BATI DÜNYASI DOSYASI : Batı’nın Doğu’ya Üstün Olmasının Altında Yatan Basit Sebepler


Batı’nın Doğu’ya Üstün Olmasının Altında Yatan Basit Sebepler

Batı medeniyetinin Doğu’ya uzun süredir üstün olmasına dair pek çok teori ve görüş var, yani tahmin edeceğiniz üzere %100 kesin şeyler mevcut değil. Bu görüşlerden bir tanesini, Niall Ferguson’un Civilization: The West and the Rest kitabındaki birkaç temel maddeyi paylaşmak istedik.

batı’nın doğu’ya üstünlüğünün sebebi… bu konuda teori çok ve kitaplar bol. herkes meşrebine göre olan kitabı sever ve teoriyi bağrına basar. ancak benim favorim niall ferguson efendinin civilization kitabıdır. türkçede uygarlık: batı ve ötekiler diye bulunmakta alın okuyun derim. (tabii ki çoğu kimse alıp okumayacak, ki bu da ferguson teorisine uygun.)

ferguson efendinin kitabını okumaya üşendim hocam şuraya yazıver işte neymiş hemen öğrenelim de biz de gelişelim ve playstation 5 ve iphone 12’leri ucuz ucuz kullanalım derseniz hemen yazıyorum.

ferguson kitapta şu soruyu soruyor

1500’lü yılların sonunda avrupanın batısına öbeklenmiş ve dünyanın sadece yüzde onuna hakim bir grup insan ne yaptılar da 1900’lü yılların başına geldiğimizde dünya topraklarının yüzde altmışına ve zenginliğinin de yüzde seksenine kondular ?

işte kitap bu soruyu cevaplamaya çalışıyor.

ferguson abimize göre doğunun batıdan geri kalmasının ve batının sürekli tur üstüne tur bindirmesinin sebepleri şunlar

a) serbest rekabet (yani ayrıcalık yok, torpil yok. cahile ve bilgisize aman yazıktır diye öncelik yok. piyasaya devlet üzerinden müdahale yok. çıkan çıkıyor ve batan batıyor.)

b) bilimsel düşünce metodu (yani dostum bilim. sorgulamak, neden demek , nasıl oluyor demek ve aklı mantığı önder kılmak. asilzadeyi değil bilim insanını omuzlarda taşımak.)

c) hukukun üstünlüğü (kısacası bir alman köylünün evini elinden almak isteyen krala hayır dediği zaman gelen sen benim kim olduğumu biliyor musun lafına "sen kralsan ben de vatandaşım ve berlin’de hakimler var" cevabının özü ve özeti.)

d) modern tıp (hala aşıyı falan tartışan zihinlere anlatmaya değmez. yani yılan yağına değil modern ilaçlara güvenmek.)

e) tüketim toplumu (halk fakir devlet zengin olsun değil, halk zengin olsun bol bol tüketsin ve sanayici de üretsin vergilerle ezmeyelim ama tüm millet kalkınsın felsefesi.)

f) iş ahlakı (bunu da anlamayız ama mesela intihal yapmamak, evin betonundan çalmamak, iş yerinden eve bir top kağıt götürmemek , çürük domatesi pazarda gözleri görmeyen ayşe yengeye kakalamamak.)

işte dostlar bu kadar basit

bunları yaparsan sen de gelişir, medeni olursun. yapmazsan çamurda oynamaya devam. "e hocam bunları herkes bilir bu ferguson neden bu kitabı yazmış sen de oturmuş buraya yazmışsın" demeyin. evet kardeşim bunları herkes bilir ama yapmaya paçaları yemez. bilmek başka yapabilmek başkadır.

örneğin hemen güncel bir örnek vereyim: kitap okuyor musun, ayda kaç tane okuyorsun? yazarlara bakışın nedir? üreten ve yazan insanları destekliyor musun?

örneğin ben algı yönetimi üstüne iki kitap yazdım. buyrun, buradan inceleyin: kitap

kitabı geçtim youtube denen, bebek şarkısının milyar kere izlendiği bir ortamda oturup her gün alıp hemen hayatında kullanabileceğin bilgileri bedavadan anlatıp duruyorum. birkaç tanesini sıkılmadan izleyebilir misin? kanal

şimdi "hocam ne alakası var gelişmişlikle" deme. bilgiye ve bilgi üretene yaklaşımın gelişmişlik durumunu belli eder. kısacası ülkelerin ve medeniyetlerin gelişmesi bireylerin tutumuyla başlar.

