GÖÇMEN DOSYASI /// SADİ ÖZGÜL : Sığınmacıların “Bende İnsanım” T iyatrosu ve Kezzapcılıkları


SADİ ÖZGÜL : Sığınmacıların “Bende İnsanım” Tiyatrosu ve Kezzapcılıkları

Bir Suriye’linin 20 TL vermediği için kezzap attığı Yusuf ve ebeveynleri “yalancı çıkması” için yandaş basın bir olup uğraşırken, sokak röportajında “ben bir insanım” diyen kaçak Suriyeli külliyede Cumhurbaşkanı başdanışmanı Mustafa Akış tarafından kucaklanarak ağırlandı.

Bu da aklımıza; İstanbul Üsküdar’da bir sokak röportajında vatandaşlarla tartışmaya girip, zorda kalınca da kendisini acındırnak için “bende bir insanım” diyen Suriyeli kaçak Arap çocuğuna gösterdikleri aşırı ilgi ve alakayı; ,

  • Konya’da yüzüne kezzap atılan bu vatanın evladı Yusuf’a, anasına ve babasına neden göstermediler?
  • Suriyeli Ahmet insansa, Konya’lı Yusuf insan değil mi?
    sorularını getiriyor elbette.

Bu yönde sorular ve tepkiler artınca da yandaş kanalın birine çıkarılıp, kendisine o muameleyi yapanların Türk halkının tamamını temsil etmediği söyletilmiş olsa da, tepkiler dinmiyor. Bir sonraki absürt bir sığınmacı olayında daha fazla orta dökülebilir…

Şimdi o iki soruya cevaplar arayalım;
İki soruya bulabildiğimiz cevaplar ise Yusuf’umuz tıpkı “ben bir insanım” diyen Suriyeli için hazırlanmış bir senaryoda figüran olmadığı için arkasında savunup propaganda yapacak bir ekipte yok yönünde oldu.

Peki, öyleyse neden/nasıl bu düşünceye kapıldık?

Suriyeli sığınmacılar tarafından öldürülen tecavüze uğrayan tek bir Türk için bir geçmiş olsun demedikleri için elbette. Şimdi o simge isimleri bir hatırlayalım;

  • Afgan tarafından bıçaklanan Yasin Bayram (16)
  • Tecavüze uğrayıp ÖLDÜRÜLEN Ayşegül Aydın (17)
  • Suriyeli tarafından yüzüne kezzap atılan Yusuf Candan (12)
  • Bıçaklanarak ÖLDÜRÜLEN Emirhan Yalçın (18)
  • Bıçaklanarak veya öldüresiye dövülerek yara alanlar
  • Her gün tacize uğrayan binlerce kızlarımız ve kadınlar
  • Camii’de suriyeli tarafından tecavuz edilen erkek çocuğu..

Bunlar olmasın diye neler yaptıkları yada vuku bulduktan sonra zanlılara ne ceza verdikleri konusunda kamuoyunu hala ikna edebilmiş değillerdir.
– Neden acaba?
– Yoksa böyle şeyler AKP tipi siyasal islamcıların umurunda değil mi?

Onların başlıca dertlerinden biri Haziran 2023 seçimlerini Suriyeli sığınmacıların yardımıyla kazasız atlatmak olduğu artık herkesin üzerinde ittifak ettiği görüştür.

Onların dertlerinden biride ekonomiktir.
Sığınmacılar 2000₺’ye tekstil ve merdiven altı imalat atölyelerinde sigorta primi, gelir vergisi ödemeden ucuz işçi olarak çalıştırılırlar. Onların bu istismarından dolayı da, bu milletin evlatlarına asgari ücretle bile iş bulmak zorlaşır.
Olurda bir gün sığınmacılar Türk halkının tepkilerden bıkıp yurtlarına dönerse yüksek kar elde etme çarklarına çomak sokulur diye her şeye sus pus olup “Ensar Muhacir” tiyatrosunun devamından yanadırlar!

İşte bu başlıca menfaate dayalı toplu çıkarları için kezzap atılan çocuğumuza ve ailesine, öldürülenlerin ailelerine, tecavüz edilenlere “geçmiş olsun” demek için bir telefon bile edilmezken, sokakta senaryo gereği tartışmaya giren PROJE Suriyeli genci ve babasını külliyede kucaklıyorlar. Ederlerse herkesin haberi olacak tepkiler çığ gibi artacak ve Suriye ile sığınmacılar evlerine gönderilmek zorunda kalınacak diye korkuyorlar.

