzeşen nokta ise Rusya’nın süratle ve büyük bir güçle içeri girerek karşı tarafı en başta moral bakımından çöküntüye uğratarak kısa sürede zafer kazanmak mantığıyla hareket etmesi.

Esasen bu mantığın izlerini ve çıktılarını; Birinci ve İkinci Çeçenistan Savaşlarının (Birinci Çeçen Savaşı’nda yaşanan başarısızlığı İkinci Çeçen Savaşı esnasında Grozni’nin yerle bir edilmesini tetiklediği dikkate alındığında) ortaya koyduğu hızlı harekât konseptiyle görmek mümkün. Benzer şekilde Rusya’nın Ukrayna’da da ilk etapta hızla sonuç alıcı bir harekât tarzı benimseyerek Kiev’in düşmesini planladığı lakin toplu sivil ölümlere yol açma tedirginliği ve çekincesiyle çok yoğun bir hava taarruzu icra etmediği not düşülmeli.

Kısaca Yıldırım Harbi’nin ilk aşaması görece devreye koyuldu ancak sahadaki gelişmeler nedeniyle diğer aşamalara geçiş mümkün olmadı. Bu hususta İngiltere ve ABD istihbarat değerlendirmelerinin aylar öncesinde Rusya’nın tertip ve terkibâtına yönelik tespit ve bu kapsamda Rusya’nın işgal planına dair ‘erken uyarı’ raporlamalarında bulunduğu hatırlanmalı. Zira bu durum Ukrayna’nın farkındalık ve hazırlık seviyesine önemli bir katkı sundu; Kiev’in Moskova ile mukayese edildiğinde açığa çıkan ‘askerî güç dengesizliğini’, halk direnişi ve örgütlenme modeliyle savaşı farklı bir evreye sürüklemesini sağladı.

Böylece Rusya’nın, Ukrayna’ya ve hatta dünyaya rağmen Kiev’e kendisine müzahir bir yönetim atamasının getireceği mali külfetin uzun vadede ne denli yıkıcı olabileceği gösterilmek istendi.

Rusya Odessa hamlesine girişirse

Ancak mevcut aşamada ne Rusya’nın mağlubiyetinden ne de Ukrayna’nın galibiyetinden bahsetmek mümkün değil.

Savaşın seyri gelecek 4-5 hafta içerisinde daha net bir resme kavuşacak. Zira Rusya’nın henüz Odessa kozunu tam olarak sahneye koymadığı unutulmamalı. Her ne kadar deniz konuşlu füze saldırıları gerçekleşse de Rusya’nın henüz bir deniz kuşatmasına girmediği malumdur. Bu anlamda Rus donanmasına ait 18 savaş gemisinin hâlihazırda Karadeniz’de konuşlu vaziyette bulunduğunu akılda tutmakta fayda var.

Şayet Rusya, Odessa hamlesinde başarılı olursa, o zaman Ukrayna’nın Karadeniz’e çıkışının kapanacağı ve kapalı kara ülkesi (landlocked country) konumuna gerileyeceği ihtimali göz ardı edilmemeli.

Hibrit savaş mı?

Öte yandan, ekseriyetle Batı literatüründe ve hatta Rus akademisi ve bürokrasisinde bu kavramı (Rus literatüründe Gibridnaya Voyna1) kullanmayı reddedenlere rağmen Rusya’nın Ukrayna’da yürüttüğü savaşı ‘hibrit savaş’ terminolojisi üzerinden açıklamak daha kapsayıcı ve gerçekçi bir anlam kazanıyor.

Gayriresmî savaş doktrini olarak kabul edilen hibrit savaşın unsurları tarihin her döneminde uygulanmış olmakla birlikte, güncel literatüre kazandıran ve popülaritesini yaygınlaştıran kişi Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov oldu.

Gerasimov’un 2013 yılında yayımlanan “Öngörüde Bilimin Değeri” başlıklı makalesinde bahsettiği “doğrusal olmayan savaş (non-linear warfare)”in yeni araç ve yöntemlerine ilişkin tespit ve değerlendirmeleri literatürde geniş bir tartışma yaratırken; hibrit savaş ile “Gerasimov Doktrinin” özdeşleştirilmesine yol açmıştı. Gerçi Gerasimov Doktrini kavramını ilk defa kullanan Mark Galeotti ise sonradan Foreign Policy’de kaleme aldığı yazısında, gerçekte olmayan bir stratejiye dair ürettiği bu kavram için pişmanlık duyduğunu açıklamıştı.2

Hibrit savaşın yani Gerasimov Doktrininin mantığı; muharebe meydanında ‘konvansiyonel’ ve ‘konvansiyonel olmayan’ unsurların bir arada kullanılmasıdır. Bu yönüyle hibrit savaş, “bulanık savaş” gibi farklı kavramsal nitelemeleri de bünyesinde barındırır.

