SİYASİ CİNAYETLER DOSYASI /// Mahmut Bozarslan : “Elçi Cinayeti Önceden Tasarlanmış Bir Eylem De ğil”


Mahmut Bozarslan : “Elçi Cinayeti Önceden Tasarlanmış Bir Eylem Değil”

18 Nisan 2022

2015’te dönemin Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesini soruşturan İçişleri Bakanlığı’na bağlı mülkiye müfettişlerinin hazırladığı raporda, olayın “önceden tasarlanmış bir eylem olmadığı” belirtildi. Dava dosyasına yeni giren raporda, Elçi’nin nereden geldiği tespit edilemeyen kurşunla yaşamını yitirdiğine dikkat çekilerek, davada sanık olan polislerin ‘silah kullanma yetkilerini’ yasalara uygun şekilde kullandıkları ifade edildi.

Tahir Elçi’nin Sur İlçesindeki Dört Ayaklı Minare’nin yanında basın açıklaması yaptıktan sonra öldürülmesinin ardından İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından görevlendirilen iki mülkiye ve bir polis başmüfettişinin hazırladığı rapor 23 Haziran 2017 tarihliydi. Rapor, hazırlandıktan beş yıl, olaydan yedi yıl sonra, davanın görüldüğü Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Bir polisin hareketleri dikkat çekti

Müfettişlerin hazırladığı 55 sayfalık rapor için, olay günü görevli polisler, olay sırasında sokakta bulunan gazeteci ve avukatların da aralarında bulunduğu 60’a yakın kişinin ifadesine başvuruldu. Raporda ayrıca Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün olayla ilgili yaptığı işlemler ve değerlendirmeler yer aldı.

Raporda olay yerindeki bir polisin yaptığı konuşma ve arkadaşlarını kaçan örgüt üyelerine değil, geriye doğru yönlendirmesi dikkat çekici bulundu. Polisin konuşmanın ses çözümünün yapılmasının olayı çözebileceğine dair Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılan yazılara ve savcılıkla yapılan telefon görüşmelerine rağmen yanıt alınamadığına çekilen raporda, bu konunun raporun kapsam dışında bırakıldığı belirtildi.

“Elçi’nin can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair bilgi yok”

Raporda, bir televizyon programında kullandığı ifadeler nedeniyle ölüm tehditleri alan Elçi hakkında, can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair bir istihbarat bilgisinin bulunmadığına vurgu yapılarak, Elçi için herhangi bir koruma kararı alınmadığı bilgisine yer verildi.

Raporda, Elçi’nin can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair olaydan önce herhangi bir başvurusunun olmadığı bilgisi de yer aldı.

Örgüt üyelerinin telefonları iki yıl boyunca dinlenmiş

Elçi’nin öldürülmesi öncesinde İstihbarat Şube Müdürlüğü ekibinin 13 kilometre boyunca takibinde olan iki PKK’lının neden basın açıklaması yapılan bölgede durdurulduğu sorusu, soruşturma boyunca sıkça gündeme geldi. Müfettişler bu soruya da yanıt aradı. Raporun “İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından yapılan iş ve işlemler” başlıklı bölümünde, takip edilen örgüt üyelerinden Masum Gürkan’ın telefonunun 2013 ile 2015 yılları arasında dinlendiği ve elde edilen bilgilerin başka birimlerle paylaşıldığı bilgisine yer verildi.

İstihbarat ekiplerinin örgüt üyelerinin tespit ve takip edilmeleri ile yakalanmaları için harekete geçme süresinin toplam 20 dakika olduğuna dikkat çekilen raporda, örgüt üyelerinin bindikleri aracın çok kısa bir sürede çevrilmek zorunda kalınmış olması nedeni ile etkin bir araç çevirme ve yakalama işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına vurgu yapıldı. Takip ekibindeki polislerin anlık gelişen olay karşısında basın açıklamasının yapıldığı sokağa hızla kaçan saldırganlara müdahale etmeye fırsat bulamadıkları da raporun bu bölümünde yer aldı.

