DİN & DİYANET DOSYASI : İslami Kanunlarını Atatürk (mü) Kaldırdı !?


İslami Kanunlarını Atatürk (mü) Kaldırdı !?

Yıllardır Atatürk döneminde Osmanlı’nın İslami kanunlarının atıldığı, yerine Batı kanunlarının alındığı ve ülkenin dinsizleştirildiği iddia ediliyor.

İşin aslı ise çok daha başka…
Gelin anlatmaya başlayalım.

Batılılaşma ve modernleşme hareketi bilinenin aksine Atatürk döneminde değil, Osmanlı döneminde başlamıştı. Sultan III.Selim’in ciddi ıslahat hamleleri olmuştu. Bu hareketle karşı isyan başlatanlar tertipledikleri saray içi bir darbe ile sultanı tahttan indirmişti.

Sultan III.Selim tahttan indirilince yerine, yeniliklere karşı olan IV.Mustafa getirildi. Alemdar Mustafa Paşa, eski sultan Selim’i tekrar tahta çıkarmak için İstanbul’a doğru yola çıkınca, Mustafa taraftarları Selim’in odasını basarak onu feci şekilde katletti.

IV.Mustafa taraftarları, geriye başka bir padişah alternatifi kalmaması için 23 yaşındaki Şehzade Mahmut’u da katletmek için Harem’i bastı. Şehzade Mahmut, harem kadınlarının yardımıyla sarayın damına çıkarılıp Enderun avlusuna kaçırıldı. Bu esnada Alemdar Mustafa Paşa vardı.

Şehzade Mahmut, imdada yetişen Alemdar Mustafa Paşa tarafından korumaya alındı ve bir süre sonra tahta çıkarıldı. Sultan II.Mahmut, III.Selim gibi yenilik yanlısıydı. Osmanlı İmparatorluğu’na ciddi devrimsel yenilikler getirdi. Mesela kılıf kıyafet devrimi…

II.Mahmut 1828 yılında yaptığı kılık kıyafet devrimi ile sarık ve kavuğu yasaklayıp fes, pantolon, ceket gibi kıyafetleri giyip sakalını kısalttı. Askerlerin pantolon ve fes giymesini zorunlu tuttu. Karşı gelen askerlere sopa vurulmasına ilişkin ferman yayımladı.

Yeniçeri Ocağı’nı kanlı şekilde yok edip yeni bir ordu kurulmasını sağladı. Posta teşkilatı oluşturdu. Türkçe Resmi Gazete ilk olarak onun döneminde yayımlanmaya başladı. Divan kurumunu kaldırıp yeni bakanlıklar ihdas etti. Onun döneminde ilk nüfus sayımı yapıldı. Modern okullar kurulmaya, bu okullarda Avrupa teknikleri uygulanmaya başlandı. II.Mahmut gayrimüslimlerin cesetlerinin kadavra olarak kullanılmasına müsaade etti. Tablolarını devlet dairesine astırdı.

Yani özetle, modernleşme Osmanlı döneminde türlü engellemelere ve isyanlara rağmen başlamıştı. Hatta öyle ki Sultan II.Mahmut, bu yenilik hareketi nedeniyle gavur padişah adıyla anılıyordu.

Sultan II.Mahmut’un ciddi şekilde başlattığı bu akım, onun sonrasında da sürdü.

Modernleşme hareketi Sultan Abdülmecit döneminde hukuk alanına sıçradı. 1858 yılında Ceza Kanunu yürürlüğe kondu. Bu kanun Fransızların 1810 tarihli Ceza Kanununun uyarlamasıydı. Türkiye ise 1926’da İtalyanların Ceza Kanununu uyarladı.

1850 yılında kabul edilen Kanunname-i Ticaret, yani Ticaret Kanunu da Fransız Ticaret Kanunu’nun çevirisinden ibaretti. Hatta o kadar aceleye getirilmişti ki pek çok çeviri hatasıyla doluydu.

Osmanlı’nın 2. Abdülhamit döneminde yürürlüğe koyduğu Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu da Fransız kanunlarından alınmıştı. Türkiye ise 1929’da o kanunu bırakıp 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu örnek alarak yeni kanun çıkardı.

Osmanlı’nın yine II.Abdülhamit döneminde, yani 1880 yılında kabul ettiği Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu da büyük ölçüde 1870 Fransız Usul Kanununa dayanarak hazırlandı. Türkiye ise 1926’da İsviçre usul kanunu uyarladı.