Avrupa Nasıl Oldu da Dünyanın En Gelişmiş Medeniyetlerinden Biri Haline Geldi ???

Avrupa medeniyeti, günümüzde belki de tüm dünyanın en gelişmiş uygarlıklarından biri. Her kültürden insan için ilgi çekici bir merak unsuru olan bu medeniyetin gelişimini Sözlük yazarı "iwillshowyouwhatitmeans" akıcı bir şekilde özetlemiş.

avrupa’nın dünyanın efendisi olmasının nedenleri, çok karmaşık ve içiçe geçmiş nedenlerin ortaya çıkardığı bir durumdur. batı avrupa bir bütün olarak, 15.yy’a kadar dünyanın geri kalan uygarlık merkezlerinden gerek ekonomik gerekse sosyal yönden çok farklı değildi. 15.yy’a kadar gelişkin uygarlık merkezleri akdeniz havzası ve mezopotamya ile çin ve hindistandı(sayarsak aztek ve inkaları da sayalım ama onlar çok çok izoleydiler ve dünyanın geri kalanında bir etkileri yoktu). bu merkezlerin ortak özelliği ılıman iklimde bulunmaları, topraklarının tarıma çok elverişli olması ile deniz ticaretine imkan verecek limanları olmasıydı.

amerika’nın keşfi, avrupa’nın dünya siyasetinde ön plana çıkışında önemli rol oynasa da, 15yy’ın büküm noktası olmasının belirleyici nedeni değildir. asıl nedenleri, daniel deudney‘nin ortaya koyduğu şekliyle sıralayalım:

1) coğrafi konum: jepolitik teoride, asıl uygarlığın çıktığı yer olarak kabul edilen avrasya’ya göre batı avrupa’nın konumu, oradaki diğer uygarlıklarla etkileşimi hem çok kolay hem de çok ucuz kılacak denli iyiydi. hem karasal hem de akdeniz havzasıyla denizden ulaşım oldukça kolaydı ve bu diğer uygarlıklardan teknolojik ve yeni ortaya çıkan hastalıkların yayılması açısından geri kalmamasını sağlıyordu. kara veba salgını ve barutun avrupa’ya gelmesi feodal sistemi yıkıp insanların, kapitalist burjuvazinin gelişmesine olanak sağlayan şehirlere akmasına ve merkezi devletlerin gelişmesine neden oldu. ayrıca gene coğrafi konumu ve sık orman örtüsü, o dönem tüm avrasya’yı kasıp kavuran moğol istilasından korunmuş tek kara parçası olmasını sağladı.


tüm bunlar avrasya’dan izole olan amerika ve okyanusya kıtalarındaki az gelişmişliği açıklar. oradaki aztek ve inka uygarlıkları her ne kadar gelişmiş bir siyasi yapılanmaya ulaşmışlarsa da, avrasya’da gelişmiş teknolojiden ve de salgın hastalıklardan izole kaldıkları için, avrupalılar 15.yy’da amerika’ya ulaştığı zaman, onlara karşı koyma kapasiteleri olmamıştır.

2) denizlere bağlantısı: erken dönem avrupa kapitalizminin ekseninde geliştiği ticaret deniz yollarıyla birebir ilişkiliydi. avrupa’nın kıyı/arazi oranı, girintili çıkıntılı yapısı, yarımadaları, adaları vesairesiyle çok fazla olduğundan, kıtanın içlerinde yaşayan insanların dahi denize bağlantı yolu çok uzak olmuyordu. bunun yanında kıtanın içlerine kadar ulaşan ve şelalesiz, girdapsız, sakin ve debisi yüksek nehirleriyle kıta içlerinden deniz kıyılarına ve oralardan da başka diyarlara ulaşım ve ticaret, dünyanın başka yerlerine kıyasla inanılmaz kolay ve ucuzdu. önce italyan kent devletleri ve hansa birligi, ardından da 15.yy’la birlikte okyanus aşırı ticaretin gelimesiyle ingiltere, hollanda, fransa, ispanya ve portekiz’in gelişmesi bu şekilde açıklanabilir.

diğer yerlerin kıyı/arazi oranının düşüklüğü ile özellikle afrika’daki bol şelaleli, kanyonlu, bataklıklı ve girdaplı akarsuların ticarete elverişsizliği ve buralarda bol miktarda yırtıcı hayvanın yaşaması gibi olumsuzluklar, avrupa’yı öne çıkaran etkenlerdir.