Peki, hibrit savaşın ögeleri nelerdir? Hibrit savaş, muharebe meydanında ve hedefe yönelik olarak; düzenli askerî birlikler, özel kuvvetler, gayri nizami kuvvetler, yerel huzursuzluğun desteklenmesi (isyan, ayaklanma çıkarma vb. örtülü operasyonlar), enformasyon savaşı, psikolojik harekât, diplomasi, siber saldırılar ve ekonomik savaş gibi ana unsurlardan istifade edilmesidir. Mevzubahis unsurların aynı muhabere sahasında ve birbirleriyle senkronize kullanılmasının temel nedeni ise daha az konvansiyonel güç, daha az insan kaybı ve daha az maliyetle sıcak çatışma süreçlerini yönlendirmek ve yönetmektir.

Her hibrit savaş aynı mı?

Bu bağlamda Rusya’nın, Ukrayna’nın ulusal güvenlik boşluklarını tespit etmek ve bu boşluklardan yararlanmak maksadıyla siyasi, askerî, ekonomik, sosyal, enformasyon ve altyapı alanlarını kapsayan geniş bir yelpazede hibrit savaşın unsurlarını devreye soktuğu malum.

Bu arada Ukrayna’ya yönelik icra edilen hibrit savaşın 2014 yılı itibarıyla başladığı ama 2019 yılını takiben yoğunlaştığının altı çizilmeli.

Diğer taraftan Rusya’nın, NATO gibi bölgesel örgütlerin desteğini arkasına alan Ukrayna karşısında hibrit yöntemleri tercih etmesi daha anlaşılır bir seçim.

Ancak burada dikkat çekilmesi gereken iki husus var: Birincisi; Rusya’nın Gürcistan’da yahut Suriye’de icra ettiği hibrit savaş ile Ukrayna’daki aynı değil. Diğer bir deyişle, Ukrayna’da Ruslar yeni tür bir hibrit savaşı uyguluyor. İkincisi; tıpkı Rusya gibi Ukrayna da bu süreçte hibrit savaşı öğrenmeye ve uygulamaya çalışıyor.

Nasıl ki Rusya Kırım’ın ilhakı öncesinde ve sonrasında ‘referandum kültürü’ için yoğun bir bilgi harekatı ve psikolojik harekat yürütmüşse, benzer şekilde Ukrayna’nın mevcut durumda krize yönelik yüksek yoğunluklu bir psikolojik harekat icra ettiğini medyada görmek mümkün.

Örneğin Ukrayna, 24 Şubat-15 Mart tarihleri arasında 13 bin 500’den fazla Rus askerinin öldürüldüğünü iddia ederken3; Rusya’dan 2 Mart günü yapılan resmî açıklamada o güne kadar 498 Rus askerinin hayatını kaybettiği yönünde bir bilgi paylaşılıyordu.4

Yine bu hususta bir diğer örnek, Kırım’ın ilhakının akabinde Ukrayna Krizi Medya Merkezi’nin (Ukraine Crisis Media Center) ve bu merkezin bünyesinde Hibrit Savaş Analiz Grubu’nun (Hybrid Warfare Analytical Group) teşekkül ettirilmesi.5

Keza Ukrayna’daki hibrit savaşta dezenformasyon, örtülü operasyon, paramiliter güçler gibi kullanılan bir diğer önemli unsur ise siber saldırılar. Bu anlamda muhtemel bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın ‘ekonomik savaş’ ve ‘siber savaş’ niteliğinin ağır bastığı gözlemleniyor.

Özellikle 2014 yılı sonrasına baktığımızda; Rusya, ABD ve Çin ile birlikte siber uzayda söz sahibi olan ülkeler arasında önemli bir aktör olarak karşımıza çıkıyor. Rusya’nın siber kapasitesinin mahiyetini diğer iki devletten ayıran noktası da, özelikle komşuları ile ilişkilerinde bu kapasiteyi bir baskı/yaptırım aracı olarak kullanması.