Medeni kanuna gelirsek.. Bu noktada batıdan kanun almak isteyenler olduğu gibi yerli bir kanun yapılmasını savunanlar da oldu. Fransız medeni kanununun tercümesi için bir heyet kuruldu. Fakat sonucunda yerli kanun taraftarları baskın geldi. 1851’de Mecelle hazırlandı.

Osmanlı’nın 1876 yılında ilan edilen ilk Anayasası olan Kanun-i Esasi de Belçika, Prusya ve Fransa anayasalarından uyarlamak suretiyle hazırlandı. Yani özetle Atatürk döneminde de uygulanan “batıdan kanun alma” politikası geçmişte Osmanlı’da da defalarca uygulanmıştı.

Sadece kanunlar değil, Osmanlı döneminde devlet marşları da batı formunda besteleniyordu. Hatta marşların biri hariç tümünün bestekârı yabancıydı. Mahmudiye ve Mecidiye marşlarını Guiseppe Donizetti, Aziziye marşını Callisto Guatelli, Reşadiye marşını ise Italo Selvelli bestelemişti. II.Abdülhamit döneminde kabul edilen Hamidiye Marşı’nın bestekârı Necip Paşa’ydı.

II.Abdülhamit, latin harfli yeni alfabeye geçmeye çalışıyor bunun için hem çalışmalar yapıyor hemde yerli ve yabancı ilim adamlarına yaptırıyordu. Ama saltanatında bunda başarılı olmadı. Padişahlıktan indirilince bu projesi gerçekleştirilemedi. Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’te bu konuda çalışmalar yaptı ve 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” ile bunu tamamlamış oldu.

Osmanlının yenilenme sürecinde yasalar zaten Hristiyan yabancı memleketten alınmış yasalardı. Buna rağmen Atatürk’ü dinsizlikle suçlayanlar, İslam kanunları varken, Hristiyan memleketlerin yasalarını kabul edip, Osmanlının da iç kanunu olarak yürürlüğe koyan halifeleri hiç suçlamaz. Bu ikiyüzlülük değil mi?

Sonuç olarak Atatürk döneminde Osmanlının İslami kanunları çöpe atılıp Hristiyanların yasaları alınmadı. Atatürk’e gelinceye kadar hiçbir İslami yasa ve kanun kalmamıştı Osmanlıda…

Osmanlı halifeleri modernleşmeyi kısmen ve yavaşça uygulamaya başlamıştı. Atatürk ise, Türkiye’nin bekleyecek zamanı olmadığı için daha hızlı ve köklü şekilde hareket etti. Olan şey bundan ibaretti.

Atatürk’ün şu sözleri Halifelerin geç kaldığı ve yarım bıraktıkları içi yeni dünya medeniyetine geçişin devam ettiğinin teyidi gibidir.

“Bugün artık şu hakikat anlaşılmıştı: Avrupa’ya karşı hürriyetimizi ve istiklalimizi savunabilmek için Avrupa Medeniyetini almamız lazımdır.”

Şunu da belirtmeliyiz ki; Osmanlı halifeleri, yeniliğe giriştiğinde ona isyan edenler, Atatürk’ün istişare ve meclisle birlikte alınan kararlarla ortaya konulan devrim niteliğindeki yeni yönetim sistemine itirazlar edenler oldu. Siyaseten başarı olamayınca da işi kan dökmeye götürecek derecede zaman zaman isyan edenlerde oldu. Ama Atatürk, onlara karşı uyanık ve çok daha cesurdu. Onları her alanda oyunun dışına çıkarılması için hangi adımları atacağını biliyordu. İşte bu nedenle başarılı oldu.

Sonuç olarak;
İslam Halifesi olan; padişahlar, ulu hakanlar, cennet mekan sultanlar;
İslami Kanunların yerine Batı Hristiyan Kanunlarını getirerek Atatürk’e pekte yeni birşey bırakmamışlardır. Atatürk ise Osmanlı’daki bazı kanunları yetersiz görmüş ve Batı devletlerinin bazı kanunlarını Türk milletine göre yeniden uyarlanmış olarak yürürlüğe girmesini sağlamıştır.

Atatürk yeni devlet kurulurken, artık Osmanlı’da İslami kanunlar var olmadığı için kaldırması mümkün değildir.

İster beğenin, ister beğenmeyin…
Atatürk Osmanlı’nın yarım bıraktığı yenilenmeyi tamamlamıştır…

Yorumcalar Derlemesi…

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s