SAĞLIK DOSYASI : Sağlık Sisteminin Çöküşü ve MHRS Krizi


Sağlık Sisteminin Çöküşü ve MHRS Krizi

MHRS krizi yine patlak verdi…

Hastalar randevu bulamıyor. Randevu almak için doktor yok ve muayene görmek için şehir şehir dolaşma başladı. Kapitalizmde paran yoksa ölebilirsin.

Bugün devlet hastanesinde randevu bulamadığı için eşini özel hastaneye götürmek zorunda kalan ve 900 lira para ödeyen bir işçi tanıyorum. Bu işçinin aldığı ücret 4750 lira. Kendisi de bunu gündeme getirdi. Basit bir MHRS sıkışması, işçi ailesi için o ay sıkıntı ve aç kalmak demek…

Bu işler niye böyle?

Sebepleri var tabi. Birisi doktorların ülkeyi terk ediyor oluşu. Yani merkez kapitalist ülkelerdeki neo-liberal sağlık endüstrisinin salgında ortaya çıkan doktor açığını kapamak için, Türkiye’yi sömürge kaynağı gibi kullanması. Onlar doktor talep ediyor, Türkiye ise arz ediyor.

Bir doktor istifa ederse ne olur?

Günde 80, ayda 1700 hastanın tedavisi gecikir.

Peki 10 bin doktor istifa ederse ayda kaç hasta mağdur olur?

Günde 800 bin, ayda ise 17 milyon hastanın tedavisi gecikir.

Kapitalizm bu istifaları ettiriyor.
Bu da ikinci sebep ve sistemin bir parçası.

Bir süre sonra kamu diye bir şey kalmayacak, tamamen özel sektörden ibaret bir sağlık sistemi olacak.. Aynen ABD’de olduğu gibi.

Üçüncü sebep ise; sağlığa talebin kışkırtılması. Bunu esasen hastane emeğini daha sömürülebilir kılmak ve hem de daha ucuz kılmak için yapıyorlar. Yoksa özel hastane sahibi olmak, ticari sağlık kuruluşları işletmek, bunlara kredi satmak, sanayide ve tarımda yeterince kazanamayan şirketleri endüstriyelleşmiş sağlığa yönlendirmek mümkün olmaz. Burada garantili bir kazanç görmek istiyorlar.

Bunun birinci şartı da hastane emeğinin maliyetini düşürmek ve de iş günü olabildiğince uzayan sağlık emekçilerine sahip olmak. Hasta garantili şehir hastanelerinin açılıp onun üzerinden kiralar ödenmesi de bu yüzden.

Gereksiz hastane randevusu yaratmak üzere sistem kurarsanız, sonunda randevu veremez hale gelirsiniz.

Neden gereksiz?

Çünkü basamaklandırılmış hizmetlere dayanmıyor.
Yani sevk zinciri kuracaksınız. Hastaneye gelmeden evvel, birinci basamak sağlık hizmetlerinde aile hekimliği derhal kaldırılmalı. Bunun yerine çalışan, bina, tıbbi malzeme vs bakımından tam donanımlı, her biri en fazla 2000 kişiden sorumlu sağlık ocakları network’ü kurulmalı.

İkincisi pratisyen hekimlerin koşulları ve itibarları düzeltilmeli, ücretleri gereken düzeye çekilmeli, hakları ve hastaya sunmak için sahip olmaları gereken imkanlar (uzmanlık, eğitim, maddi manevi ortam vb.) teslim edilmeli.

Üçüncüsü, birinci basamaktaki sağlık hizmetlerinde tüm uygulamalar, süreçler ücretsiz hale getirilmeli. Hasta olmaksızın yılda en az 1 kez bu hizmetlere başvurmayı sağlayacak zorunluluk, teşvik, ödüllendirme vb yapılmalı.

Bunlar yapıldığında; hastanelerde yığılmaları ve gereksiz rekabeti önler, sağlık sistemindeki eksiklikleri belirlemede sinyal verici işlev görür, hasta ile doktor daha düzenli, insani, takip edilebilir, etkileşimli bir ilişki kurabilir ve bu da gereksiz talebi temizlemeye yardımcı olur. Birinci basamaktan başlayarak bireylerin sağlık kayıtlarının düzenli ve sürekli tutulduğu bir tıbbi kayıt sistemi oluşturulabilir, koruyucu sağlık birimleri planlanabilir.

Maksat adım adım sürekli iyileştirmenin örgütlenebilmesidir.

Ama plansız, bilimsiz, sağlık emekçilerinin söz-yetki-karar sahibi olmadığı, sermaye sahiplerine teslim edilen, küresel pazara entegre olmaya çalışan, sağlık turizmi gibi ticari kaygılarla hareket eden, siyasetçilerin seçim çıkarlarına kurban edilen bir sağlık sisteminde tabi ki MHRS’den randevu alamayacaksınız. Mevcut randevu sistemi 10 dakikada bir, aynı anda 3 hastaya birden randevu verir hale geldi.

Şimdi hastaneye randevusuz da kabul edilmiyorsun, hatta randevu da alamıyorsun. Sistem, insanları özel hastanelere yönlendirmek için birebir. Adeta bunun için icat edilmiş. Bunun da kapitalist amaçlarını açıkladığım şekilde görebiliyorsunuz hemen.

En büyük avantajları da ekonomik ve sosyal şartlardan dolayı Türkiye’de insanların çabuk hasta olması. Bunu kullanarak kurdukları şey tedavi, hastane, teknoloji, ilaç odaklı. Yoğun talepli bir tüketim pazarı oluşturuyorlar. Semt hastanelerini yıkıp tek bir noktada birleştirip şehir hastanesi yapmak da bu yüzden. Arzı kıstın mı malın değeri artar mantığı. Talebi koruyuculuktan alıp, toplum için çok daha pahalı olan tedavi ediciliğe yönlendiriyorlar.

Bilimsel teknik gelişmelerle üretimin canlı emek-gücüne olan bağımlılığı azaldıkça, kaynağı canlı emek olan ve can çekişen sermaye sağlık gibi sektörlere kayma gereği duyup, devletin herkese sağlık hizmeti sunması gereğini ortadan kaldırıyor.

Sağlık alınıp satılan bir mal, hastaneler şirket, hastalar ise müşteri durumuna indirgenmişse orada İNSANA verilen değer bitmiştir…

Ekrem KOCA
Parlamenter Demokrasi İdeali Platformu (AHPADİ) Sosyal Politikalar Komisyonu Sözcüsü

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s