TÜRKÇE DOSYASI : Resmi Dil Üzerinden Kısır Tartışma Çıkaranların Hedefi


Resmi Dil Üzerinden Kısır Tartışma Çıkaranların Hedefi

Son günlerde resmi dil; Türkçe, Kürtçe, Çerkezce ve Arapça vb. üzerinden kısır bir tartışma döndürülüyor.

Konular öyle bir iç içe geçmiş (geçirilmiş) kavramlar planlı olarak karıştırılmış sanki. Bundan dolayı da tuhaf bir hal dönüp duruyor. Meselenin daha net anlaşılması aydınlatıcı bilgilendirmelerle konunun açıklığa kavuşması gerektiğini düşünmekteyiz.

Öyleyse başlayalım…

Konunun bir temele oturtulması için öncelikle “Türk Milleti” kavramına bakalım.

Atatürk; “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diyor. Bu tanım doğru anlatılır ve anlaşılırsa son derece kapsayıcıdır.

Bunu ideal bir örnekle açıklamak gerekiyor. Atatürk’ün tanımında “cumhuriyet, “kurucu halk” ve “Türk milleti” gibi üç önemli kavram var. Bu formüle göre, cumhuriyetin kurucu toplumumun tamamı Türk milletini oluşturur. Yani bunun içine Kürt, Laz, Çerkes, Zaza hatta Ermeni gibi etnik gruplar dahildir.

Fakat buradaki “Türk milleti” kavramı etnik kökene dayalı bir kavram değildir. Üst kimliktir. Cumhuriyet kurulduğu sırada içerisinde pek çok etnik kimlik bulunuyordu. Yukarıda saydığımız gibi… Türk, Kürt, Çerkes, Ermeni, Rum, Zaza, Laz vb pek çok etnik kimlik vardı. Bu etnik grupların üzerinde de bir üst kimlik bulunması gerekiyordu. O sırada nüfusun çoğunluğu Türkçe konuşan Türklerden oluşuyordu. Haliyle üst kimlik olarak Türk kimliği seçildi.

Türkiye dışında benzerleri var mı?

Almanya, Fransa, İspanya, ABD gibi ülkelerde de böyledir. Bu saydığımız ülkelerde de pek çok etnik grup bulunuyor. Fakat bunların ağırlıklı olanı ve tabi tarihsel süreçte devlet mekanizmasını yönetenlerin de etkisiyle üst kimlik olarak yerini alıyor.

Bazı ülkeler ise meseleyi bizim kadar kolay çözemiyor. Mesela ABD’de üst kimlik olarak Amerikan vatandaşlığı söz konusu. Ama Amerikan milleti diye bir millet tarihsel olarak söz konusu değil. Bu, milletlerin ortaya çıkışıyla alakalı sosyolojik bir konu. O yüzden detaya girmeye lüzum yok. ABD ise bu sorunu yeni bir millet yaratma gayesiyle çözülüyor. Yani üst kimliği bulunmayan bazı ülkeler, bu noktada kendi üst kimliğini yaratma çabasına giriyor. Bunu başarılı şekilde yaptığı taktirde devletin milletleşmesi kolaylaşıyor. ABD’nin kuruluşu esnasında resmi dil bir oylamayla belirlendi. İspanyolca ikinci sıradaydı mesela. Eğer birinci seçilseydi resmi dil İspanyolca seçilecekti ama İngilizce seçildi.

Bütün bunlardan şunu görüyoruz: Türkiye, üst kimliğini belirleme noktasında en elverişli ülkelerden biridir.

Şimdi geliyoruz en önemli noktaya:
Devletin anayasal üst kimliği ile etnik kökene dayalı kimlik birbirinden biraz farklıdır. Mesela Türk etnik kimliğine sahip biri soyunu Orta Asya’ya dayandırabilir. Fakat Anayasamızda ki Türk milleti kavramının ifade ettiği şey bu değildir. Atatürk’ün millet tanımındaki üst kimlik olan Türk milleti, tamamen Türk etnik köken kimliğiyle özdeşleşmiş değildir.

Daha da açık ifade etmek gerekirse, Türkiye Cumhuriyetini kuran Kürt etnik grubu anayasal açıdan Türk milletine dahildir ama etnik kimliği Türk değildir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına mensup Kürt etnik grubu, Laz etnik grubu ve Ermeni etnik grubuna “Türk milleti” diyoruz ama “Siz de orta asyalısınız, siz de Türk etnik köken grubunun parçasısınız” demiş olmuyoruz.

İşte bu hassas nokta fazlasıyla karıştırılıyor. Farklı etnik grupların Türk milletinin bir parçası olması, onu tamamen Türk etnik köken kimliğinin de içine sokmaz. Eğer soksaydı, Türk vatandaşlığına geçmiş bir Afrikalı’ya Orta Asya kökenli bir etnik Türk muamelesi yapmak gerekirdi.

Hatta onun tam anlamıyla bir etnik Türk gibi yaşaması, şekillenmesi, bunun dışında kalan tüm kültürel özelliklerinin yok edilmesi gerekirdi ki bu bildiğiniz kültür imhasıdır. Türkiye hiçbir vakit böyle bir yolu takip etmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti, tüm vatandaşlarını hangi etnik kimlikten gelirse gelsin, onları Türk etnik yapısı içerisinde değil, anayasal Türk milleti kavramı içerisinde toplamaya çalışmıştır. Bu ortak tarih, ortak dil, ortak kültür ve ortak ülküden ibarettir.

Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti kavramını bu saydığımız dört unsur üzerinden güçlendirir. Yani ortak dil olan Türkçe üzerinden, kültür üzerinden, milli hedefler ve ortak tarih üzerinden güçlendirir. Yoksa, her vatandaş etnik birer orta asya kökenlidir demez.

Atatürk bu yüzdendir ki; “Ne mutlu Türk’üm diyene” demiştir. Eğer sadece “Türk kökenli olana” söylemiş olsaydı, doğumla gelen etnik Türk kimliğini ön plana koymuş olurdu. Halbuki Türk’üm diyene diyerek, üst kimliği kast etmiştir. Buradaki temel problem, üst kimlik olan Türk milleti kavramı ile etnik kimlik olan Türklük kavramının birbirine karıştırılmasıdır. Hala da bunu karıştıranlar var. Bu ikisini birbirine karıştırdığımız vakit, Türk milleti kavramı = Etnik Türklük gibi saçma sapan bir durum ortaya çıkar. İşte o vakit kafalar karışır.

Atatürk’ün Türk milleti kavramına göre; bir Çerkez’in isminin Çerkezce olması yahut bir Ermeni’nin isminin Ermenice olması noktasında bir problem yoktur. Zaten ülkemizde herkes kendi etnik kimliğine dayanan ismi özgürce koymaktadır. Eğer Türk milleti = Türk etnik kimliği formulü tatbik edilmiş olsaydı, farklı etnik gruplar da Türk etnik grubunun parçası kabul edilirdi ve bu durumda Çerkezce veya Ermenice isimlerin kullanımına asla izin verilmezdi.

Bu durumda da merhum Kazım Koyuncu lazca ezgiler ve şarkılar söylediğinde; “sen anayasaya göre Türksün. Etnik Türksün. Senin kültürün sadece Türkçedir. Başka etnik grubun diliyle şarkı söyleyemezsin. Ancak Türkçe söylersin” gibi tuhaf işin içinden çıkılamaz durumların ortaya çıkması gerekirdi.

Şimdi gelelim örneğe…
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkemize çok faydası dokunan bir sivil toplum kuruluşuna, Türk ordusuna mensup Ermeni asıllı iki Türk vatandaşı üye olmak istedi. Fakat üyelik talepleri reddedildi. Kuruluş, bu iki Türk subayını, Ermeni asıllı olmaları nedeniyle reddetmişti. Konu Atatürk’ün kulağına gitti. Derhal müdahale etti ve iki Ermeni asıllı Türk subayı kuruluşa alındı.

Atatürk’ün bu müdahalesi, Türk milleti kavramına olan bakışı açıksa gösteriyor. Zaten Atatürk farklı düşünüyor olsaydı, millet tanımını “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına” diye tasarlamaz, “Türkiye Cumhuriyetini kuran herkes Türk’tür, başka etnik kimlik söz konusu değildir” gibi dar bir tanımlama yapardı.

Şimdi gelelim, bu değerlendirmeyi yapmamıza sebep olan olaya;

Videoda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına dahil bir etnik grup olan Çerkez asıllı vatandaş, Çerkezce konuşuyor. Bir yolcuda buna tepki gösteriyor.

VİDEO LİNK : https://video.twimg.com/ext_tw_video/1547473025402130432/pu/vid/320×320/S2OxsYL25gjpxmvS.mp4?tag=12

Konya’da bir vatandaş kendi aralarında Çerkezce konuşan gençlere tepki gösteriyor.

Bu vatandaşın Çerkezce konuşmasında hiçbir sakınca yoktur. Çünkü Çerkez asıllı bir Türk vatandaşı, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkının parçasıdır. Onun kültürü bizim kültürümüzdür. Bizim değerimizdir. Bizim parçamızdır. Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkının bir parçası olan Ermeni, bir Laz, bir Kürt, bir Zaza da bizim parçamızdır. Onların kültürleri bizim kültürümüzdür. O yüzden Kazım Koyuncu’nun Lazca şarkılarını seviyoruz. Sevmeye de devam etmeliyiz.

Bazıları; “Sığınmacıların dilini kabul etmiyoruz!” diyorlar…

Sığınmacıların hiçbiri Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkının bir parçası değildir. Haliyle onların kültürlerini Çerkez asıllı Türk vatandaşının kültürüyle bir tutmak mümkün değildir. Buradaki temel mesele, bahsi geçen kişilerin mensup oldukları etnik kimliklerin Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkının parçası olup olmadığıdır. Olaylara böyle bakılmalıdır. Aksi halde, bu formülün dışına çıkarız ki bu da bizi bambaşka tehlikeli sulara götürür.

Hazır lafı açılmışken şunu da belirtmekte fayda vardır. Türkiye’yi sığınmacılara mahkum etmek isteyenlerin temel hedeflerinden biride “Türk milleti” kavramını aşındırmak suretiyle üst kimliği tamamen değiştirmektir.

Bunu kimler istiyor dikkat edelim!

  • Üst kimliği ifade ederken “Türk milleti” demek yerine “Türkiyeli” diyor mu?
  • Ortak dil Türkçe olsun ama başka diller de resmileşsin eğilimi içinde mi?

Eğer bunları yapıyorlarsa; ortak kültür, ortak dil, ortak ülkü tamamen parçalansın istiyorlar. Bunları da ya bilerek yapıyor ve gerçekleşsin istiyorlar, ya da farkında değiller.

Yorumcalar’dan…

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s