Siber savaş da devrede

Bu bağlamda Rusya-Ukrayna arasında yaşanan siber savaş, 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmanın bir bileşeni olarak karşımıza çıkıyor.

Ukrayna’nın özel işletmelerinin ve devlet kurumlarının bilgi sistemlerine yönelik ilk saldırılar, 2013’teki kitlesel protestolar sırasında kaydedilmişti. Şubat-Mart 2014’te Rus birlikleri Kırım’a girerken iletişim merkezlerine baskın düzenlenmiş ve Ukrayna’nın fiber optik kabloları tahrif edilerek telekomünikasyon altyapısına zarar verilmiş, yarımada ile Ukrayna anakarası arasındaki bağlantı kesilmişti. Yine 2016’da Ukrayna elektrik şebekelerine yönelik siber saldırılar, Aralık 2016’da Ukrayna Merkez Bankası sistemlerinin felç olması ve Ukrayna hükümetinin web sitelerine yapılan saldırılarla devam etmişti.

Bunun yanında Ukrayna işgali sırasında Rusya Federasyonu’nun tarihinde belki de ilk defa siber uzayda bu kadar büyük ölçekli siber saldırılar yaşadığı net olarak görülüyor. Ukrayna Savunma Bakanı tarafından yapılan siber uzayda destek çağrılarına yanıt veren dünya çapında pek çok hacker grubu, Anonymous başta olmak üzere Ukrayna’nın yanında yer aldıklarını açıklayarak Rusya’daki kritik altyapılara siber saldırılar düzenliyor. Rus TV kanallarına, bazı kamu varlıklarına ve devlet kurumlarına, iletişim ve telekomünikasyon altyapılarına, finansal sistemler kapsamında önemli bankalara ve daha da ötesi nükleer tesis ve enerji sistemlerine saldırılar gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Bu olaylar, siber uzayda artık devlet dışı aktörlerin ne denli önemli hale geldiğini açık olarak gösteriyor.

Hangi ülkenin siber kapasitesi daha gelişkin?

Olaylara Ukrayna açısından baktığımızda ise, Rusya Silahlı Kuvvetler Genelkurmayına bağlı askerî istihbarat teşkilatı GRU, Rusya Federasyonu Dış İstihbarat Servisi SVR ve Rusya Federal Güvenlik Servisi FSB destekli siber yeteneklerine karşın Ukrayna’nın siber kapasitesi mukayese edilemeyecek seviyede düşük. Bu yüzden Ukrayna, NATO ve AB’nin yanı sıra özellikle ABD ve İngiltere’den destek istemek zorunda kaldı. İngiltere Savunma Bakanı Wallace, Ukrayna siber saldırısı sonrası alarma geçtiklerini söylemiş ve Kremlin’i uyararak: “Ruslar Britanya siber altyapısına saldırırsa, karşı siber saldırılar başlatmaya hazırız” dedi. Bunun yanında ABD ve İngiltere hükümetleri, Ukrayna’ya işgal başlamadan önce yapılan hizmet dışı bırakma saldırılarının arkasında Rus askerî istihbarat servisi GRU olduğunu açıkladı. Her iki ülke de Ukrayna’daki saldırının GRU altyapısıyla uyuştuğuna dair teknik verilere sahip olduklarını belirterek Ukrayna’ya her türlü siber destek sağlayacaklarını belirttiler.

24 Şubat 2022 tarihinde, Moskova saatiyle 06:00 civarında, Rusya Devlet Başkanı Putin’in “Ukrayna’nın askerden ve Nazizm’den arındırılması” amacıyla başlattığını öne sürdüğü askerî operasyon öncesi aslında siber saldırılar başlatılmıştı. 15-16 Şubat 2022 tarihlerinde Ukrayna çok geniş çaplı siber saldırılara maruz kaldı. Ukrayna’nın en büyük finansal kurumlarından olan Odadan ve Privat, Savunma Bakanlığı ile Silahlı Kuvvetler’in sistemlerine yoğun DDoS6 atakları yapıldı, uzun bir süre erişim sağlanamadı.

