ANALİZ : Global Babil Hayal mi !?


Global Babil Hayal mi !?

Roma İmparatorluğunu kuranların hepsi, birbirine bağlı olan Sümer, Babil ve Mısır soyundan gelenlerdi.

Bugün dünyanın birçok yeri hala Roma hukuku ile yönetilmektedir. Bu soydan gelenler daha sonra Roma Kilisesini kurdular. Roma kilisesini kurarak atalarının dini ile alakalı konuları Hristiyanlığın içine koydular. Ama hiçbir zaman kendileri Hristiyan olmadılar. Böylelikle Roma kilisesi ile Babil dinini yeniden adlandırılmışlardır.

Roma İmparatorluğu yayıldıkça bu soy ailelerde Avrupa’ya yayılmaya başladılar.

Kuzey Avrupa’ya taşınan bu aileler, Mısırdan gelen soy ile birleşerek Tufan öncesi birliklerini oluşturdular. Sömürdükleri yerlerden getirdikleri zenginliklerle, Avrupa’nın asıl aileleri ve aristokratlar oldular. Zaman içerisinde Roma, Londra ve Babilondon güçlerinin ana merkezleri haline geldi. Roma’da bulunan Vatikan şebekesi ile Avrupa’daki bütün ülkelerde Hristiyanlık adı altında her şey kontrol altında tutuluyordu.

Halklar uyanıp isyan ettiklerinde bile, isyanları kontrollerine alıp süreci kendi lehlerine çeviriryorlardı. İnsanlar kurdukları düzeni ele geçirdiklerinde ise; yer altına çekilip politika, bankacılık, iş dünyası, askerlik, bilim, tıp, eğitim vb. işlerle yine el altından gücü ve toplumu ellerinde tutuyorlardı

Bu soydan gelenler Sümer, Babil, Mısır ve Avrupa’da kurdukları koloni ülkeler ile globalleştiler. Roma İmparatorluğu zaman içerisinde Ata toprakları olan Mezopotamya ve Mısır gibi yerleri Müslümanlara kaybetmeleri ve daha sonrasında Endülüs ve Osmanlı ile tamamen kuşatılmaları yeniden başlangıç yapacakları güne kadar tamamen yeraltına inmelerine sebep oldu. Sümer, Babil, Mısır ve Roma şehirleri artık Müslümanların ellerindeydi ve Müslümanlar her geçen gün Avrupa’nın içlerine doğru geliyorlardı.

1200’lu yılların başlarında Kudüs için yaptıkları Haçlı seferinde hem İstanbul ve hem de Kudüs yağmalanmış bu seferde Atalarından kalan emanetleri beraberlerinde Avrupa’ya taşımışlardı. İstanbul’un yağmalanması da özellikle Ayasofya’nın, Kudüs’ün yağmalanmasında ise özellikle Mescidi Aksa’ın yağmalanması üzerinde çalışılması ve düşünülmesi gereken önemli konulardandır.

Osmanlı ve Endülüs’ün Avrupa’daki ilerlemesinde, 1492 yılına kadar yaklaşık 400 yıl yer altında faaliyet göstermişlerdir. 1492 yılında Endülüs üzerine yapılan Haçlı seferleri ile bu devlet yıkılmış ve geriye tehlike olarak sadece Osmanlı kalmıştı. Endülüs’ün yıkılmasıyla ellerinde bulunan bilgiler doğrultusunda ve atalarından kalan sömürgecilik faaliyetleri için daha önce var olduğunu bildikleri kıtalara seferler düzenlemişler ve buralarda katliamlar yaparak buradaki halkları sömürmüşlerdir.

İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda ve diğer devletler içine sızmış olan bu şeytani soy sahipleri egemenliklerini gizli örgütlenmelerle dünya geneline yaymaya başladılar. Gizli cemiyetlerin bu şebekesi Altın Çağın, Nuh Tufanından önceki zamanda yine aynı amaçlar ve mantıkla kurulmuş, tek hedefleri insanlığı sürekli köle olarak kendilerine hizmet eden durumda tutmaktır. Bunun için ise her şey ve her yıl kendilerine mubah görüyorlardı.

Nuh Tufanından önceki dönemde bu insanlık düşmanı cemiyetleri yöneten Kara Rahipler Konseyinin tufan sonrasındaki versiyonu aynen Roma’ya yakın bir kilisede kurulmuştur. Bu kilise ve bunlara bağlı olan unsurlarda tıpkı tufandan önceki gibi ve tufandan sonra Sümer, Babil, Mısır da olduğu gibi büyücülük ve sihir “Sır Okulları” adı altında gizli faaliyetlerine devam ettiler. Hz. Musa’nın kıssası bu konuyu anlamak için bir örnektir.

