KİTAP TAVSİYESİ : Soğuktan Gelen Casus – John Le Carré Kitap öze ti, konusu ve incelemesi


Soğuktan Gelen Casus – John Le Carré Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Soğuktan Gelen Casus kimin eseri? Soğuktan Gelen Casus kitabının yazarı kimdir? Soğuktan Gelen Casus konusu ve anafikri nedir? Soğuktan Gelen Casus kitabı ne anlatıyor? Soğuktan Gelen Casus PDF indirme linki var mı? Soğuktan Gelen Casus kitabının yazarı John Le Carré kimdir? İşte Soğuktan Gelen Casus kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

19 Nisan 2022

Kitap Künyesi

Yazar: John Le Carré

Çevirmen: Ali Cevat Akkoyunlu

Orijinal Adı: The Spy Who Came In from the Cold (George Smiley #3)

Yayın Evi: Kırmızı Kedi

İSBN: 9786059908139

Sayfa Sayısı: 240

Soğuktan Gelen Casus Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"İstihbarat işinin ahlaki bir yasası vardır – başarı sonuçla ölçülür."

Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı 1960’lar… Alex Leamas, İngiliz İstihbaratı için Berlin Duvarı’nın gölgesinde yıllarca sürdürdüğü görevinin ardından yorgundur. Pek çok şey görmüş, pek çok adamını Doğu Alman İstihbaratı ile Duvar’da oynanan bu karanlık ve sisli satrançta yitirmiştir. Teşkilat, ağır bir yenilginin ardından İngiltere’ye dönen Leamas’tan son bir görev ister. Doğu Almanya’ya geçmeli ve ülkesine ihanet etmelidir. Ancak İngiliz İstihbaratı’nın yaşlı kurdu George Smiley’nin, Leamas’ın arkadaşı olan genç bir kadına yardım etmesiyle operasyon büyük bir felaketle yüz yüze gelecek, oyunun kartları yeniden dağıtılacak ve Leamas kendini hayalinin ötesindeki korkunç bir politik oyunun pençesinde bulacaktır.

Dünyanın en iyi casus romanı yazarlarından John Le Carré‘nin, Publishers Weekly tarafından "Tüm zamanların en iyi casus romanı" seçilen, Time tarafından "Tüm zamanların en iyi 100 romanı" listesine giren bu kült eseri, filmiyle de BAFTA ödülleri dahil birçok prestijli sinema ödülünü sahibi oldu. Soğuktan Gelen Casus okuyucuya yalanlarla kurulu bir dünyanın gerçeklerle dolu hikâyesini anlatıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Soğuktan Gelen Casus Alıntıları – Sözleri