Söz konusu askerî operasyonun başladığı gün, Microsoft, Rusya ilk füze saldırılarını başlatmadan önce, Ukrayna’yı vuran yeni bir kötü amaçlı yazılım türü gözlemlendiği ve Ukrayna hükümetine bilgi verdiğini açıkladı. Bunun yanında, Ukraynalı yetkililere tehdit istihbaratı ve savunma önerileri sundular. İlave olarak 1992 yılında iki özel şirketin birleşmesiyle kurulan ve antivirüs koruması ve tehdit algılama konusunda uzman, Slovakya merkezli BT güvenlik şirketi ESET araştırmacıları tarafından yapılan son çalışmalara göre işgal tarihlerinde Ukrayna’da yüzlerce cihaza zararlı yazılım saldırısı yapıldığı aktarıldı. Araştırmacıların yaptıkları inceleme doğrultusunda, saldırının 2 ay önceden planlanmış olabileceği ve saldırılarda kullanılan zararlı yazılım için “Hermetica Digital Ltd.” adına dijital imza sertifikası alındığı belirlendi. Yazılımın EaseUS Partition Master yazılımındaki yasal sürücüleri kullanarak verileri sildiği ve bilgisayarı yeniden başlattığı kaydedildi. Bunların yanında daha fazla etki yaratmak amacıyla erişim sağlanan cihazlarla da birçok Ukrayna web sitesine DDoS saldırısı yapıldı.

Siber savaşta bundan sonra ne olabilir?

Rusya-Ukrayna arasında yaşanan son siber olaylar incelendiğinde; Rus menşeli siber saldırı gruplarının (Cozy Bear-APT28, Fancy Bear-APT29 vb.) hedefinde sadece Ukrayna olmadığı, ilerleyen süreçlerde özellikle ABD, Avrupa Birliği ve NATO yanlısı bazı ülkelere de gelişmiş siber silahlarla sofistike siber saldırılar düzenleyebilecekleri ihtimal dahilindedir. İlave olarak ileride gerçekleşebilecek muhtemel senaryolardan birisi de Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle uğrayacağı zararı, çeşitli hacker grupları vasıtasıyla ABD ve Avrupa ülkelerine siber saldırılar düzenleyerek mütekabiliyet açısından karşılık vermesi beklenebilir.

Tablo-17

Son yaşanan olayları değerlendirdiğimizde; Rusya’nın Ukrayna’daki işgali, siber savaşın tüm bileşenlerine sahip görünüyor. Bununla birlikte, siber savaş konusunda hâlâ birçok şüphe uyandıran ve cevaplardan daha fazla akıllarda yer eden soru var: Kötü amaçlı kod, suçlulara ve casuslara çok iyi hizmet etti, ancak siber saldırılar askerlere savaş alanında taktik bir avantajdan daha fazlasını sunabilir mi? Stratejik bir etkiye sahip olabilirler mi? Barış zamanında ve savaşta ulus-devlet destekli siber saldırılara karşılık verebilmek ve çatışma ortamını yönetebilmek için uluslararası ilişkilerde hangi normlar oluşturulmalı?

Netice olarak devam eden siber savaş vakasının taktik ve stratejik sonuçlarını belirlenebilmesi, bunların politika ve hukuk için önemini tartışılması ve devam eden bilgi harekatlarının analiz edilmesi için multidisipliner yaklaşım gerekiyor. Hem dünya liderleri hem de bilgi ve iletişim teknolojileri yöneticileri için Rus-Ukrayna krizinin ‘siber boyutu’ birçok ders sunuyor ve siber savaşın hâlâ bilim kurguya gerçeklikten daha yakın olup olmadığına ışık tutuyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 25 Mart 2022’de yayımlanmıştır.

  1. Kavramsal olarak aynı anlamı ifade etmekle birlikte, muhteviyat açısından farklılık sergilemektedir.
  2. https://foreignpolicy.com/2018/03/05/im-sorry-for-creating-the-gerasimov-doctrine/
  3. https://kyivindependent.com/uncategorized/ukraines-military-over-13500-russian-troops-have-been-killed-since-feb-24/https://tass.com/society/1415449?utm_source=google.com&utm_medium=organic&utm_campaign=google.com&utm_referrer=google.com
  4. https://tass.com/society/1415449?utm_source=google.com&utm_medium=organic&utm_campaign=google.com&utm_referrer=google.com
  5. Оригінал статті – на сайті Українського кризового медіа-центру: https://uacrisis.org/en/hwag/group?__cf_chl_tk=gAkMKrm.wCdnemw6sWNedcU9V6Sg_NIyuIjuoVYgy50-1647511702-0-gaNycGzNBr0
  6. DDoS: Distributed Denial of Service (Dağıtık Hizmet Engelleme) DDoS, bir sistemi belirli kapasite sınırlarının üstünde veriye maruz tutma yoluyla düzenlenen saldırılar sonucu kullanıcıların sisteme veya siteye girişinin engellenmesidir. Bir siber saldırı türüdür.
  7. https://cyberknow.medium.com/2022-russia-ukraine-war-cyber-group-tracker-update-1-ee3834fb03c