3) iklim: avrupa ılıman kuşakta oluşu ve çok değişik iklimsel özellikleri (dağ, step, orman, okyanus, akdeniz) barındırması nedeniyle her türlü tarıma dayalı ticari ürünü üretebilmesi, bu gibi ürün kalemlerinde hem başkalarına muhtaç olmamasına hem de bu geniş çeşitlilikteki ürünleri başkalarına pazarlayabilmesine olanak tanımıştır.

ılıman iklimin bir başka özelliği de kış mevsimlerinin bulunmasıdır. bu mevsimler ılıman bölge insanını iklimsel zorluklarla başa çıkma, planlama ve biriktirme (yiyecek, malzeme) özellikleri aşılamıştır. ayrıca kışlar hastalık taşıyan zararlı parazitlerin her yıl ölmesine neden olmaktadır. böylece süreğen bir hastalık döngüsüyle iyice coşan ve yaşamı yer yer sürdürülmesi imkansız hale getiren salgın hastalıkların yayılımı önemli şekilde yavaşlar, hatta kaybolur.

iklimsel çeşitliliği çin, hindistan veya ortadoğu’da bulamayız. tropik bölgelerdeyse (afrika, güney asya) yiyeceğin sürekli ve bol olarak bulunması, sıcak ve nemli olması oralarda yaşayan insanların biriktirme, barınma, giyinme vs gibi sorunlarını önemli ölçülerde hafifletmiştir.


aynı şekilde gene tropik bölgelerdeki hastalıklar insanların yaşam sürelerini ve kalitelerini etkilemiş, gelişmelerine engel olmuştur (bkz: hastalık perdesi). yine benzer şekilde sıcak ve nemli havanın insan fizyolojisinde "mayıştırıcı" etkisi olduğunu ve sıcak bölge insanlarının (bizden mi bahsediyor yoksa?) daha tembel ve sakin oldukları iddiaları ortaya atılmıştır.

4) avrupa’nın parçalı topografisi: bol dağlı, ormanlı, geniş nehirlerle bezeli avrupa’nın coğrafyası, bu coğrafya üzerinde ulaşımı zorlaştırdığı için, geniş arazilere hükmedebilen tek parça politik birimlerin doğmasını engellemiştir. oluşan daha ufak birimler, yakınlıkları dolayısıyla sürekli olarak etkileşim ve rekabet içerisindedir, dolayısıyla bir izole kalma durumundan söz edilemez ama bu tip bir topografi, bağımsız birimlerin kolayca ele geçirilmesini de zorlaştırmıştır. gerçekten de, bugün bile dünya siyasi haritasında en küçük parçalı politik birimlerin(ülkelerin) avrupa’da kümelenmiş olduğu kolayca farkedilebilir. aynı şekilde en fazla ulus ve en fazla çeşitlilik gösteren diller de gene avrupa kıtasında bulunmaktadır.

coğrafyanın sonucu olarak doğmuş bu "etkileşimli çoğulcu devlet sistemi" özel mülkiyet ve kapitalizm kavramlarının doğmasına yol açmıştır zira birikmiş sermaye ve nitelikli işgücünün, eğer bulunduğu devlette rahatı kaçarsa, hemen bir yandaki ülkeye kaçabilmesi çok kolaydır, bu da devletleri mutlakiyetçi bir anlayıştan daha liberal bir politika izlemeye zorlamış, bu da demokrasiyi doğurmuştur.


aynı şekilde böyle bir yapı zayıf kalanın anında yandaki devlet tarafından ezilmesi durumunu getirmiş ve bu nedenle ölümüne bir rakabetçi anlayışı yaratmıştır. bu durum teknolojik gelişmleri kamçılamak yanında avrupa’nın kurumsal yapısının gelişmesini de tetiklemiştir.

geniş düzlüklerin yer aldığı asya steplerinde, ortadoğu’da, çin’de veya hindistan’da aynı tip bir politik parçalanmışlıktan söz edilemez.

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s