PROPAGANDA DOSYASI /// Gürbüz Evren : Ukrayna’daki savaşta ABD propagandasına inanmak zorunda mıyı z ???


Gürbüz Evren : Ukrayna’daki savaşta ABD propagandasına inanmak zorunda mıyız ???

11 Nisan 2022,

Bu köşede 16 martta yayınladığım yazıda, “Ukraynadaki savaş giderek bir propaganda ve dezenformasyon savaşına dönüşüyor. Daha doğrusu savaşın propaganda ve dezenformasyon yanı daha çok öne çıkmaya başladı.

Savaş ile ilgili olarak özellikle ABD’li yetkililerden hemen her gün yeni iddialar ortaya atılıyor. Söz konusu iddialar ise istihbarat örgütlerine dayandırılıyor. Batılı medya da bu iddiaları daha da büyütüp, yaydıkça yayıyor.

Örneğin bir taraf hastanenin vurulduğunu, birçok hastanın hayatını kaybettiğini öne sürüyor, Ruslar bizzat Birleşmiş Milletler örgütüne bazı belgeler sunarak olayı yalanlıyor. Sonuçta inanılan taraf, bu haberi ilk yayan taraf oluyor. Çünkü tüm medya olanakları Batılı ülkelerin kontrolünde” değerlendirmesini yapmıştım.

O günden beri propaganda savaşı inanılmaz boyutlara ulaştı. Geçtiğimiz 4 Nisan’da Ukrayna’nın Buça yerleşim biriminde infaz edilmiş onlarca sivilin cansız bedenleri yol üstünde bulundu. Hemen ardından 8 Nisan’da ise Kramatorsk kentindeki tren istasyonuna düzenlenen füze saldırısında 50’den fazla masum insan hayatını kaybetti.

Her iki olayın ardından Batı medyası, İngiliz ve Amerikan istihbaratı görüntü ve haber bombardımanı başlatarak, Rusya’yı suçladı. Konu araştırılmadan, tarafsız kaynaklarca incelenmeden dünya kamuoyunun çok büyük bir bölümü verilen bu tek yanlı haberlerin etkisiyle katliamların Rusya tarafından yapıldığına inandı.

Rus yetkililerin, Buça’daki olayın mizansen olduğu, Ukraynalıların cesetlerin yerini değiştirdiğine ilişkin görüntüler bulunduğu yönündeki savunmalarını dikkate alan olmadı.

Aynı şekilde Kramatorsk kentindeki tren istasyonunda 50 kişinin öldüğü katliama ilişkin Rusya’nın, “saldırıda kullanılan füze Rus ordusunun invanterinde yok. Bu olayı Ukrayna planladı” açıklaması da dünya kamuoyu tarafından sorgulanmadı. Ukrayna devlet başkanı Zelenski ise ön alarak, “Rusya bazı katliamlar yapıp bizim üstümüze atacak” açıklamasını yaptı.

Aynı Zelenski, Buça vakası hakkında Rusya’ya yönelttikleri suçlamalarla ilgili iddialarından şüphe duyulduğundan dert yandı. Zelenski, “Avrupa Birliği liderlerinden biri, adını vermek istemiyorum, bunun gerçekten yaşandığına, bunların dekorasyon olmadığına dair kanıt sunmamızı istedi” dedi.

İstanbul’daki Ukrayna ve Rusya heyetleri arasındaki görüşmeden ilerleme sağlanmasının hemen ertesinde Buça katliamının ortaya çıkması nasıl bir tesadüftür diye soran olmadı.

Bu son iki olay ABD ve İngiliz istihbaratlarının yönlendirdiği medyanın kamuoyunu nasıl etkilediğini bir kez daha ortaya koydu. Öyle ki Vikipedi bile bu ne sürat dedirtecek biçimde bir günde ‘Buça Katliamı’ adı altında bir sayfa açtı.

Ukrayna’daki savaşa ilişkin tek taraflı haber, yorum ve bilgilere hiç sorgulamadan inanmamız, doğru kabul etmemiz için bir merkezden bize baskı yapılıyor.

Söz konusu olaylar başta olmak üzere Ukrayna’da olup bitenler hakkında batılı medyanın yayınlarına kuşkuyla yaklaşıyorum. Çünkü işin içinde İngiliz ve Amerikan istihbaratları var. Lütfen 2003 yılını hatırlayalım. Aynı istihbarat servisleri Irak işgaline bahane olarak “Saddam’ın kitle imha silahları var” yalanını uydurmuşlardı. O dönemde batılı medya öylesine bir haber bombardımanı yapmıştı ki, dünya kamuoyunun önemli bölümü, Irak’ın işgaline büyük bir sempatiyle yaklaşmıştı. Ama aradan 10 yıl geçti ve İngiltere Başbakanı Tony Blair kitle imha silahları iddiasının yalan olduğunu kabul edip, “Irak savaşındaki hatalardan dolayı özür dilerim” demek zorunda kalmıştı. Bu yalandan geriye yüz binlerce ölü, parçalanmış ve bugün hala çatışma ortamının hâkim olduğu bir ırak kaldı.