Hatta; Osmanlı döneminde balkanlara Anadolu’dan götürülerek yerleştirilen öz be öz Türkler için çeşitli sebepler öne sürerek; “Bulgaristan’dan Türkler gelmesin” diyenler, bu seferde Suriye’den Türk/Türkmen olmayıp, Cuma ve vakit namazlarında camilerde görmediğimiz Müslüman olmayan Suriyeli Arapları vb getiriyorlar.

Çelişki değil mi tüm bunlar?

Çelişki demek yeterli değil, kasıtlı yapıldığı alenen ortadadır artık. Sokaktaki vatandaşlar; “AKP ve Siyasal İslamcılar din, ırk, mezhep ve sınıf farkı gözetmeden TC’yi kuran Türklerden nefret ediyorlar. Bunun içinde Türkleri ikinci sınıf vatandaş olarak gördüklerinden artık şüphe duymuyorum…” demeye başladılar yüksek sesle artık.

Hatta namazında niyazında olupta geçmişte hep AKP’ye oy veren cami cemaati bile bunu konuşuyorlar kendi aralarında artık. Yanıbaşında olup AKP/Erdoğan propagandasının yapıldığı camilere değil, bunları yapılmadığı komşu mahallelerdeki camilere Cuma namazlarına gidiyorlar vakit namazlarını ise evlerinde kılıyorlar.

Türklerin ikinci sınıf vatandaş olarak görme hastalıklı düşünceleri konusuna dönelim;

Anlaşılması hiç de zor olmayan bir anlayışla sık sık rol model aldıklarınızda beyan etmekten de çekinmedikleri II.Abdülhamit’in kalbi bu vatanın sahibi Türkler için değil, gayri müslim tebası için atardı. Saltanı esnasında; ordu Türklerden, ticaret ve devlet yönetimi ise Ermeni, Yahudi, Rumlardan ve Hristiyan devşirmelerden oluşturulmuştu.

Bu konuda Cengiz Özakıncı’nın çok güzel bir tespiti vardır;
“Osmanlı’da Türkler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürdü. Müslüman Türkler 8-12 yıl askerlik yapar ama Hristiyan ve Yahudiler yapmazdı. Evlenir, yuva kurar, çoğalırlar ve işine bakar zengin olurdu. 30 yaşlarında askerden gelen Müslüman Türk ise bir zamanlar mahalle arkadaşı olan yorgi’nın yanında işçi olarak hayata başlardı”

Bugün ise II. Abdülhamit’i rol model edinenler, daha farklı olarak, kalpleri Araplar için atıyor. Türkiye’de “Türk” olmanın manasını kavrayamamış olanların “Türküm” demeyi ırkçılık olarak görüp Arap seviciliğini en üst seviyelere çıkararak, asıl ırkçılığı kendileri yapıyorlar. Hatta bir Laz ve Kürt “Türküm” dediğinde; “sen ne saçmalıyorsun böyle… Sen Lazsın/kürtsün” diyebiliyorlar.

Ülkeyi yöneten zihiniyet ise, bu kafa yapısına sahip avamın cehaletine güvenerek “Ümmet-Ensar-Muhacir” üçleme maskelemelerini bıkmadan usanmadan yapıyor olsalar da, bu tiyatrolara inanların sayısı her geçen gün azalıyor.

Peki, öyleyse muhalefet Türkiye’de planlı sessiz istilanın gerçekleşmesi için getirilen sığınmacılar üzerine neden fazla gitmiyor?

Muhalefet bloğunun bu konuda devlet aklı ile hareket ettiğini düşünüyorum. Bu konunun üzerine çok giderse bunu fırsata çevirmek isteyenler yerli ve kirli kirpto işbirlikçi unsurlar, halkı ve masum sığınmacıları sokağa dökerek çatışma ve iç savaş ortamı oluşturmaya yeltenebilirler. Sonrasında iç savaş çıkarılırsa Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO’nun durumdan vazife çıkararak TÜRKİYE’yi koruma tiyatrosu ile ön işgale ve nihayetinde BOP’un etki alanının genişlemesine fırsat oluşturur.

En azından bir partinin bu sorunu sokak hareketlerine sebebiyet vermeyecek derecede gündemde sıcak tutması DEVLET AKLIstratejisidir.

Şimdi aklınıza “iç savaş neyse de BM, NATO ve BOP ile işgal ne alaka?” diye bir soru gelebilir…

Süreci en başından anlatarak başlayalım;
Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Başbakanlıktan azli sonrası Başbakan olarak göreve başlayan Binali Yıldırım Külliyede MGK’ya katıldı. Yeni Bakanlar Kurulu, bir teklifi 30 Mayıs’ta karara bağladı. Teklif, hemen Cumhurbaşkanı’na sunuldu ve 1 Haziran 2016’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Peki, neydi o karar?