“Polisler yasalara uygun silah kullandı”

Basın açıklaması sırasında güvenlik zafiyeti var mıydı? Raporu hazırlayan müfettişlerin en çok yanıtını aradı sorulardan biri buydu. Müfettişler, basın açıklaması için görevlendirilen ekip sayısı göz önünde bulundurulduğunda sayısal anlamda bir güvenlik zafiyetinin söz konusu olmadığı, olay öncesinde ve sonrasında gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı kanaatine vardı.

Sokaktaki çatışma sırasında ateş eden ve aralarında Elçi cinayeti davasında sanık olan üç kişinin de bulunduğu polislerin, kendilerine ateş eden örgüt üyelerini etkisiz hale getirmek için Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nda (PSVK) yer alan “Zor ve Silah Kullanma” başlıklı hükme uygun bir şekilde silah kullandığına vurgu yapıldı. Raporda, kaçan PKK’lıların yakalanamamasının ya da etkisiz hale getirilememesinin güvenlik zafiyetinden ziyade eğitim eksikliğinden kaynaklandığı belirtildi. Raporda ayrıca basın açıklaması için Emniyet Müdürlüğünün farklı birimlerden 10 polis ekibinin görevlendirildiğine dikkat çekilerek, 20 ya da 30 kişinin katıldığı basın açıklaması için görevlendirilen polis ekibi sayısı değerlendirildiğinde olayda “güvenlik zafiyetinin söz konusu olmadığı” savunuldu.

“Elçi, nereden geldiği tespit edilemeyen kurşunla hayatını kaybetti”

Elçi’nin vurulma anını gösteren herhangi bir görüntü kaydına rastlanılmadığını ifade eden müfettişler, olayla ilgili bilgisine başvurulan polis, avukat ve gazetecilerden hiç kimsenin Elçi’nin vurulma anını görmediğini söylediği belirtti.

Olayların oluşum yeri ve süreci değerlendirildiğinde Tahir Elçi’nin vurulmasının “önceden tasarlanmış bir eylem olmadığı” belirtilen raporda şu değerlendirme yapıldı; “Terörist şahısların tesadüf eseri olarak basın açıklaması yapılan sokağa kaçtıkları, burada polislerle teröristler arasında geçen silahlı çatışmada bu aşamada nereden geldiği tespit edilemeyen kurşun ile Tahir Elçi’nin hayatını kaybettiği kanaatine varıldı.”

Polisler hakkında disiplin soruşturması gerek görülmedi

Raporda ayrıca, Elçi’nin kimin tarafından öldürüldüğünün Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan adli soruşturma sonucunda elde edilecek delillere göre belirlenebileceğine ve daha sağlıklı bir değerlendirmede bulunulabileceğine dikkat çekildi.

Raporun sonuç bölümünde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevlisi polisler hakkında herhangi bir ön inceleme ya da disiplin soruşturmasının yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varıldı.

“Rapor objektif değil”

Elçi ailesinin avukatlarından Neşet Girasun raporun objektif olmadığını savundu. VOA Türkçe’ye konuşan Girasun rapora itiraz edeceklerini söyledi ve “Bu rapor objektif hazırlanmış bir rapor değil. 2 militanın takip edildiği andan itibaren ki bu 8 kilometrelik mesafeye tekabül ediyor, durdurulmalarından tutun da Tahir Elçi’nin öldürülmesine kadarki süreçte polisin, görevli birçok biriminin, bu cinayetin işlenmesinde ne kadar ihmalkar davrandıkları çok çıplak bir gözle, bir açık bir şekilde görülebiliyor. Dolayısıyla polis memurlarının Tahir Elçi’nin öldürülmesinde bir kastı olmasa bile ihmallerinin olduğu, görevlerini kötüye kullandıkları çok açık ve net olmasına rağmen böyle bir rapor kabul edilemez. Bu taraflı, politik saiklerle, objektif olmayan saiklerle tanzim edilmiş bir rapordur” dedi.

Ne olmuştu?

Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde basın açıklaması yaptıktan sonra, tek kurşunla vurularak öldürüldü. Olayın ardından başlatılan soruşturmada, 2020 yılı Ocak ayında 3 polisin ifadesinin alınmasının ardından polislerle birlikte, bir PKK’lı hakkında iddianame hazırlandı. Sanıklar Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlanmıştı.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s