Afganistan’daki işgal sırasında ABD ve NATO uçakları, sivillerin olduğu birçok köyü bombaladı, gerçek sayıyı hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz kadar insan öldü. Her defasında bu hava operasyonlarının teröristlerin bulunduğu noktaları hedef aldığı açıklaması yapıldı. Örnekler vermek gerekirse 15 Ocak 2014’de Pervan bölgesindeki, 5 Kasım 2016’da Kunduz bölgesindeki, 27 Eylül 2017’de Kabil yakınlarındaki, 19 Eylül 2019’da ülkenin doğusundaki, 30 Ağustos 2021’de Kabil’deki saldırılarda teröristleri imha ettiğini duyuran Amerika Birleşik Devletleri, daha sonra yayınlanan ordu istihbarat raporlarında sivilleri yanlışlıkla vurduğunu bildirmek zorunda kalmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri bu duruma sadece Afganistan’da değil Pakistan, Yemen ve Suriye’de de düşmüştür. Teröristleri etkisiz hale getirdiği birçok saldırıda aslında sivilleri katlettiğini itiraf etmek zorunda kalmıştır. Eminim ABD’nin, Vietnam’da da benzer durumlara düştüğünü hatırlatan birçok okuyucu olacaktır.

Bunca olayı hatırlatmamın nedeni, Ukrayna’da yaşananlara kendi pencerelerinden bakmamızı isteyen ABD’nin, İngiltere’nin ve diğerlerinin inandırıcılığını sorgulamaktır. Geçmişte birçok ülkede yüz binlerce masum sivilin kanına girenlerin, Ukrayna’da hangi senaryoları uygulamaya koyduklarını tahmin etmek zor değil.

Hatırlayalım, Haziran 2021’de askeri danışman sıfatlı 200 İngiliz askerinin ve Ocak 2022’de yine askeri danışman adı altında 250 Amerikan askerinin Ukrayna’ya girdiğini ve ülkeden bir daha çıkmadıklarını 1 martta bu köşede yazmıştım. Bu güçlerin Ukrayna ordusunu yönlendirmediklerini, sahada sahneye koyulan tüm senaryoları yazmadıklarını söyleyebilir misiniz?

Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin, Ukrayna’daki savaşın bitmesini istemediğini artık herkes anlamalı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in, 6 nisandaki “Bu savaşın uzun aylarca hatta yıllarca sürebileceğini anlamalıyız. Bu yüzden uzun vadeli hazırlıklı olmamız gerekiyor” sözleri batının niyetini ortaya koymuyor mu?

Ukrayna yönetiminin de batılıların savaşı uzatma politikasına destek olduğunu görüyoruz. Ukrayna Başbakan Yardımcısı İrina Vereşuk, “Savaş düşündüğümüzden de uzun ve zor geçebilir” sözleri bu durumu özetlemektedir.

ABD, tek kurşun atmadan Rusya’yı Ukrayna üzerinden yenebileceğinin planını yapmış. Amerikan yönetimi, Rusya’yı ekonomik olarak çökertip, geleceğini karartmak hesabıyla hareket ederken, Ukraynalıları da her türlü mizansende, provokasyonda kullanıyor. Mümkün olduğu kadar direnip savaşın uzamasını sağlaması için Ukrayna ordusuna her türlü silahı durmaksızın sağlıyor. Ukrayna yakılıp yıkılırken, 4,5 milyon Ukraynalı ülke dışına gitmek zorunda kalırken, masum siviller can verirken, ABD ve batının propaganda makinesi bize ne verirse yutmamız isteniyor.

ABD ile İngiltere’nin istihbarat ve medyasına bırakın inanmayı sorgulayınca bile Rusya destekçisi olmakla itham edildiğimiz bir süreci yaşıyoruz. Bizden, batının propagandasına ve dezenformasyonuna sorgusuz sualsiz inanmamızı, biat etmemizi, bu savaşta onların tarafını tutmamızı istiyorlar. Kendime adıma söylemem gerekirse sadece ve sadece Ukrayna halkının acılarının son bulmasından ve iki ülke arasında acilen barış ortamı kurulmasından yanayım.

E-POSTA : evrengurbuz25

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s