  • Düşleriyle yaşayacak insanlardan değildi.
  • İnsanlar değişiyordu ama yüzlerindeki ifade aynıydı..
  • Aşık olmak istediğimi, ama kendi geçmişimin ve içeme dönüklüğümün buna imkân vermediğini biliyorum.
  • "Çünkü düşünmek istemiyorsun, düşünmeye cesaret edemiyorsun! Zihninde zehir gibi bir şey var, bir çeşit nefret. Fanatik birisin Alec. Öyle olduğunu biliyorum, ama neyin fanatiği olduğunu kestiremiyorum. İnsanları döndürmeye çalışmayan bir fanatiksin, bu da tehlikeli bir şey… Sen… İntikama ya da o türden bir şeye yemin etmiş birisin. "
  • İnsanlar değişiyordu ama yüzlerindeki ifade aynıydı.
  • Bazı şeylere ihtiyacın olduğu için inanırsın; yoksa inandığın şeyin kendi başına bir değeri, bir işlevi yoktur.
  • Balzac’ın ölüm döşeğindeyken bile yarattığı kahramanların sağlık ve esenliklerini merak ettiği söylenir..
  • İstihbarat işinin ahlaki bir yasası vardır. Başarı sonuçla ölçülür.
  • "Genç kadın ona gündelik hayata inanmayı öğretmişti; kese kağıdındaki ekmeği ufalamanın, kıyıya kadar yürüyüp martılara atmanın basitliğini. Bu, martılara ekmek atmak olsun, sevgi olsun, sahip olmasına asla izin verilmeyen önemsiz şeylere duyulan saygıydı ve ne olursa olsun, geri dönüp onu bulacaktı. "
  • Zenginler geleceğinizi yedi ve yemeği de onlara yoksullarınız verdi.
  • Stalin’den alıntı yapmak pek rağbette değil ama bir seferinde, ‘Yarım milyonun tasfiyesi istatistiktir; bir insanın trafik kazasında ölmesiyse ulusal trajedi,’ demişti. Bunu söylerken burjuvaların kitle duyarlılığıyla alay ediyordu. Alaycılıkta üzerine yoktu. Ama söylemek istediği hala geçerli: kendini karşı devrimden korumak isteyen bir hareket, bir avuç kişinin sömürülmesinden -ya da tasfiyesinden- kaçınamaz Leamas. Hepsi aynı şey, zaten toplumu rasyonelleştirme sürecinde tümüyle adil olduğumuzu hiç iddia etmedik ki. Hıristiyan İncili’nde Romalının biri demişti bunu, öyle değil mi? ‘Birçok insanın yararı için birinin ölmesi doğrudur,’ diye.
  • Casusluk kriket oyununa benzemez.
  • …ben olduğum için, nefret yada kıskançlıktan bu kadar acı çektirseydi ağırıma gitmezdi. Ne demek istediğimi anlayabiliyor musun? O bitmeyen, tükenmeyen acı ve kendini sürekli, "ya bayilacağım ya da acıya alışacağım, doğa icabına bakacak" demen ve bir kemancının Mi teline yüklenişi gibi acının yükselişi. … Ve bütün bu süre boyunca "yahudi yahudi" diye fısıldıyor. Bunu fikir için nefret için yapmış olsa anlayabilirdim, anlayacağım dan emindim. Ama mesele bu değil. Onun nefreti…

Soğuktan Gelen Casus İncelemesi – Şahsi Yorumlar

Polisiye roman okumayı çok severim ve casus romanlarının da bu türe benzediğini düşününerek bu kitabı almıştım ve bu türü de beğendim. Aslında inceleme yazmayı düşünmüyordum ama kitap hakkında az sayıda inceleme yazıldığını ve çoğunun olumsuz olduğunu görünce şaşırdım ve okumak isteyenlere fikir olması açısından yazmaya karar verdim. Başlarda olaylar arasında bir kopukluk hissedebilirsiniz. Kitabın sonlarında yaşanan olaylar, neden böyle olduğunu açıklar nitelikte. Güzel bir kitaptı özellikle de sonu çok tahmin edilebilir değildi. Bu da kitabı daha unutulmaz yapıyor. Özellikle son sayfalar çok akıcıydı ve her şey daha açık bir şekilde gözünüzde canlanıyordu. Bu türde fazla kitap okumadım belki de hepsinde böyle bir durum vardır ama nedense okurken bir eksiklik hissettim. Beklentimi çok yüksek tutmuştum belki ondan kaynaklanıyor ya da olayların geçtiği tarih hakkında fazla bilgim olmamasından kaynaklanıyor olabilir.Bunun için John Le Carre’nin diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Lemaes adındaki bir casusun kendini birden çok değişik durumlarda bulması, ihanetler, Liz adındaki bir kızla, başta sadece planın bir parçası olan ama sonra aralarında geçen yakınlaşma, insanların ırkları nedeniyle gördükleri haksızlıklar başarılı bir şekilde işlenmişti. (Nehir Kaya)

Kapağında “Tüm zamanların en iyi casus romanı.” tanıtımı bulunan ‘Soğuktan Gelen Casus’ kitabını okudum. Yazarı John Le Carre’nin bu türün en kuvvetli kalemi olduğunu önceden duymuştum. Polisiye okumayı çok seven biri olarak çok yakın bir tür olan casus romanı türünü de kendime yakın buldum. Eser gayet akıcı ve anlattığı dönemin şartlarını başarılı bir şekilde yansıtmış. Kitabın özellikle son 50 sayfasında hikaye doruk noktasına ulaşıyor ve kitap bir solukta bitiyor. Çarpıcı ve az tahmin edilebilir olduğunu düşündüğüm sonu ise hikayeye renk katıyor. Kitaba dahil olan karakterlerin çokluğu ve eserin merak duygusunu korumak amacıyla atlanarak aktarılan olay örgüsü sebebiyle ilk sayfalarda dahil olmaya zorlansam da beğendiğim ve bu türü severlere rahatlıkla önerebileceğim bir kitap olduğunu düşünüyorum. (Pieta)