Bu şeytani soy ailelerinin tek dayanağı büyü ve sihir ile insanları maniple ederek kontrol altına almaydı.

İyiler her zaman bu ilimleri insanlık için kullanırlarken, kötüler ise bunu hep kendi iktidarları için kullandılar. Firavunlar, Nemrutlar ve daha birçokları bu sır okullarından yetişmiş ve kara rahipler konseyinin etkisi altında hareket etmişlerdir.

  • Kara Büyü; devletlerin dinlerini etkiliyor, kişinin fizik ve metafizik alanlarını felç ediyordu. Bütün mesele gerçeğin nasıl kullanılacağı ile ilgiliydi. İste yakın çağda bu soy aileler bu bilgileri ele geçirmek için çok uğraştılar. Nihayetinde ele geçirdiler ve bunu nasıl kullanılacağını öğrendiler.
  • Kabala veya Simya… Kabala ile eşya üzerine uygulanan büyü ve sihirler ile insanlar tuzaklara düşürülüyor ve kontrol ediliyordu. Kabala eski devirlerin büyü ilmiydi ve bu ilme sahip olanlar tarihte peygamber katilleri olarak anılıyordu.

Peygamber katili olan bu elit aileler, ele geçirdikleri ülkelerde ilk olarak eski bilgiye sahip olan insanları öldürdüler. Dinleri asırlardır bu amaçla kullanmaktadırlar. Sahte ajanları ile yaptıkları algı operasyonları ile gerçek bilgi sahiplerini ve ilimlerini itibarsızlaştırmaktır. Bu itibarsızlaştırma operasyonları ile eski ve gerçek bilgiye sahip olanlar ya yok ediliyor, ya da itibar suikastları ile toplumdan dışlanarak yerlerine sahte versiyonlarını koyarak insanları din adı altında kontrol ediyorlardı.

Son asırlarda atalarından gelen bu yöntemlerle Avrupa’da ve diğer koylarda birçok devletin yönetimini kontrollerine alıp tek dünya devletine giden yolun taşlarını döşediler. Artık çok güçlüydüler ve dünyayı yönetiyorlardı. Zamanla bu aileler kan bağları ile çok güçlendiler ve bilgiyi tamamen kontrollerine atalarının yaptıkları gibi ele geçirdiler. İnsanlar ve inananlar alabildiğine cahil bırakıldılar ve sistemin gönüllü köleleri haline getirildiler. Bildiğini zanneden insanlık aslında hiç bir şey bilmiyordu.

Eski bilgilerin hepsi kendi kontrollerindeki müzelerde, yer altı şehirlerinde ve daha birçok gizli yerlerde tutuluyordu. Yer üstünde bilim adı altında eski bilgilerin fizik halleri üzerinde çalışmalar yapılıyor son hedef için her şey kullanılıyordu. Herkes ama herkes celladına aşık mahkumlar gibi kendi geleceğini yok etmek için bu zalimlerin emrinde gönüllü olarak çalışır hale getirilmişti. Kara büyü bu yönüyle sonuçlarını veriyordu. İnsanlar gerçeğe gözlerini kapatmış sanal olana aşık olmuşlardı.

Bu soy kendi bildiklerini insanların bilmesini istemiyor.

Kendi ellerindeki bilginin karşısında olan bilgiyi de istemiyorlar. Üstü iyilikle örtülmüş kötülükler ile tek amaç için tüm insanlardan intikam almak ve onları köleleştirmek için çalışıyorlar. Bu amaçlarına bağlı olarak, başta Hristiyanlığı ve birçok başka dinleri kendi ajanlarıyla kontrollerine almak istiyorlar. Din, akıl ve algılamayı kontrollerinde tutmak için hala en güçlü araçtır. Bunu okuma, bunu yapma, bunu yazmayalı, bunu söyleme, papaya, hahama, imama, öndere, reise, liderimize vb merak ederek sormak sorgulamak ve itiraz etmek saygısızlık ve isyan etmek olur gibi söylemleri çok duymuşsunuzdur.

Bütün bunlar insanların gerçekleri sorgulamaması ve bilmesini engelleme söylemleridir. Hiç bir şeyi sorgulamayın, koşulsuz itaat ve biat edin düzenine giden yol bu sistemin kurulumundan geçer. Yıllardır insanlığı bu yöntemle başarıyla kandırdılar.

Peki, bundan sonrada mı din ile kandırmaya devam edecekler?

Hayır! Simdi dinler ile işleri bitti.
Sorgulanmayacaklar ilan bölüme onları tek dünya düzenine (great reset) götürecek olan; Siyaset, kanunlar ve bilim eklendi.

(Devam edecek)

Mustafa EROL

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s