Merve Seren

Dr. Merve Seren – Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Öğretim Üyesi. Milli Savunma Üniversitesi’nde de misafir öğretim üyesi olarak savaş, strateji ve istihbarat konularında lisans ve lisansüstü dersler veriyor. Seren, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek Lisans eğitimini Başkent Üniversitesi’nde ve Erasmus bursuyla gittiği Rheinische Friedrich-Wilhelms Universität Bonn’da Avrupa Birliği alanında aldı. Kara Harp Okulu Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Bölümü’nde başladığı doktora çalışmalarının ders aşamasını burada tamamladıktan sonra; tez aşamasında Polis Akademisi Uluslararası Güvenlik Bölümü’ne geçiş yaptı. “Stratejik İstihbaratın Güvenlik Stratejileri ve Politikaları Açısından Yeri ve Önemi” başlıklı teziyle doktora çalışmalarını tamamladı. 2011’de National Democratic Institute ve Freedom House tarafından yürütülen “Legislative Fellows” programına kabul edildi. 2012’de Atlantic Council tarafından “Young Atlanticist” seçilerek; GLOBSEC Forum ve NATO Chicago Zirvesi’ne katıldı. 2013’te, Richardson Center’ın düzenlediği “First Middle East Generational Ambassadors Summit” programına seçildi. 2015’te Atlantic Treaty Association ve NATO Public Diplomacy Division tarafından ortaklaşa düzenlenen “Youth Ministerial Meeting” programına katıldı. 2017’de Münih Güvenlik Konferansı ile Körber Vakfı tarafından “Munich Young Leaders”, 2018’de Tayvan Dışişleri Bakanlığı tarafından “Taiwan International Elite Leadership” ve 2019’da IISS tarafından “Southeast Asian Young Leaders” seçildi. 2005–2015 yılları arasında TBMM’de Parlamenter Danışmanı, 2015–2017 yılları arasında SETA’da Güvenlik Araştırmacısı, 2017–2018 döneminde ise STM’de Kıdemli Danışman olarak görev yaptı. Seren güvenlik, savunma ve istihbarat konularında çalışmalarına devam ediyor.

Soner Çelik

Dr. Soner Çelik – Kara Harp Okulu Sistem Mühendisliği lisans eğitimini 2008 yılında, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler lisans eğitimini ise 2017 yılında tamamladı. Ardından Ufuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde “The effects of transboundary waters Euphrates and Tigris rivers to the relationship between Turkey and Syria” konulu yüksek lisans eğitimini 2013 yılında, Hacettepe Üniversitesi Bilgi Güvenliği Bölümü’nde “Ransomware as a cyber weapon” konulu yüksek lisans eğitimini ise 2019 yılında tamamladı. Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı’nda “Küreselleşme sürecinde değişen güvenlik algısı: Siber güvenlik örneği” konulu doktora eğitimini ise 2021 yılında tamamladı. 2008-2016 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde farklı pozisyonlarda görev yaptı. Ardından Türk Telekom ve STM A.Ş. de farklı proje yönetimi, siber güvenlik vb. pozisyonlarında çeşitli görevler aldı. Akademik alandaki çalışmalarına yoğunlaşarak, özellikle “Siber Güvenlik, Siber İstihbarat, Güncel Türk Dış Politika Meseleleri ve Uluslararası Güvenlik” konularında akademik çalışmalar gerçekleştirdi. Özellikle siber saldırı süreç ve aşamalarına yönelik güvenlik teknolojilerinin seçimi, uygulanması ve yönetimi hakkında tecrübe/bilgi sahibi olup, BT Denetimi, BGYS akreditasyon çalışmaları, sızma testleri, sistem mimarisi oluşturma ve siber güvenlik eğitimleri konularında kamu veya özel sektör kuruluşlarına danışmanlık hizmetleri sağlamaktadır. Uluslararası geçerliliğe sahip PMP, CISA, OSCP, CDPSE ve CEH ile Türkiye’de geçerli TSE tarafından verilen sızma testi uzmanlığı sertifikasyonlarına sahiptir.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s