Selam Arkadaşlar ‍️ Bugün sizlere 1950 ve 60 lar da bir dönem İngiliz istihbaratına casusluk yapan John Le Carre ‘nin üçüncü casus romanı Soğuktan Gelen Casus kitabı ile geldim. Kendisini kötü casus ama iyi bir yazar olarak gören yazarımızın yazım dili çok güzel ve kitap o kadar akıcı gidiyor ki nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.. Kısaca konusuna gelirsek Soğuk savaşın zirve yaptığı yıllar’da 1960’larda Alex Lemas İngiliz istihbaratı için Berlin duvarı’nın gölgesinde yıllarca sürdüğü görevinin ardından ülkesine döner ve Doğu alman istihbaratı’ nın Berlin duvarında ki sisli oyunlarının ardından tekrar son bir görev almak için daha doğrusu artık casus satranç oyunun içinde hamle yapmak isteyecektir. Yalnız kendisini oyunun ötesinde korkunç bir politik oyunun pençesinde bulacaktır.. Acaba bu Entrika parçaları yerine oturdukça Lemas’ın kaderi ne olacak? Çift taraflı keskin bıçaklar kimler? Her olayı, detayı ince ince düşüneceğiz muhteşem bir kitap Ben kitabı çok beğendim ve casusluk romanı sevenler için kesinlikle tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar ‍️ (Mustafa Ayan)

Soğuktan Gelen Casus PDF indirme linki var mı?

John Le Carré – Soğuktan Gelen Casus kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Soğuktan Gelen Casus PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF’leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı John Le Carré Kimdir?

Asıl adı; David John Moore Cornwell’dir. (19 Ekim 1931, İngiltere-Dorset) İngiliz casusluk romanları yazarı.

Richard Thomas Archibald Cornwell ve Olive Cornwell’in oğlu, Aktris Charlotte Cornwel’in kardeşi John le Carré, 19 Ekim’de doğdu. Berkshire’ın yakınında Pangbourne’da St. Andrew Hazırlık Okulu’nda resmi eğitimine başladı ve Sherborne Okulu’nda devam etti. 1948’den 1949’a kadar, Berne Üniversitesi’nde yabancı diller üzerine çalıştı. Sonra Oxford’da Lincoln Koleji’ne devam etti. İyi bir BA’le (dereceyle) 1956’da mezun oldu. İki yıl boyunca Eton Koleji’nde ders verdi. Le Carré 1959’da Eton’dan ayrıldı. Sonraki beş yıl boyunca İngiliz Dışişleri Bakanlığı için çalıştı. Önce, Bonn’daki İngiliz Elçiliği’nde ikinci sekreter olarak hizmet verdi, daha sonra konsolos olarak siyasal bir hizmet için Hamburg’a transfer edildi. Le Carré, MI6’ya asker yazıldı. 1961’de ilk romanını yazdı.

Le Carré, Truro’daki Royal Cornwall Hastanesi’nde 12 Aralık 2020’de 89 yaşında zatürreden öldü.