Türkiye’de iç kaos çıkması durumunda yapılacak olanlar ilgili karardı.

O kararın ayrıntıları ise şöyle;
5 bölüm halinde 24 maddeden oluşan 2016/8858 sıra sayılı karar ile ‘Türk askerlerinin yurt dışında; NATO askerlerinin ise Türkiye’de; “TBMM kararı olmadan konuşlandırılmasına” izin veriliyordu.

Karara göre; “Ülkede kaos çıkması durumunda, ‘çatışmayı önlemek” maksadıyla NATO’nun ‘Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti’ni hiçbir izne ihtiyaç duymadan 48-72 saat içinde bölgeye göndermesinin önünü açıyordu. Daha da önemlisi ise, müdahale için onay beklenilmesi halinde, sürec ‘tehlikeli’ şekilde uzar diye milli irade Meclis devre dışı bırakıldı. NATO bu kararla kara, deniz hava personelinden oluşan 5 bin kişilik tugayı 48 saat içinde istediği yere indirme hakkı elde etmişti.

Bu kararla NATO 5-7 gün içinde 10 bin kişilik tugay daha gönderebilecektir. Türkiye’de bir iç çatışma çıksa, yada Suriye’den Türkiye’de iç çatışmalara yol açabilecek bir saldırı gelse, 5 gün içinde 15 bin NATO haçlı askeri Meclisin kararıyla değil, NATO’nun kararıyla gelip konuşulanabilecektir.

Şaşırdınız değil mi?
Hiç şaşırmayın ve kendinize gelerek bir sonraki süreç ne olabilir üzerine düşünün. Türkiye’deki sığınmacı unsurların içinde ülkeye sızdırılmış olup, askeri eğitim, istihbarat, saldırı ve savunma için yetiştirilmiş unsurları ve masum sığınmacıları kullanabilir. Böylece planlanmış krizi operasyonel hale getirip Türkiye’nin stratejik bölgelerine kalıcı konuşlanma bile elde edecektir.

Yine de “abartıyorsun” diyorsanız 5 bölüm ve 24 maddeden oluşan 2016/8858 sıra sayılı resmi gazete yayınlanara resmileşern bakanlar kurulu kararı tekrar okumanızı öneririm. Çünkü cevaplar zaten içinde…

Peki, sade vatandaşlar olarak bizler ne yapmalıyız?

Tehditleri öngörerek herkesi uyanık tutmak yeni bir kuvayi milliye görevidir artık.

Bu tehditleri her yerde anlatmak her bir bireyin görevi olmalıdır. Bunun içinde herkes kendine bu hafta kaç kişiye anlatabilirim diye hedef koymalı. Bunu yaparken sığınmacıları vurup, kırmayı, yaralamayı, öldürmeyi değil, Stratejik Göç Mühendisliği kapsamında karşı karşıya bırakıldığımız tehlikeleri belirtip sürecin alt yapısına dair şeytani hazırlıklarıda doğru aktarmak kritik önem taşımaktadır. Bu doğru iletişim teknikleriyle yapılırsa anlatım yapılanlarda yeni kuvayı milliye olacak bu halk hareketine mutlaka katılma ihtiyacı hissedeceklerdir.

İstanbul’un 1918 de İşgal kuvvetlerinin İstiklal Caddesindeki geçit törenindeki o fotoğraflardaki görüntülerin tekrarlanmasını kimse istemez.

Görünen o ki, artık gözümüzü 4 değil 14, hatta 144 kat daha fazla açmamız gereken zamanlarındayız artık. Yoksa surlarımızda gedik açmak isteyen ABD İngiltere başta olmak üzere küreselcilerin ve şeytan soyunun hizmetkârı olan BM ve NATO, 18 tane Haçlı seferini savuşturmuş bu millete bu sefer 19.Haçlı seferiyle surlarımızda kapanmaz gedikler açabilirler.

Bu işgale fırsat vermemek için öncelikli olarak NATO’ya verilen müdahale yetkisi kararı mutlaka iptal edilmelidir.

Sonrasında ise Suriye rejimi ile ortak konsensus oluşturup, en fazla iki sene içerisinde Suriyeli sığınmacılarla kardeşane helalleşilerek davul ve zurnayla düğüne gider gibi yurtlarına uğurlanmalıdır.

Vesselam…
Sadi ÖZGÜL

İnceleyeceğiz ...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s