John Le Carré Kitapları – Eserleri

  • Soğuktan Gelen Casus
  • Köstebek
  • Ölüme Çağrı
  • Hain
  • Cinayetin Parıltısı
  • Panama Terzisi
  • Son Casus
  • Smiley’in Dönüşü
  • Gece Müdürü
  • Küçük Trampetçi Kız
  • Gizemli Melodi
  • Rus Evi
  • Bahçıvan
  • Aranan Adam
  • Bizim Oyun
  • Güvercin Tüneli
  • Sıkı Dostlar
  • Casuslar Mücadelesi
  • İnsan Avı
  • Nazik Bir Durum
  • Casusun Mirası
  • Single ve Oğlu
  • Yolun Sonu
  • İnsancıklar
  • Bir Öğrenci Gibi
  • Ölümüne Davet
  • Utanç Duvarında Casusluk
  • Soğuk’tan Dönen Casus

John Le Carré Alıntıları – Sözleri

  • "Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle eski casusluk yöntemleri de tarih oldu… Artık sahnede kuralları belirleyen yeni bir oyuncu var : Terör. " (Aranan Adam)
  • “Bizim bitmemiş bir roman olduğumuzu söylerdi.” Rus evi, John le Carré (Rus Evi)
  • "Ne zaman bir düğüne gitsem, süper bir kadının daha duvara çarptığına tanık oluyorum. " (Aranan Adam)
  • Paraya aldırış etmezdi. Bütün istediği sevgiydi. Ve sevgiyi nerede bulacağını bilemezdi. (Son Casus)
  • Ama çok iyi bilindiği gibi, baylar ne barış kendiliğinden gelir ne de özgürlük. Barışın düşmanları vardır. Barış kılıçla kazanılır. (Gizemli Melodi)
  • Çok büyük boyutlu ve adına zaman denilen bir bombanın üstünde oturuyorlardı. (İnsancıklar)
  • Bilgi olmazsa biz yalnızca bir hiçiz. Ama bilgimizle dünyanın istediğimiz yerine gidebiliriz. Kaplumbağalar gibi evimizi sırtımızda taşıyor oluruz. (Son Casus)
  • İngiltere’de sadece alt sınıf insanlar veya daha altındakiler bıçak taşır. (Hain)
  • "Madem sıra bende, bunu en iyi şekilde değerlendirmeliyim.." (Hain)
  • İnsanlar değişiyordu ama yüzlerindeki ifade aynıydı. (Soğuktan Gelen Casus)
  • Sawley omuz silkerek ,"her ayrılık biraz kaçıştır ."deyip durumla dalga geçmiş ve Lady Ann’in gidişiyle George Smiley’nin bir parçasının aslında ölmüş olduğu gerçeğini görmezden gelmişti. (Ölüme Çağrı)
  • İnsan kendi yolunu kendi çizer. Kimse sana eliyle vermez. Kendin almak zorundasın.. (Köstebek)
  • Sanırım, uzun dönemde hepimiz ölmüş olacağız. (Hain)
  • Bir günahkarı yakalamak istiyorsan önce kendi içindeki günahkârı bulmak zorundasın. (Gizemli Melodi)
  • Salt gerçekleri bulacağım diye ne kadar çaba gösterirsen, onları bulmakta o kadar zorlanırsın. (Güvercin Tüneli)
  • Aşık olmak istediğimi, ama kendi geçmişimin ve içeme dönüklüğümün buna imkân vermediğini biliyorum. (Soğuktan Gelen Casus)
  • Divana uzanmış olan Ostrakova, güneşin batışını seyretti ve sonra da bunun kıyamet belirtisi olup olmadığını düşündü. (İnsancıklar)
  • Evinizin neresinde olursa olsun -hatta yatakta bile- tek başınıza olabilir, kitap okur ve yalnızlık en iyi şey diye kendinizi kandırabilirsiniz. Ama mutfağa gelince yarım-adamlığınızın belirtileri göze batacak hâle gelir. Yarım ekmek. Yarım kangal ucuzundan sucuk. Bir soğanın yarısı. Yarım litre süt. Yarım limon. Yarım paket siyah çay. Yarım yaşam… (İnsancıklar)
  • Dişleri gülüyor,ama ya yüreği? (Gizemli Melodi)
  • Elena son bir kaç gündür söylemekte olduğu şeyi gizlice kabullendi: Justin’e deli gibi aşık olmuştu,bu yıllardır olmayan bir şeydi ve onun her an gidebileceğini düşünmek mutlak bir acı kaynağıydı. (Bahçıvan)

KİTABI BURADAN SATIN ALABİLİRSİNİZ.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s